*Ne kadar ilginç bir dilekçe... Boşuna tarih tekerrürden ibarettir
demiyorlar....*


*19 Şubat 2010*

<http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=12109>





*Arslan BULUT*

Bir ordu komutanından Genelkurmay'a dilekçe!

Yargı depremi tartışıladursun, biz TSK'yı çökertmeye yönelik asimetrik
psikolojik operasyona dönelim.
Bilindiği gibi suçlamalar öyle bir noktaya vardı ki TSK'nın tasfiye edilmesi
ve yeni ordu kurulması bile teklif edildi. Bazı kalemlere göre TSK bir suç
örgütüdür!
Peki böyle bir durumda TSK'nın kendisini nasıl savunması gerekirdi?
Türk Ordusu'na yönelik suçlamalara nasıl cevap verileceğine örnek
olabilecek, bir ordu komutanından Genelkurmay Başkanlığı'na gönderilen bir
dilekçe var.
Dilekçe şöyle başlıyor.
"Ordu komutanlarının sefil, çete başı ve dolayısıyla orduların çete olduğu
ifade ediliyor. Savunmalarına hiçbir zaman gerek görmeyeceğim bazı kişiler
hakkında taşlamalarda bulunmak isterken, vatan ve millet için temiz ve masum
duygularla ve türlü zorluklar içinde namus görevini yapan ordularını çete ve
aynı şartlarla karşı karşıya bulunan ve tek dayanağı namus ve
haysiyetlerinden ibaret bulunan ordu komutanlarını sefil ve çete başı olarak
niteleyip dillere düşürmek ne büyük bir ahlâksızlık ve sefil bir
vicdansızlıktır."
Ordu komutanının kim olduğunu merak ediyorsunuz değil mi?
Erzurum Savcısı tarafından çete soruşturmasında şüpheli sıfatıyla ifade
vermeye davet edildiği halde gitmeyen 3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray
Berk değil.
Sanıyorum o da Genelkurmay Başkanlığı'nda görüşmeler yaptı ve fikirlerini
ifade etti ama üstlerine sözlü olarak ne dediğini bilmiyoruz.

* * *

Biz, ordu komutanının dilekçesine devam edelim:
"Türk Ordularını, onların namuslu komutanlarını bu surette göstermek
yeteneği, ancak vatan ve milletin çöküp dağılmasını arzu eden bir alçakta
bulunabilir. (Burada dilekçe sahibi, ordu komutanlarının adlarını sayıyor)
... Namus ve doğruluklarından asla şüphe edilmeyecek olan ordu komutanı
arkadaşlarımın bu rezilce teşhire karşı ne diyeceklerini bilmem. Yalnız
kendi nam ve hesabıma beyan ederim ki benim başında bulunmakla övündüğüm
ordular, haydutlardan değil, soylu Türk Milleti'nin namuslu çocuklarından
kurulu idi.
O sefil iftiracı şunu da kesin olarak bilmelidir ki ben hiçbir vakit vagon
vagon altın teslim alan sefil ve haydut başlarından değilim. Bu namussuzca
iftirayı ve sahibini lanetlerim. Bu iftiracı hakkında gereken kanuni işlemin
yerine getirilmesi istirham olunur."
Diyeceksiniz ki kim bu ordu komutanı?
Kim olacak Mustafa Kemal Paşa!

* * *

Alev Coşkun, Cumhuriyet kitapları arasında çıkan "Samsun'dan Önce Bilinmeyen
6 Ay" adlı kitabında belgeleriyle bu olayı da inceledi. Hukuk-i Beşer
gazetesi, 14 Mart 1919'da Damat Ferit Hükümeti'ni hitaben bir yazı dizisi
yayınlamaya başladı ve ordu komutanlarına çok ağır suçlamalarda bulundu
Yazıyı, 31 Mart 1909 olaylarını kışkırtan Mevlanazade Rıfat yazıyordu.
Mevlanazade Rıfat, "Kağıt paranın geçerli olmadığı yerlerde ordu ve mülkiye
memurlarının ihtiyaçları için milyonlarca altın ve gümüş para bastırılarak
vagon vagon ordu komutanı denilen âli sefillere, (yüksek mevkideki
alçaklara) daha doğrusu haydut başlarına teslim edildi" diyordu.
İşte bu iddiaya kimse ses çıkarmayınca Mustafa Kemal Paşa yukarıdaki
dilekçeyi yazdı.
Mustafa Kemal Paşa, dilekçede Osmanlı ordusu diyordu, ben ilk planda
dilekçenin yazarı belli olmasın diye bu ifadeleri Türk Ordusu olarak
kullandım. Dilekçe basında da yayınlanınca Mevlanazade tarafından mahkemeye
verilen Mustafa Kemal Paşa, avukatından davanın uzatılmasını istedi. Çünkü
19 Mayıs'ta Anadolu'ya geçecekti.

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap