---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Kimden: Dr. Ahmet Girgin


*ERZİNCAN BAŞSAVCISINI TEHDİT EDEN BAKAN CEMİL ÇİÇEK MİYDİ?*

Şimdi de *Erzincan*'da yaşananları derli toplu anlamamıza yardımcı olacak
bir rapor yayınlıyoruz.

*CHP İzmir milletvekili Ahmet Ersin tarafından hazırlanan rapor aynen şöyle:
*

****

*ERZİNCAN RAPORU*

Erzincan'daki İsmailağa Cemaati ile ilgili gelişmeler ve Başsavcıya yönelik
girişimlerle ilgili 17.08.2009 tarihli soru önergem yanıtlanmayınca,
10.11.2009 tarihinde tekrar soru önergesi verdim. Ancak ilk soru önergem
sayın TOPTAN tarafından işleme konulmuş olmasına karşın, ikinci soru önergem
sayın ŞAHİN tarafından iade edilmiştir.

Bunun üzerine, Erzincan Başsavcısı ve İl Başkanı ile yaptığım telefon
görüşmesinden sonra sorunu ilgililerinden dinlemek amacıyla 20.12.2009 Pazar
günü Erzurum'a giderek önce H tipi cezaevinde bulunan MİT Bölge Müdürü
Şinasi DEMİR ve yardımcıları Kıvılcım ÜSTEL ve Sadri Barkın İNCE ile 1 saat
görüştüm. Yine Erzurum'da, askeri cezaevinde yatan Erzincan İl Jandarma
İstihbarat personeliyle de görüşmek istediysem de, MSB'nın izni gerekli
olduğu gerekçesiyle bu görüşmeyi o gün için gerçekleştiremedim. Günlerden
Pazar olmasına karşın MSB'na ulaşarak izin konusunda yardımcı olmasını
istedim ve Erzincan'a geçerek gece bir evde Başsavcı İlhan CİHANER ile
buluştum. Başsavcı ile görüşmemiz gece geç saatlere kadar sürdü ve
Erzincan'da geceledim. Pazartesi sabahı Garnizon Komutanı ve kendi isteğiyle
ADD Başkanı ile de görüştükten sonra, Erzurum'a dönerek Askeri Cezaevinde
yatan Erzincan Jandarma İstihbarat Şube Başkanı Binbaşı Nedim SEVER, ve
yardımcıları Üsteğmen Ersin ERGUT ile Astsubay Orhan ESİRGER'le 1 saatten
fazla görüştüm ve akşam uçakla Ankara'ya döndüm.

******

*1-*Erzincan'da Valilikte düzenlenen güvenlik toplantılarında, İsmailağa
Cemaati mensuplarının faaliyetlerinin arttığı ve küçük çocukları evlerinden
toplayarak yasadışı dini eğitim verdikleri, yine yasadışı yardım ve bağış
topladıklarının tespit edilmesi üzerine; Başsavcı, 2007 Aralık ayında cemaat
hakkında soruşturma başlatmıştır.

Yani, İsmailağa cemaati ile ilgili soruşturma, Başsavcının keyfi bir
girişimi değildir. İl Güvenlik Kurulunun gündemine gelen bir sorun olarak
soruşturma başlatılmıştır.

Mahkemeden alınan izinle telefon dinlemeleriyle de desteklenen ve 15 ay
süren takip ve soruşturmada: Cemaatin Türkiye'yi 13 bölgeye ayırdıkları, her
bölgenin sorumlusunun merkezden (İstanbul) atandıkları, örgütün (El Maruf)
adlı eleman kazanma ve propaganda birimlerinin olduğu, hemen her ilde kanuna
aykırı olarak faaliyet gösteren kreş, yurt, vakıf ve dernekleri olduğu ve
evlerden topladıkları küçük yaştaki çocuklara buralarda yasadışı eğitim
verdikleri tespit edilmiştir. İzinsiz kurslardan alınan ücretler, toplanan
nakdi yardım ve bağışlarla, bağışlanan taşınmazların kira ve satış gelirleri
ile vaaz, CD ve kitaplardan elde edilen gelirlerin merkeze (İstanbul)
gönderildiği, ayrıca Filistin'e yardım, Çeçenistan'a yardım gibi izinsiz
kampanyalar düzenledikleri anlaşılmıştır. Cemaatin çok büyük ekonomik güce
sahip olduğu ancak nerelere ve nasıl harcandığı bilinmemektedir. Erzincan'da
belirlenen adreslere 2 kez polis baskını yapılmışsa da sonuç alınamamıştır.
Baskınlar öncesinde Emniyetten cemaate bilgi sızdırıldığı kuşkusuna kapılan
Başsavcı, bu kez soruşturmayı Jandarma ile sürdürmüştür. Nitekim tespit
edilen 16 eve 23.02.2009 günü Jandarma ile yapılan baskında, cemaatin
yasadışı faaliyetlerine ilişkin belgeler ele geçirilmiş ve 18 kişi gözaltına
alınmış, söz konusu evlerde yasadışı eğitim verilen 64 küçük çocuk
ailelerine teslim edilmiştir.

Aynı gün Devlet Bakanı sayın Cemil ÇİÇEK Mardin'den Başsavcıyı arayarak,
gözaltındaki cemaat mensuplarının serbest bırakılmasını istemiş, bir gün
sonrada Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdür Yrd. Çetin ŞEN arayarak (
Bu işlerle uğraşanların başı belaya girer) diyerek, Başsavcıyı üstü kapalı
şekilde tehdit etmiştir.

Başsavcı, bu baskı ve tehdide rağmen gözaltındaki cemaat mensuplarını
sorguya göndermiş ve cemaatin 9 mensubu tutuklanmıştır.

******

*2-* Erzincan'da başlayan soruşturma, telefon tespitleri sonucu 20 il'e
yaygınlaşarak, Gülen Cemaatini de kapsamıştır. Bu arada telefon
dinlemelerine Yeni Şafak Gazetesi sahibi Ahmet ALBAYRAK ( ayrıca da
dinlenmiştir), İstanbul Belediye Başkanı Kadir TOPBAŞ ve eski Bakan Osman
PEPE'de takılmıştır. (Telefon tespitleri CD olarak ekte arzedilmiştir).

*3- *Soruşturmanın giderek genişlemesi üzerine, kimliği belirsiz bir kişi,
İsmailağa Cemaatinin silahlı örgüt olduğunu belirten imzasız bir dilekçeyi
Erzurum Özel Yetkili Savcısına göndermiştir. Buradaki amacın, soruşturma
dosyasınının CMK 250. madde gereği Erzurum Özel Yetkili Savcıya devrinin
sağlanması olduğu açıktır. Nitekim, dinlemelerde bazı cemaat mensuplarının,
daha Erzurum gündemde yokken birbirleriyle ( dosya Erzurum'a gidecek) diye
müjdeli haberleşmeleri tespit edilmiştir. Dolayısıyla bu ihbar mektubunun
cemaatin bilgisi dahilinde ve bir cemaat mensubu tarafından gönderildiği ve
soruşturmanın Erzurum Özel Yetkili Savcısı tarafından yürütülmesinin
istendiği anlaşılmaktadır.

******

*4- *Erzincan Başsavcısı bu ihbar mektubunun düzmece olduğu nedeniyle,
dosyayı Erzurum'a göndermek istemeyince, devreye Adalet Bakanı girmiş ve
Erzincan'a müfettişler göndermiştir. Başsavcı, müfettişlerin de baskısıyla
dosyayı (Gülen Cemaati dosyasını ayırarak) Erzurum'a göndermiştir.

*5- *Soruşturma dosyasını alan Erzurum Özel Yetkili Savcı Osman ŞANAL,
İsmailağa Cemaatine yönelik soruşturmada ve baskınlarda görev alan Erzincan
Jandarma İstihbarat Şubesinde arama yaparak Üsteğmen Ersin ERGUT ve Astsubay
Orhan ESİRGER'i gözaltına aldırmıştır.

******

Arama kararını veren Erzurum 2. Ağır Ceza Hakimi İsmail ŞAHİN'nin bu arama
konusunda iki farklı kararı vardır. Her iki kararda, Değişik İş No: 2009/785
numaralı dosyadan ve 18.11.2009 tarihlidir. Kararlardan birisinde, arama
yapılacak kişilerin ismi ve arama yapılacak adresler yoktur. Diğerinde ise
Üsteğmen ile Astsubayın ismi ve adresleri yazılıdır. ( Her iki karar da ekte
sunulmuştur).

Ayrıca, her iki kararda şüphelilerin evleri ve araçlarına arama yapılması
belirtilmişse de, İl Jandarma Alayındaki İstihbarat Şubesinde de arama
yapılmıştır. Hangi suç nedeniyle arama yapılacağı belirtilmemiştir. Yani her
iki arama kararı da yasaya uygun değildir.

Bu husus Özel Yetkili Savcıya itiraz olarak belirtilmişse ve hatta çok ciddi
tartışmalar yaşanmışsa da , savcı itirazları dikkate almadan keyfi şekilde
arama ve gözaltı işlemlerini tamamlamıştır. İki gün sonra da Şube Başkanı
Binbaşı gözaltına alınmıştır. Üç Jandarma İstihbaratçı da tutuklanmışlardır.

******

*6-* Erzurum Özel Yetkili Savcı 4 Aralık günü 25-30 polisle Erzincan MİT
Bölge Müdürlüğünü kuşatarak binada arama yapmış ve Bölge Müdürü ile iki
yardımcısını gözaltına aldırmıştır. Bu arama ve gözaltılar da hukuksuzdur.

2937 sayılı MİT Yasasının 26-27. maddelerine göre, MİT görevlileri hakkında
soruşturma yapılması Başbakan'ın iznine tabidir. Bu izin alınmadan keyfi bir
şekilde MİT binasında arama ve gözaltılar yapılmıştır. Nitekim, cezaevinde
görüştüğüm MİT personeli, itirazlarının dinlenmediğini, çatışmanın eşiğinden
dönüldüğünü söylemişlerdir. MİT personeli, neden arama yapıldığını, neden
gözaltına alınıp tutuklandıklarını bilmemektedirler. Kaldık ki MİT Bölge
Müdürü 1 Temmuz 2009 tarihinde Erzincan'a atanmıştır.

*7-* Müfettişlerin İnceleme ve Soruşturma Raporu ve (sağduyulu bir grup
Erzincanlı), ( Duyarlı ve Mağdur Bir Vatandaş) gibi belirsiz kişilerin
şikayeti ile Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı hakkında meslekten çıkarma ve 26
yıla kadar hapis istemiyle iddianame hazırlanarak, Tunceli Ağır Ceza
Hakimliğine verilmiştir. ( İddianame ve Başsavcının HSYK'na yaptığı savunma
ektedir).

******
*
SONUÇ*

Ekte sunduğum telefon dinleme CD'nin de incelenmesinde görüleceği gibi
Erzincan'da, İsmailağa Cemaati ile ilgili başlayan soruşturma, bazı
politikacılarla işadamlarını ve Fethullah GÜLEN Cemaatini kapsayarak, 20
İl'e yayılmıştır. Başsavcının söylediğine göre, bu 20 İl'de operasyon yapma
hazırlığındayken, dosya uyduruk ve maksatlı bir dilekçe bahane edilerek
elinden alınmıştır.

Anlatılanlara göre Üniversite öğrencisi olan gizli tanık Erzincan MİT
Başkanlığının İnternet Sitesine yazdığı mail ile, mensubu olduğu Nurcu
KURDOĞLU tarikatının Hizbullahçı olduğunu, gerek bu tarikat ve gerekse
üniversitedeki yapılanmalarla ilgili MİT'le çalışmak istediğini
bildirmiştir. Bunun üzerine MİT Başkanlığı tarafından, Erzincan Bölge
Müdürlüğüne bu kişiyle temasa geçilmesi talimatı verilmiş ve bu talimat
üzerine Mayıs 2009 ayından itibaren kişiden bazı bilgiler alınmıştır. Ancak
verdiği bilgilerin tutarsızlığı nedeniyle Ekim ayında ilişki kesilmiştir.

Şimdi bu kişinin, MİT aleyhine gizli tanık olduğu ileri sürülmektedir.
Muhtemelen ilişkinin kesilmesi üzerine savcılığa gitmiş veya hem MİT'le hem
emniyetle ikili çalışmıştır.
MİT Bölge Müdürlüğünün basılması, aranması elemanların gözaltına alınıp,
tutuklanmaları, 2937 sayılı MİT yasasına aykırıdır.

******

Erzincan-Kemah arasında Sarıyazı Köyü yakınlarında 11.08.2008 tarihinde
uzaktan kumandalı mayın patlatılması sonucu 1 Yarbay ve 8 personel şehit
olmuştur. Saldırıyı PKK üstlenmiştir.

Tutuklu Jandarma İstihbarat Şube Müdürü Binbaşı Nedim SEVER ve yardımcıları,
sorguda gerek savcı ve gerekse yargıcın kendilerine ( o mayını siz mi
koydunuz) diye sorduğunu ifade ettiler. Bu durum görüştüğüm Garnizon
Komutanı tarafından da doğrulanmıştır. PKK tarafından kabul edilen Reşadiye
saldırısının bazı hükümet üyeleri ve AKP'nin bazı yöneticileri tarafından,
kamuoyunun kafasını karıştırmak ve saldırıyı TSK üzerine yıkma çabaları
hatırlandığında, soruşturmayla ilgisi olmayan bu sorular TSK'ya yönelik bir
tezgah hazırlığı olarak değerlendirilebilir.

***** *

Erzurum 2. Ağır Ceza Hakiminin aynı dosya numarası ile ve aynı tarihli,
birinin şüpheliler ve adresleri boş, diğerinde Üsteğmen ve Astsubayın isim
ve adreslerinin yazılı olduğu, aynı dosyadan aynı tarihli iki arama ve
gözaltı kararı vermiş olması düşündürücüdür.(Her iki karar ektedir).

Ayrıca her iki kararda da ev ve araçların aranması belirtilmişken, Özel
Yetkili Savcının itirazlara rağmen Erzincan Jandarma Alay Komutanlığına
girerek istihbarat şubesinde arama yapmasında keyfiliğin ötesinde kasıt
aramak gerekir.

Erzincan'daki cemaat soruşturması, bazı çevrelerce Albay Dursun ÇİÇEK
tarafından yazıldığı ileri sürülen İrtica ile Mücadele Eylem Planıyla
ilişkilendirilmek istenmektedir. Dolayısıyla Başsavcı, MİT ve Askeri
personel Ergenekonla bağlantılanmaktadır. Oysa, cemaat soruşturması 2007
Aralık ayında, üstelik Valilikteki Güvenlik Toplantısında gündeme gelmesi
nedeniyle başlatılmış, sözkonusu Eylem Planının ise 2009 Nisan'da yazıldığı
ileri sürülmektedir. Arada 1,5 yıla yakın süre vardır.

******

Sonuç olarak, yasalar çiğnenerek yapılan arama ve gözaltılar, tutuklamalar
ile Erzincan Başsavcısı hakkında 26 yıl hapis istemi ile dava açılması,
cemaat soruşturmasına misilleme yargıya baskı, yıldırma ve cemaatlere
dokunanları cezalandırma mesajları içermektedir.
Özel Yetkili Savcıların yasal durumu ve yetkilerinin sınırları gözden
geçirilmelidir. Bazılarının hükümetin telkinlere ve yönledirmelerine açık
oldukları hatta talimatla hareket ettikleri ve kolaylıkla hukuk dışına
çıkabildikleri görülmektedir. Keza, hukuk sistemimize sokulan sahibi
belirsiz ihbar mektupları, kurgulanmış gizli tanık ve itirafçılar bir terör
halini almıştır. Ergenekon soruşturması ile başlayan bu durum,
genelleşmektedir.

Özellikle Özel Yetkili savcılar kimliği belirsiz bir ihbar mektubu veya
gizli tanık veya itirafçı beyanlarına dayanarak başka delil toplama yoluna
başvurmadan ve şüpheli veya sanıkların haklarını gözetmeden yani yasal
gerekleri yerine getirmeden doğrudan arama talebinde bulunmakta ve
gözaltılar yapmaktadır. Mahkemelerde delilleri incelemeden kolaylıkla
tutuklama kararları vermektedirler. Tutuklamalar tedbirin ötesinde
cezalandırmanın parçası haline gelmiştir. Nitekim Erzincan'daki MİT ve
Jandarma personeli ile ilgili delil torbalarının mühürü açılmadan, yani
deliller incelenmeden tutuklama kararı verildiği ileri sürülmüştür.

Arz ederim. 25.12.2009

*Ahmet ERSİN
İzmir Milletvekili*


*Odatv.com*
 __._,_.___


-- 
Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün, "Ne mutlu Türküm diyene!''
anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle
kalacaktır.

Cesaretin bittiği yerde, Esaret başlar.

http://ozkanbostanci.blogcu.com/

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap