*ANADİLİM TÜRKÇEM*

Anadilim, Türkçem gülmüyor artık. Umarım, "Hiç dil gülümser mi, olacak şey
değil !" demiyorsunuzdur.
Bir çiçeğin açması o çiçeğin gülümsemesidir. Her ağacın meyve vermesi onun
gülen yüzüdür. Bir dilin tebessümünü de o dili konuşanların kendi dillerini
çok iyi bilmeleri, korumaları ve geliştirmeleri sayesinde gözler önüne
serilir.
Anadilimiz Türkçeyi bir ağaca benzetebiliriz. Bu ağacın kökleri harfler,
gövdesi heceler, dalları kelimeler, yaprakları cümleler ve meyveleri
metinlerdir ( şiirler, hikâyeler, romanlar vb.).
Bir ağaç emek sarf etmeden, hizmet etmeden yetişmiyorsa, bir dilin de
gelişmesi uğraş, çaba gerektirir. Ağaç bahçıvan ister, kendisini sulayan,
gübreleyen ve gereksiz dallarını budayan. Dil ise gramerine dikkat, kelime
hazinesine bolluk ve zenginlik ister. Ve yabancı dillerden kendisine
bulaşmış gereksiz kelimeleri elimine edecek aydınlar ister.
Dil bir milletin, onu konuşan her topluluğun kültürel varlığının en önemli
göstergelerinden biridir. Anadilimiz her şeyimizdir. Kimliğimiz,
kültürümüzdür. Birleştirici unsur olarak topluluğumuzu bir arada tutar.
Kültürümüzü de onun sayesinde ayakta tutar, geliştiririz. Milletlerin, büyük
küçük toplulukların en büyük ve birleştirici değerleri din, dil, müşterek
kültürleridir. Konfiçyüs, '' bir milleti yok etmek istiyorsanız işe önce dil
ile başlayın" demiş.
Biz Bulgaristan Türkleri olarak varlık sebeplerimiz olan, annelerimizin dili
olan Türkçemizin önemini, bu dilin bu ülkede konuşulabilmesi için ne
bedeller ödendiğinin ne kadar bilincindeyiz acaba diye düşünüyorum.
Bugünlerde ana dili Türkçe olan biz gençlerin kaçta kaçı gereğince türkçe
yazıp okuyabiliyoruz? Konuşma dilimiz hangi düzeyde? Anne ve babalarımızla,
kardeşlerimizle konuşurken güzel Türkçemizi ne gibi kusurlarla zedeliyoruz?
Okullarda Türkçeyi, Bulgarcayı, İngilizceyi karıştırarak bir "dil salatası''
yapıp, güzelim Türkçemizi bir "semantik teröre'' teslim edecekmiyiz?
Biz, Bulgaristan Türk gençliğinin anadilimiz olan Türkçemizi öğrenip
geliştirmemizde okullarda türkçe derslerinin rolü çok büyük olduğunu
düşünüyorum. Ne var ki, bu derslerin birçok yerde düzenli olarak
verilmediğini görmek mümkün. Bir yandan öğrencilerin ilgisi yetersizken, öte
yandan da Türk dili öğretmenlerinin az olmasından anadilimizin
öğretilmesinde sorunlar yaşanmakta.
Türkçemizi sadece okullarda aldığımız bilgilerle yeterince
geliştiremeyeceğiz. Yazılı basının bu yönde yararı tartışma gerektirmiyor.
Kendi çocukluğumdan biliyorum, Türkçe olarak yayımlanan ''Balon'', "Filiz",
"Cırcır" , ''Güven'', ''Kaynak'', "Ümit", ''Kırcaali Haber'' vb. yazılı
basının ürünü olan gazete ve dergiler dil bilgilerimizi geliştirdi,
Türkçemizi sevmeyi öğretti bizlere.
Ülkemizde Türkçe radyo ve televizyon yayınlar var ile yok arası. Buna
üzülmemek elde değil. İyi ki, demokrasi döneminde dünyaya açıldık ve
komşumuz Türkiye TV kanalları dilimizi geliştirmemizde bize son derece
olumlu katkıda bulunuyorlar. Bence genç arkadaşlarımın büyük bir oranı
anadilini bu yolla geliştirmek durumunda.
Yaşadığımız yerleşim yerlerinde gerçekleşen kültür-sanat etkinliklerinin
payına ve önemine değinmek istiyorum konumuz anadilimiz, türkçemiz
açısından. Bu topraklarda doğan şair ve yazarlarımızı tanıtma amaçlı
Edebiyat toplantılarına katılma şansım oldu. Bundan 3 yıl evvel bizim küçük
ama güzel ve sevimli şehrimiz Ardino'da türk edebiyatının ustalarından biri
olan Ardino doğumlu şair ve yazarımız Sabahattin Ali'nin 100. doğum
yıldönümü kutlandı. Toplantıda Bulgaristan Türklerinin Edebiyatında önemli
yer alan şair ve yazarlarımız hazır bulundu. Büyük yazar ve şair Sabahattin
Ali'nin kızı Prof. Filiz Ali'nin de değerli konuğumuz olması anma
toplantısına ayrı bir heyecan kattı. Vurgulamak istediğim şudur: bu toplantı
gibi faaliyetlerin özellikle biz genç nesil için hem eğitici, kültür
hazinelerimizi zenginleştirici, hem de dil zevkimizin ve anadil sevgimizin
gelişmesi bakımından katkıları çok fazladır.
Günümüz teknoloji çağında yeryüzünün diğer sakinleri ile anlaşabilmek için
en azından birkaç dile ihtiyaç duyuyoruz.
Ülkemiz Bulgaristan'da doğduk, büyüyoruz. Meslek sahibi olup yaşamımızı
burada sürdüreceğiz. Ülkemizin resmi dili Bulgarcadır. Onu da iyi öğrenip
düzgün konuşmaya özen göstereceğiz. Ama kendi dilimizin küçümsenmesine
meydan vermeden, Türkçemizi en güzel, en düzgün bir şekilde öğrenip doğru
kullanacağız. Anadilimize hakim olmak durumunda olduğumuzu asla unutmadan.
Görevimiz Anadilimizi iyi bilmek, Türkçe yazı dilimizi geliştirmek ve
elbette düzgün konuşmaktır. Anadilimiz Türkçe bizim ruhumuz, canımız ve
atalarımızın bize bıraktığı en değerli varlığıdır. Anadilimiz Türkçe
vicdanımız ve namusumuzdur. Kimsenin Türkçemize el uzatmasına izin
vermiyeceğiz.
Anadilimiz Türkçe ile muhabbet destanları yaratan dedelerimiz bu en kıymetli
varlıklarını bize miras bırakırken aynı zamanda bir de anadilimizi koruyup
gözetmeyi, yani gülümsetmeyi vasiyet etmişlerdir.
Anadili Gününde ve UNESCO tarafından ilan edilen Kültürlerarası Uzlaşma
Yılı'nda sözümü Azerbaycan'ın büyük Ozanı Bahtiyar Vahabzade'nin "Ana dili
'' başlıklı güzel bir şiirinden alıntıyla bağlamak istiyorum:

Bu dil - tanıtmış bize bu dünyada her şeyi
Bu dil - ecdadımızın bize goyup getdiyi
En gıymetli mirasdır, onu gözlerimiz tek
Goruyub, nesillere biz de hediyye verek.

Evet, atalarımızın bize bıraktıkları değerli mirasımız Türkçemizi
koruyacağız ve onu gelecek nesillere hediye vereceğiz!
Biraz karamsar başladım sözüme, iyimserlikle tamamlamak istiyorum:
Anadilim - Türkçem, her şeye karşın, gülümseyecek!


Gündoğan Ömer

Ardino
"Hr. Smirnenski" Meslek Lisesi
XII sınıf öğrencisi

*Not: Bu yapıt Kırcaali Haber Gazetesi tarafından düzenlenen "Anadilimiz
Türkçe" adlı kompozisyon yarışmasında derece kazanmıştır. *

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap