İçinde yaşadığımız karmaşa ortamı içinde ülkemizde oluşan "ordu kaynaklı" olayları alt alta yazmakta büyük bir yarar vardır. 1.- Mustafa Kemal Atatürk'ün önderlik ettiği kurtuluş hareketi. Hepimiz biliyoruz, emperyalizme ve onun işbirlikçisi durumuna düşen Saray çevresi ve "yandaş"larına karşı verilen silahlı mücadelenin öncü gücü [halk içinde yeniden örgütlenen] Türk Silahlı Kuvvetleri'dir. Ulaşılan zafer sonucunda emperyalist ordular ve işbirlikçileri ülkeden temizlenerek, uygar, tam bağımsız ve demokratik bir toplumun temelleri atılmıştır.
2.- 27 Mayıs Devrimi: "Atatürk Devrimlerine karşı sürdürülen hareketlerin odağı" durumundaki bir siyasi parti yönetiminin dışa bağımlı ve anti demokratik politikaları sonucunda Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koymuş ve tırmanan "Karşı Devrim" sürecine "dur" denmiş, demokratik hak ve özgürlüklerin olağanüstü bir biçimde geliştirilerek yer verildiği 1961 Anayasası kabul edilerek, demokratik sürece hız kazandırılmıştır... 3.- 12 Mart darbesi: Karşı devrim sürecinin tırmanışının önünün kesilmesi karşısında emperyalist güçlerin oluşturdukları "çare" kapsamında gerçekleştirilen 12 Mart askeri darbesi, 27 Mayıs Devrimi'nin kazanımlarını önemli ölçüde geri almış ve gelişen toplumsal muhalefete şiddet kullanarak gözdağı vermiştir. Atatürkçü aydınlar zindanlara atılmış, işkenceler, baskı ve tehditlerle emperyalizme karşı oluşan bilinçli halk örgütlenmelerine gem vurulmuştur... 4.- 12 Eylül Darbesi: 12 Martın önünü kesmek istediği "tam bağımsızlık" ideali ile Atatürkçü düşüncenin toplumun damarlarında kök salması önlenemeyince, daha kapsamlı bir sindirme hareketi gerekli görülmüştür... Bu süreçte Turgut Özal'ın başını çektiği neo-liberal ekonomik akımların da halkın gönüllü rızası ile uygulanması mümkün görülmüyordu... Türk milli ekonomisini emperyalist çıkarların güdümüne bağlama stratejisinin arkasında disiplinli bir şiddet uygulamasına ihtiyaç duyulmuştu... Bu aşamada bulunan yegâne çare ise, Kenan Evren cuntasıdır... 5.- Ve bugün üretilen "sanal" darbe edebiyatı... Evet... Hiçbir zaman gerçekleşmemiş olan, eline silahı alıp ortaya çıkmamış olan... Geçmiş tarihli darbe planı iddia ve var/sayımları ile bugün yapılmak istenen şeyleri yukarıda sıraladığımız tarihi süreç içinde değerlendirmek gerekmektedir. Evet... Bugün de iktidarda "laiklik karşıtı eylemlerinin odağı olduğu" Anayasa Mahkemesi kararı ile tescil edilmiş bulunan bir siyasi parti bulunmaktadır. Bu siyasi parti, eğer gerçekten, "laiklik karşıtı eylemlerin odağı" durumunda ise, planı, programı ve stratejisinin, Cumhuriyetimizin bu en önde gelen değer ve ilkesini yıkma yönünde oluşturulmuş olması gerekmektedir... Bu durumda sözünü ettiğimiz bu siyasi gücün, Laik Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı olan sair güçlerle işbirliği yapması kadar doğal bir şey olamaz... Ve yine bu siyasi gücün, laik Türkiye Cumhuriyeti'ni koruyan ve kollayan milli güçlerle kavgalı olması kadar doğal bir gelişme olamaz... Türkiye bugün 12 Mart Askeri Cuntası'nın yıldönümü yaşıyor... Bu acı ve anlamlı yıl dönümünde Türkiye halkı, kimin tam bağımsız ve laik Cumhuriyet ilkelerini savunduğunu... Kimlerin ise, bu ilkelerin karşısında politika üretmekte olduklarını görmek ve bu iki siyasal gücü birbirlerinden doğru bir biçimde ayrıştırmak zorundadır... Silahlı müdahale, demokrasi söylemi, özgürlük talebi ve benzeri kavramların ne anlama geldiğini ve en önemlisi kimlerden ve hangi amaçlarla geldiğini de değerlendirerek doğru yorumlamakla yükümlüdür. Yazımızın başında da ifade ettiğimiz üzere, özü itibariyle Türk Bağımsızlık Savaşı'nın öteki adı, Anadolu İhtilali'dir... Öte yandan şeklen yapılacak bir değerlendirmeyle, 12 Mart ve 12 Eylül darbeleri de, birer askeri hareketten ibarettir... Ama bir tanesinin hedefi, Türkiye'yi emperyalizmin işgalinden kurtarmak ve tam bağımsız ve laik bir Cumhuriyet oluşturmaktır... Ötekilerinin hedefi ise, emperyalizmin çıkar ve politikaları doğrultusunda toplumsal muhalefetin "tam bağımsız ve laik bir Türkiye" talebini bastırmak ve sindirmektir... Bugünün uyanık "yandaş" medya stratejisi ise, sap ile samanı birbirine karıştırarak, hokkabaz külahından tavşan çıkartmak ve "askeri darbe" söylemleri ile zihinleri bulandırarak, asıl hedefleri olan Atatürk Devrimleri'ni ve tam bağımsız ve laik Türkiye idealini yıpratmaktır... 12 Mart'ın yıl dönümü bizlere bu yöndeki bilincimizin tazelenmesi olarak bir imkân sunmaktadır. Bu imkânı, mümkün kılmak bizlere düşen birincil görevdir... www.soruyusormak.com www.dnm-ler.com -- You received this message because you are subscribed to the Google Groups "Gugukluhayat" group. To post to this group, send email to [email protected]. To unsubscribe from this group, send email to [email protected]. For more options, visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.
