Son yıllarda Türkiye'nin gümrük politikası anlaşılması gittikçe
zorlaşan bir tünelden geçiyor...
Gümrüklerden kolayca geçen; vergi, harç, gümrük resimlerini ödemeden
ülkeye giren "bazı" metalar var...
Meta mı desek, yoksa emtia mı?
Örneğin, Avrupa Birliği'nin güdümündeki tüm yasalar transit geçiyor
gümrüklerimizden... Doğru Ankara'ya varıyorlar. Ve Meclis kürsüsünden
balıklama atlayarak, genel kurulun gündemine girip yasa biçiminde
üretiliyorlar...
Milletin vekilleri evet oyu için kollarını kaldırırken ya da
önlerindeki elektronik alete fiyakalı bir parmak atarken,
eylemsizlikleri yüzünden kol ve parmak eklemlerine yerleşen müzmin
romatizmalarına da şifa oluşturuyorlar...
Değil mi ya?.. Gümrük Birliği anlaşmasını imzalamış bir devletiz,
bittabi böyle olacak... Bunda şaşılacak ne var?..
Şaşılacak çok şey var!..
Çünkü Türkiye'ye, elini kolunu sallayarak istediği gibi ve dilediği
kadar girebilen "emtia"lar belirli ve sayılı... Öyle her "şey" için bir
türden bir ayrıcalık "na" mevcut...
Örneğin kültür!..
Evet, kültür...
İster Edirne'den karayolu ile ülkeye girmek istesin ve ister uçakla
paldır küldür havaalanlarımıza iniş yapsın... Kültürün her çeşidi, T.C.
gümrüğüne takılıp, kalıyor...
Gümrüğe takılıp kalıyor; mevzuata takılıp kalıyor; istemezükçülere
takılıp kalıyor; tarikatlara, imam hatip okullarına, kendilerine liboş
payesi verilerek hizmet nişanına layık görülmüş bir kısım
"aydın[!]ımız"a ve hatta... Bizzat Kültür Bakanlığı'nın sayın
muhteremlerine ve onların "en/baş"ını oluşturan ve resmi biçimde
Cumhuriyet kültürünü korumak ve kollamakla görevli [ve sorumlu]
olanların oturması gereken koltuğu işgal eden zevata takılıp kalıyor,
saplanıp kalıyor...
Ama öte yandan da, felsefenin aydınlığı, edebiyatın derinliği ve
pozitif kültürün zenginliği, gümrük duvarlarına çarparak zedelenmiş
olan içerikleri ile küflenmeye terk edilmiş, biçare ve perişan bir
halde, aydınlanmanın emekçilerini bekliyor...
Bir ülkenin kültür üst/yapısı yabancıların kontrolüne geçmişse... Ve o
memleketin Kültür Bakanlığı, kontrol edilmiş bu kültür karmaşasının
uygulayıcısı konumundaki bir memuriyete dönüştürülmüş ise, varın gelin
o memleketin geleceğinden medet umun, bu kargaşa içinde yetiştirilen
genç kuşaklara umut bağlayın...
Bir ülkeyi yabancı tasallutundan koruyan iki unsur ve güç vardır...
Bunlardan birincisi sınırlarımızdır; yabancı saldırılarına karşı Türk
Silahlı Kuvvetleri tarafından korunur.
İkincisi ise, gümrüklerimizdir; kapitalist/emperyalizme karşı milli
ekonomimizi koruyan "milli" nitelikteki bir Hükümet tarafından
korunması gerekir...
Milli kültürümüzü ise, o ülkenin aydınları, yurtsever güçleri, dış
güçlere midesinden bağlanmamış olan medyası ve teorik olarak Kültür
Bakanlığı korur...
Şöyle bir çevrenize, yakın geçmişimize ve Ankara'nın siyasi profiline
bakınız...
Soğukkanlılıkla, tarafsız bir gözle ve bilinç gözlüğünüzü takarak,
bakınız...
Türkiye'nin gümrükleri ele geçirilmiştir... teslim alınmıştır!..
Milli kültürümüz ele geçirilmiştir... Teslim alınmıştır!..
Geriye kala kala sınırlarımız kalmıştır... Onu koruyan ve kollayan Türk
Silahlı Kuvvetlerimiz kalmıştır.
İşte bugün Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı "demokrasi" kılıfı içinde
sürdürülen saldırıları "anlam ve önemi" budur...
Mana ve ehemmiyeti bundan ibarettir!
Yapılacak şey, birleşmek, örgütlenmek ve hep bir ağızdan;
-       Gereği düşünüldü, diyebilmektir!..

www.soruyusormak.comx
www.dnm-ler.com



-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap