İşte aynı düşünce; aynı yöntem ve aynı dayatma üslubu...
12 Eylül'ün Kenan Evren'i nasıl Anayasa oylamasına kendi
cumhurbaşkanlığı'nı da ilave etmişse...
Nasıl, demokrasiye geçiş sürecini kendi cumhurbaşkanlığı koltuğu ile
yamayarak referanduma bu aldatmaca ile gitmişse... İşte tıpkısının
aynısı!..
Aynı düşünce, aynı yöntem ve aynı dayatma üslubu...
Amerikancı 12 Eylül darbesinin Amerikancı sivil darbeci kadrosu şu
anda iktidardadır!..
Ve aynı düşünce yapısı ve aynı antidemokratik uygulamalar nasılsa elde
edilen bir meclis çoğunluğu ile hayata geçirilmekte... Ve böylece de,
geçici bir dönem olarak ilan edilen 12 Eylül rejimine, devamlılık arz
eden bir sivil yama eklemektedir...
Bir yönetim kadrosunun nasıl iktidara tırmandığı çok önemli değildir.
O yönetimin niteliği, temsil ettiği dünya görüşü ve ülke çıkarlarını
gerçekleştirme noktasındaki işlevi önemlidir.
Çünkü, "söz konusu vatansa, gerisi teferruattan ibarettir..."
Hitler, seçimle iktidara gelmiştir...
Fransız ihtilalinin kadroları ise ihtilalle...
Mustafa Kemal ve arkadaşları ise, silahla yürütülen bir ulusal
kurtuluş savaşı sonrasında Osmanlı hanedanını devirerek...
Ama Adolf Hitler anlı şanlı bir faşisttir.
Fransız İhtilali, tüm dünyaya demokrasi, eşitlik ve kardeşlik idealini
armağan eden kanlı bir ayaklanmadır.
Anadolu İhtilali, bu ülkeye tam bağımsız, uygar, ve laik Cumhuriyeti
getirmiştir.
27 Mayın Devrimi de bir askeri harekettir... Ama seçimle iş başına
geldiği halde, yapılacak ilk seçimlerde iktidardan düşeceğini anlayan
ve bu kaderi değiştirmek için demokrasiyi rafa kaldırarak kendi
hükümranını sürdürmeyi tasarlayan bir siyasiyi partiyi tasfiye edip,
demokrasiyi kurtaran bir askeri hareket... 27 Mayıs Anayasası gibi,
dünyanın en demokratik anayasalarından birisini bu ülkeye kazandıran
bir askeri müdahale...
Bugünün seçimle işbaşına gelmiş olan siyasi partisi, Anayasa
Mahkemesi'nin oybirliği ile "laiklik karşıtı eylemlerin odağında
olduğunu" tespit ettiği bir organizasyondur... Şimdilerde yapılmak
istenen ise, "laiklik karşıtı eylemlerin," hukukun içinde kalınarak
meşrulaştırılması teşebbüsüdür...
Bunun için ülkenin temel hukuk düzeni ile oynanmaktadır.
Bunun için, devletin temel düzeninin yasası olan Anayasa değiştirilmek
istenmektedir.
Bunun için yargı bağımsızlığı ilkesi fiilen ortadan kaldırılmak
istenmektedir.
12 Eylül bu ülkeye yargı bağımsızlığı düşüncesini getirmiş ve bu
düşünceyi Anayasal bir kurum olarak düzenlemişti. İşte bugünün seçimle
gelmiş iktidarı, askeri hareketin getirdiği bu demokratik esasları
yıkmaya çalışmaktadır...
Uyanık olunması gereken noktalar bunlardır.
Bilincimizin keskinliği ile kavramamız gereken temel esaslar
bunlardır.
12 Eylül'ün Kenan Evren'i nasıl Anayasa referandumu içine kendi
cumhurbaşkanlığı koltuğunu monte etmişse... O'nun bugünkü sivil
müritleri, 12 Eylül'e ezelden karşı olanların önüne sinsi bir vitrinle
çıkmakta ve dükkânlarının içine yerleştirdikleri demokrasiye ve hukuk
devleti ilkesine aykırı Anayasa değişikliklerini bu görüntünün ardına
saklamaktadırlar...
Oysa vitrine kanmamak ve dükkânın içindekileri iyice görmek ve teşhis
etmek gerekmektedir.
12 Eylül karanlığını bu ülkenin kaderine musallat edenleri yargılama
önerisi tam bir kandırmacadan ibarettir. Çünkü zaten hareketi
gerçekleştiren iki general ölmüş, geri kalanlar ise, yaş hadlerini
doldurmuşlardır. Ayrıca hukukumuzda yer alan "zaman aşımı" ilkesi de
bu yargılamanın asla yapılamayacağını ortaya koymaktadır.
Dolayısıyla, vitrine koydukları "mal" da zaten bozuktur; çürümüştür;
kokuşmuştur...
Uygulamaya konulan "taktik," halkı kandırmak için başvurulan kocaman
bir yalandan ibarettir.
Sadece basit ve yalın bir yalan!..

www.soruyusormak.com
www.dnm-ler.com
www.kitlecizgisi.com

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap