Tavuğun olmadığı yerde "hindi"ye Abdurrahman Çelebi, derlermiş, öyle biliniyor... Demek ki, bu deyişin ana fikri, yani "hindi"nin gündeme gelebilmesinin birinci koşulu, ortada bir tavuğun bulunmaması... Tavuk olmayacak ki, "hindi" gündemin kapısını çalabilsin!.. Bu bir. İkinci koşul, gündeme gelmesine izin ya da icazet verilen bir "hindi"nin var oluşu... Siz oturduğunuz yerde istediğiniz kadar, - Biz hindiye Abdurrahman Çelebi, diyeceğiz, deyip-durun... Ortada bir "hindi" yoksa, gündeminiz yine de [fiilen ve de somut olarak,] "hindi"den yoksun kalacaktır... İmdi... Geldik üzerinde raks ettiğimiz bu önemli konunun esas meselesine... - Acaba, bu "hindi," bir anne "hindi" mi olacaktır?.. Yoksa, bir baba "hindi" mi?.. Siyasal gündemimizde mesele, gelip/ çatıp, bu noktada düğümlenmektedir. İşte halk arasında söylendiği şekli ile, "hindinin zırt dediği" nokta da burasıdır... İndi/ bindi edebiyatının çıkış noktası ya da orijini de burasıdır... "Hindi" baba olunca, [alışılagelmiş olarak,] halk indinde, indi-bindi edebiyatı fosilleşmekte... İndirilip-bindirilmekten yorgun düşmüş olan hindilerin babası... Coşku dolu kitlelerin heyecanına rahatlıkla tercüman olabilmekte ve toplumsal işlevini böylece başarı ile yerine getirebilmektedir... Ancak, ortada bir baba "hindi" yok da, bir anne "hindi" varsa, durum ne olacaktır?.. Peki... Kitle psikolojisi rüzgarını arkalarına alarak, şaha kalkmış olan kalabalıklar, hindinin anne olması durumu karşısında ne halt edeceklerdir?.. Düşünülmesi gereken önemli bir toplumsal "sorunsal"dır bu nokta... Post-Modern, laik, aynı zamanda lirik ve liberal bir sorunsal!.. Kalabalıkların, "Bir anne-hindi... Heeeey Allah" biçimindeki özgün halk deyişimizin arkasında durabilmesi için, bu deyişin nasıl haykırılacağı konusunda ortak bir düşünceye ulaşması gerekmektedir... Mesele hindinin anne ya da baba olmasında değildir. Örneğin, "bir baba hindi" yerine, pekala "bir hala hindi" de denebilir... Mesele babanın ya da halanın nereden inip, nereye bineceği ile ilgilidir. Bu konudaki bilincin yönü ve niteliği çerçevesindedir... Belki de Aydın halkı veya Söke, Kuşadası ve Didim halkı ya da tüm misakı milli sınırları içinde soluk alan kalabalık topluluk, meseleyi biraz daha ciddiye alarak, sorunu bir ana-baba-hala üçgeninin dışına taşıyarak, hep bir ağızdan, [örneğin] şöyle haykırabilir: - Bir hala hindi... Heeeey Allah! - Olaydı şimdi... Heeeey Allah! - ABD'ye bindi... Heeeey Allah! - Yallah; yallah... Heeeeey Allah! Dünyada emperyalizme karşı ilk bağımsızlık savaşını veren ve bu savaşı zaferle sonuçlandıran bir "Millet Meclisi"nden, AB uyum yasalarının sıradan bir onay mercii olarak ülkenin bağımsızlığını adım adım yok eden bir Meclis haline nasıl gelindi?.. Nasıl geldik?.. Nasıl geldiler?.. İşte gerçek sorun budur?
Peki, bizler ne mi yapmalıyız?.. Hepimiz, hep beraber, bir tek ağız, bir tek yürek olarak tek bir çatı altında toplanıp, haykırmalıyız: - Bir baba hindi... Heeeeey Allah!... www.soruyusormak.com www.dnm-ler.com www.kitlecizgisi.com -- You received this message because you are subscribed to the Google Groups "Gugukluhayat" group. To post to this group, send email to [email protected]. To unsubscribe from this group, send email to [email protected]. For more options, visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.
