Sözlüklerde "açılım" kelimesinin karşısında, "açılma" yazıyor... Yani bu anlamda Kürt açılımı kavramı, "Kürt"lere... Yani, Kürt "milliyet"inden olanlara doğru bir açılmayı anlatıyor. Laz açılımı da öyle, Roman açılımı da, üretilmeye çalışılan diğer benzerleri de... Bu kavramlar kahve köşelerinde ya da hanım "gün"lerinde konuşulmuyor. Tam aksine, ciddi olunması gereken ortamlarda, Devlet'in çatısında, Hükümet'in plan ve programında yer alıyor. Örneğin Kürt açılımını ele alalım. Demek ki, misak-ı milli hudutları içerisinde bir Kürt milliyeti var. Soruna böyle bir pencereden baktığınızda bir Devlet'in içinde iki farklı "milliyet"in olduğunu başlangıçta kabul ediyorsunuz demektir. İşin içine Laz, Pomak, Roman "milliyet"lerini de kattığınız zaman, öne sürülerek ustaca gündeme taşınan bu "milliyet"lerin, içinde serbestçe özerkleşeceği federasyon çözümüne kendiliğinizden gelmiş oluyorsunuz... İşte Türkiye halkının içine itildiği çukur budur. Önüne konan oyun budur. "Milliyet"e dayalı bir açılımdan söz ettiğinizde, dönüp dolaşarak ulaşacağınız sonuç bu noktadır... Milliyetçilik, Atatürk ilkeleri içinde yer alan önemli bir ilkedir. Diğer bir deyişle, Altı Ok'tan bir tanesidir. Mustafa Kemal Atatürk Türk milliyetçiliğini şöyle tarif etmiştir: - Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir... İşte yaşamakta olduğumuz sorunun temel esası ve çözümü bu bakış açısının kapsamında yer almaktadır. Bu bakış açısı, aşağıdaki iki temel esasın üzerine oturtulmuştur: 1.- Milliyetçilik, Altı Ok'un olmazsa olmazlarından bir tanesidir. 2.- Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye halkı, Türk Milleti'ni oluşturmaktadır... Demek ki, bu ülkenin sınırları içinde iki, üç, dört farklı "milliyet" mevcut değildir. Bir ve tek Türkiye halkı vardır. Bir ve tek Türk Milleti vardır. Ve bu halk, tek bir milliyet olarak, bir ve tek olan Türkiye Devleti içinde kardeşçe yaşamaktadır... Çünkü, yaşamak zorundadırlar. Çünkü, ortak bir mücadelenin sonunda hep birlikte bu devleti kurmuşlar, Cumhuriyet rejimini oluşturmuşlardır. Bilirsiniz yıkanmak suyla, sabunla olur... Bir toplumun beyninin yıkanması işine ise, öncelikle kavramların anlamları üzerinde oynayarak ve onların ifade ettikleri manaları yozlaştırarak başlanır. Sonra devreye medya içine ustaca yerleştirilmiş "toplum mühendisleri"nin işlevleri gelir... Toplumun kafatası sıvazlanır ve beyni yıkanır... Ve yine sonra ortaya, varılmak istenen sonuca ait sloganlar atılır. İşte Kürt açılımı ve benzeri açılım söylemleri, bu sloganların örneklerini oluşturmaktadır. Ve siz, yukarıda sözünü ettiğimiz iki temel esası yıkanmış pırıl pırıl beyniniz içinde toplumsal hafızanızın kuyusuna sallandırmışsanız, önünüze atılan bu yemi afiyetle yer ve neredeyse, hazmedersiniz... Düşünemezsiniz ki, Türkiye Cumhuriyeti'nin temel esası, milliyet esasına dayalı bir açılımı asla kabul edemez. Çünkü Türk milleti tektir... Türk milleti kavramı, Cumhuriyeti kuran halkın birliğinin adıdır. Türk milleti içinde yer alan farklı kültürler ve birbirlerinden değişik renklere bürünmüş olan zenginlikler, ayrışmamızın değil, birleşmemizin harcıdır... Ve bu niteliği itibariyle de "milli birliğimizin" gücüdür; dinamosudur. Türkiye'nin ancak demokratik bir açılıma gereksinmesi vardır. Tüm Türkiye halkını kapsayan ve her türlü dikta rejimine karşı etkili bir aşı niteliğinde olan gerçek bir demokrasiye ihtiyacı vardır. Toprak reformuna, yargı bağımsızlığına, tam bağımsızlığa, emeğin saygınlığına, sosyal adalete ve aydınlık düşünceye uzanan topyekûn ve sürekli bir gelişmeye ihtiyacı vardır. İşte açılım budur... Bu olması gerekir!.. Ve er veya geç, ama mutlaka bu olacaktır.
www.soruyusormak.com www.dnm-ler.com www.kitlecizgisi.com -- You received this message because you are subscribed to the Google Groups "Gugukluhayat" group. To post to this group, send email to [email protected]. To unsubscribe from this group, send email to [email protected]. For more options, visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.
