*Yıl !985 ya da 1986, yer Erzurum Kolordu Karargahı Reviri bir er rahatsız
olduğu için revir doktoru Tbb. Ütğm. ............'e muayeneye çıkar, doktor
şikayetleri dinler, muayene eder eri, psikiyatrik bir vak'ayla karşı
karşıyadır. Mareşal Fevzi Çakmak Hastanesine sevk eder ve ilgili klinik
şefiyle görüşerek durum hakkında bilgi verir, kendilerinden geri bildirim
rica eder. Teşhis doğrudur, istenirse er askerlikte muaf tutulacaktır
bundaki karar tamamen erin kendi inisiyatifine kalmıştır. Bir hafta kadar
hastanede tedavi edildikten sonra er bölüğüne gönderilir. Kolordu reviri
komutanı Tbb. Ütğm. erle görüşür istediği takdirde kendisinin askerlik
yapmayacağını, erken terhis edilebileceğini söylediğinde er Tbb. Ütğm.'in
ellerine sarılır ve "Komutanım ne olur beni terhis etmeyi, çürüğe çıkmış,
askerliğini yapamamış diye köyümde adam yerine komazlar, kız da vermezler
bana. Elin ayağını öpeyim, ne dersen yaparım beni köyüme gönderme..." der.
Durum karşısında şaşıran komutan bir an şaşkınlık geçirir, ne yapacağını
bilemez önce. Sonra düşünür eri dışarı çıkartır, bölük komutanıyla konuşur,
bölükte bunun yapacağı bir iş de yoktur (zira ilk mektep mezunuydu). Bölük
komutanıyla anlaşarak erin hergün sabah içtimasından sonra revire
görevlendirilmesini sağlar. Sonra eri çağırarak "Oğlum komutanınla konuştum,
sen her sabah seni içtimadan sonra buraya gönderecek burada görev
yapacaksın. Sobayı doldurup külünü boşaltacaksın paspas ve temizlik işlerini
yapacaksın benim emrim olmadan bir yere gitmeyeceksin ben de seni tedavi
edeceğim." der. Er komutanının ellerini öper, ve her gün revire gelerek
askerliğini (tam olarak şu anda hatırlayamıyorum 8-10 Ay olabilir) orada
tamamlar ve terhis olur. Bir müddet sonra da komutanına teşekkür mektubu
yazarak kendisini tedavi etmesinden dolayı anasının şükranlarını bildirirken
bir araya askerden dönünce nişanlandığını ve yaza evleneceğini, komutanını
da düğününe davet edeceğini sıkıştırmayı unutmaz. Türk çocuğu budur..... Bu
benim şahit olduğum enteresan bir askerlik hatırasıdır... Gerçek  çürük
çürük olduğunu bilinmesini istemez. Çürüklük bedensel değildir...
*


ACINACAK AİLENİN ZAVALLI AHMET'İ.........!




*Rize Güneysu Askerlik şubesine kayıtlı Ahmet Burak ERDOĞAN, 2000 yılında  *
*KASIMPAŞA DENİZ HASTANESİ'nden verilen rapor ile ÇÜRÜĞE ayrılıyor.
Rapora göre,
Ahmet BURAK ERDOĞAN'ın hastalığı TESTİS KANSERİ!...
Uzman hekimlerin verdiği bilgiye göre, testis kanseri TEDAVİ EDİLEBİLİR bir
rahatsızlık. Burası çok önemli, çünkü ÇÜRÜK RAPORU , asker adayı açısından
ancak iş görme gücünün %60'ını yitirmesi durumunda veriliyor.
Tedavi edilebilir hastalıklardaysa durum farklı. Hastalığın tedavi
edilmesinin ardından kişi, askere alınıyor.

Bu bilgilere ulaşan ve haftalık yayın yapan ULUSAL bir dergi, farklı
kaynaklardan da bu bilgilerin doğru olduğunu teyit ettikten sonra,
yetinmeyip 2 Mayıs 2007 tarihinde Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN'A yolladığı
yazılı soruya herhangi bir cevap alamıyor. Daha sonra Başbakanlık Basın
Müşaviri Sayın Akif BEKİ'ye telefon ile bu konu hakkında bilgi
istenildiğinde 'kişisel hayatı' ilgilendirdiği gerekçesi ile cevap
verilemeyeceği söyleniyor...

Daha sonra askere testis kanseri olduğu için gitmeyen ve ÇÜRÜK RAPORU alan
Ahmet Burak  ERDOĞAN ne gariptir ki bir yıl sonra 23.02.2001 tarihinde gönül
rahatlığı ile evlenebiliyor...

Yani 2000 yılında Kasımpaşa Deniz Hastanesinde Sedyeye YAN GELİP YATARAK,
babalar gibi ÇÜRÜK RAPORUNU almış.
Oysa hepimizde biliriz ki Türk Milleti askere gitmeyeni yarım adamdan sayar,
çürük rapora ihtiyacı olan bile onuruna yedirip de bu raporu almak istemez,
sakat ise sakatlığını saklar.

Fakat gelin görün ki o yıllarda babası İstanbul Büyükşehir, Belediye başkanı
olan Ahmet Burak ERDOĞAN yaşıtlarından farklı düşünmüş!...
Şu meşhur, her birisi 4-5 milyon dolar eden gemi sahibi Ahmet BURAK bundan 9
yıl önce de 1998 tarihinde İstanbul Şişli'de de
bir çoğumuzun hatırlayacağı şarkıcı Sevim TANÜREK adlı bir bayana spor
otomobili ile çarpmış ve onun ölümüne sebebiyet vermişti.
Bunun üzerine iki yıl sonra ÇÜRÜK RAPORU alacak Ahmet Burak o günlerde
İngiltere de dil öğrenimi için yurtdışına gitmişti...

Acaba; Ahmet BURAK askere gitseydi ŞIRNAK'da mayına basarak şehit olduğunda
Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN şehitlere yakıştırdığı
'KELLE' tabirini oğlu içinde kullanabilir miydi?!...

Ya da Sayın Emine ERDOĞAN her şehit anası gibi, 'VATAN SAĞOLSUN'
diyebilir miydi?!...

Bunların ne diyeceğini elbette ki bilemeyiz!...
Fakat bildiğimiz bir şey var ki, Sayın BAŞBAKAN çok
haklı.

'...Asker değil, fakat birileri ve özellikle de büyük oğlu Ahmet YAN GELİP
YATMIŞ!...

*

*Not:*

*Bu maili herkes görmeli bence.
**Siz de bu maili tüm tanıdıklarınızı bilgilendirin.*


*DURMAK YOK YOLA DEVAM (!)**  *

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap