Bir zamanların ülkücü gençliği, halkın yükselen toplumsal muhalefetine
karşı "vurucu güç" olarak kullanılmıştı...
Nerede bir hak arama mücadelesi var; kim bağımsızlık ve demokrasi için
meydanları dolduruyor, orada saldırı, taş, sopa sokağa dökülüyor ve
hatta silahlar patlatılıyordu.
Oysa bugünün milliyetçi gençliği, gerçek "ülkü"nün, emperyalizme karşı
vatanın savunulması olduğunu anlamış durumdadır ve kendisine hükmetmek
isteyen güç odaklarını zaman içinde geliştirdiği bilinci ile aşarak,
bu uğurda yürütülen mücadelelerin içinde yerini almakta, "ulusal
cephe" içindeki safını tutmaktadır.
Emperyalizm ülkemizdeki en kalabalık ve en güçlü "maşa"sını
kaybetmiştir... Gençler büyümüş, insanlar bilinçlenmiş, tam
bağımsızlığın savunulması ve milli bütünlüğümüzün korunması yönünde
ortak bir cephe oluşturmuştur.
Bu durumda emperyalizme yeni maşalar gereklidir...
Yükselen toplumsal muhalefeti bastıracak kandırılmış yeni piyonlar
gereklidir...
Piyon olmak kötü ve talihsiz bir kaderdir.
Bilinç eksikliği ya da kişisel çıkar bataklığına sürüklenmek olgusu,
sözünü ettiğimiz bu kaderin değiştirilmesi önündeki engeli
oluşturmaktadır.
Ama yoksulluğa ve eğitim eksikliğine bilinçli bir biçimde mahkum
edilen bir ülkede bu türden insanlar bulmak kolaydır...
Hele hele genç insanlar...
Onları bulmak ve devşirmek her şeyden daha kolaydır.
İşte son günlerde emperyalizmin "konu mankeni" olarak meydanlara
sürdüğü yeni piyon, kendilerine "genç siviller" adını yakıştırmış olan
biçare "genç" insancıklardır...
Bir televizyon kanalının ekranında bu kişilerin eline tutuşturulmuş
bir pankartı okuyunca, düşünceye... Hayır, daha doğrusu, derin bir
kedere kapıldım.
Şöyle yazıyordu pankartta:
-       Ne Mutlu İnsanım Diyene!..
Ne güzel bir söz değil mi?
Kim aksini ileri sürebilir ki bu sözün?..
Peki, bu pankarttaki deyiş zihninizde hangi sloganı çağrıştırıyor?..
-       Ne Mutlu Türküm Diyene!..
Evet... Çağdaş piyonlarımız Mustafa Kemal Atatürk'ün bu özlü sözünü
beğenmemiş olacaklar ki, cümleden Türk sözcüğünü çıkartıp, yerine
İnsan kavramını oturtmuşlar...
Vay benim uyanık, kurnaz ve cin kardeşlerim...
Demek, Türk kavramını tedavülden kaldırıp, yerine monte ettiğiniz
sözcük "insan"...
Peki, Türk sözcüğünün karşıtı olarak insan kavramını oturtmak
kurnazlığı, bu iki kavramın birbirlerinin alternatifi olduğu
düşüncesini sinsice gündeme getirme aklı/evvelliğini kimlerden
öğrendiniz?..
Sizin sözcüklerinizle konuşursak... Demek ki, hedeflediğiniz Türkiye'de;
Türk... Aut!
İnsan.. İn!..
Peki niçin milliyetçilik "aut"?..
Çünkü, hizmetleriniz karşılığında çıkınınızı dolduran çıkar odakları,
insanlarımızı bir araya getiren ve onları bir devlet mekanizması
içinde organize eden toplumsal bağ ve değerleri ortadan kaldırarak bu
ülkeyi savunmasız bir duruma getirmek istiyorlar da ondan...
İşte bilinçli çağdaş milliyetçilik, sözünü ettiğimiz bu savunma
mekanizmasının adıdır...
Ve aşağılanan, "aut" kılınan ve sonuç olarak da yok edilmek istenen
şey, insanları bu "ülkü" etrafında birleştiren ve onları,
birbirlerinden kopuk tek tek bireyler olmaktan kurtararak, organize
olmuş örgütlü bir halk konumuna yükselten bilinci ortadan
kaldırmaktır...
Sürdürülen bu "a-simetrik psikolojik saldırı" ortamında "insan"
sözcüğü ise, bu bilinci yıpratmak ve insancıklarımızı avlamak için
oltalarının ucuna taktıkları alelade bir yemdir...
Bu yeme [ve benzerlerine] kanmamak için ağzımızı poyraza doğru açık
bırakmamamız ve bilincimizi her an uyanık tutarak, bizi birr halk
olarak birbirimize bağlayan bağların değerini kavramamız
gerekmektedir.
Gün ayrışmak değil... Birleşmek günüdür!
Kişisel küçük hesapları bir kenara bırakıp, bencilliklerimizden
arınmak günüdür.

www.soruyusormak.com
www.dnm-ler.com
www.kitlecizgisi.com

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap