İnsanın bir düşünce ya da duygusunu en açık, en anlaşılır ve en berrak ifadelerle ortaya koyması var... Ve bir de sözcüklerin, somut hiçbir soruna dayandırılmadan birbirlerinin üzerinden atlatılarak, gerçeğin üzerinde takla attırılması var... Her iki seçeneğin içinde de elinde bir kalem ya da önünde bir klavye, satırlara bir şeyler dökmeye çalışan bir insan var... İşte meselenin odağında ya da özünde, bu insanın meramının ne olduğu yer almaktadır... Bu insan, ne yapmak istemekte ve neyi, niçin "yazmak" istemektedir?.. Yazmak, öteki insanlara ulaşan bir iletişim köprüsü müdür? Yoksa, yazı yazan insanın içinde biriken tortuları dışa/vurduğu bir rehabilitasyon aracı mıdır? Ayrıca, sözü edilen "köprü"nün altından akan suyun yöneldiği yön ne taraftır? Suyun aka aka birikeceği göl ya da deniz veya umman nerededir? Mesele suyu akıtmakta mıdır? Biriktirmekte midir? Yoksa suyun biriktiği alanda bir baraj inşa ederek, enerji mi üretilmek istenmektedir?.. Bu soruların her biri, [bizce] araştırılması ve sonra "bulundu" sanılan yanıtların yeniden sorgulanması gereken gerçek "sorunsal"lardır... Zaten bu sitenin birincil amacı da, "soruları sormak"tan ibarettir... Çünkü soruyu sorduğunuzda zaten problemin dibine inmiş, onu kavramış ve yanıt seçeneklerini sıvazlamış oluyorsunuz... Çünkü sorulmayan soruların yanıtları, cama yazılmış yazılar gibidir... Gerçeğin ve akıp giden hayatın potasında silinip giderler... Çünkü "soruyu sormak," aydınlık düşüncenin ilk adımıdır... Ve bizce, kol emeğinin kafa emeği ile buluştuğu nokta, "soru" işaretinin dibindeki o düşünme sürecidir... Onun için ülkemizin aydını, düşüncenin eyleme, eylemin cumhuriyet değerlerine dönüştüğü bir merkez oluşturmalı ya da bu nitelikteki merkezlere katılarak birleşerek güçlenmenin erdemine ulaşmalıdır. Bir aydın, yaşamın dişlileri arasında yok olma riski ile göğüs göğüse gelen birey kimliğini aşmasını bilmelidir. Birey kimliğini aşabilen aydın kişi, gerçeğin dinamik niteliğine doğru yönelmeli, "kendi"sinden, toplumsal sorumluluklarını üstlenmiş bir "yurttaş" yaratabilmelidir... Ya da hiç değilse, kendisini [bu yönde] yeniden yaratmanın amansız mücadelesi içinde yer alabilmelidir. Bireycilik, neme/lazımcılık değildir. Sırça köşkünde sırt üstü yatıp, dünyanın sorunlarına sırt çevirmek hiç değildir. Gerçek anlamda bireycilik, insanın kendisini geliştirmesi, sorgulaması ve yeniden yaratmasının bilinçli mücadelesinin adıdır. Çünkü toplumsal mücadele, bilinçli, erdemli ve "kendi"sini yeniden yaratmış ergen "kişi"lerin topluluğu tarafından başarıya ulaştırılabilir. Ve toplumsal mücadelenin gerçek hedefi, bu türden yetkin kişilerin içinde yetişebileceği sağlıklı ve uygun ortamların yaratılmasıdır.
www.soruyusormak.com www.dnm-ler.com www.kitlecizgisi.com -- You received this message because you are subscribed to the Google Groups "Gugukluhayat" group. To post to this group, send email to [email protected]. To unsubscribe from this group, send email to [email protected]. For more options, visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.
