*Aşağıdaki yorumları okuyun lütfen. Artık CHP'de bir değişim gerçekleşiyor
ve bu arada şişirilip parlatılmaya çalışılan Sarıgül hikayesinin de
gerçekleşmesinin güçlüğü göz önüne alınarak böylece bitiriliyor. "By!...
Mustafa..." denilerek. Ama CHP tarihinde ilk defa etnik ve dini ağırlıklı
bir yapı kazanıyor gibi, Alevi ve de azınlıkçı-doğulu... İlginçtir Baykalın
istifasında hüngür hüngür ağlayan Gürsel Tekin, Kılıçdaroğluna sorgusuz
sualsiz destek verdi(Pardon il ve ilçe örgütlerinin kararı doğrultusunda
:))  ). Türkiye'de neler oluyor yoksa birileri gelecekteki bazı oluşumların,
koalisyonların önünü mü kesmek istiyor? Kimbilir...*


*19/05/2010 *
Taşlar yerinden Oynadı Prof. Dr. Mahir Kaynak: Belli ki senaryo Kılıçdaroğlu
üzerine kurulmuş. CHP, artık MHP'ye yakın olmaz.
Eski istihbaratçı Prof. Dr. Mahir Kaynak da, CHP'de bugün gelinen noktada
taşların yerinden oynadığını ve bir eksen kaymasının söz konusu olduğunu
söyledi. Kaynak, CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal'a ait kaseti ortaya
çıkaranların Baykal'dan sonra kimin genel başkan olacağını bildiklerini
iddia etti. "Kılıçdaroğlu kasetçilerin bir adayı mı?" diye konuşan Kaynak,
şöyle konuştu: "Eğer Kılıçdaroğlu kasetçilerin adayı olmasaydı, onlar ortaya
bir aday çıkartırlardı. Belli ki bu operasyon Kılıçdaroğlu'nun Genel
Başkanlığı üzerine kurulmuş. Senaryo böyleydi. Bundan sonra Kılıçdaroğlu'nun
genel başkanlığındaki CHP, MHP'ye yakın olmayacaktır. BDP ile ittifak
halinde değil ama Alevi Kürtlerin oylarını toplayacaklar. CHP içerisinde sol
kürt oylarını toplayacaklardır."



*19/05/2010 *
Kimlik ayrışması olur



Prof. Nurullah Aydın: CHP liderliğindeki değişimle, Türkçü-Atatürkçü yapının
dışına çıkılır.
*Kimlik ayrışması*
Kılıçdaroğlu'nun Genel Başkanlığı'ndaki CHP'nin süratle marjinalleşmeye
doğru gideceğinin altın çizen Aydın, şöyle konuştu: "Özellikle
Kılıçdaroğlu'nun yanında yer alan Gürsel Tekin'in de mezhep kimliği göz
önüne alınırsa, bunun CHP de mezhep ve etnik kimlik ayrışmasını
tetikleyeceği kanaatindeyim. Geçmişte CHP Genel Başkan adayı olan daha sonra
Birlik Partisi'ni kuran Mustafa Timisi'nin ve Hasan Veziroğlu'nun mezhep
kimliği yönündeki politikasının neticesiz kalması gibi Kılıçdaroğlu'lu
yönetimindeki CHP de ciddi bir ayrışma, daralma ve küçülmeye girecek"

* *

*19/05/2010 - 22:54:58*


Ağır bedel ödeyebilirler



H. Sami Türk: CHP, BDP'ye doğru kayıyor. Bedeli ağır olur. SHP-HEP örneği
ortada...
*MHP ile ittifak yok*
Adalet Eski Bakanı Hikmet Sami Türk Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığındaki
CHP'nin BDP ile ittifak yapması halinde bunun bedelini geçmişte SHP-HEP
örneğinde olduğu gibi ağır ödeyebileceğini kaydetti. Türk, şöyle devam
etti:  "CHP içerisinde yeni açılımlar, çağdaş yorumlar söz konusu. Bu altı
oktan en çok zaman içerisinde yorum farkına açık olan ilke ki bugün kimse
1930'ların anlayışındaki gibi devletçiliği düşünmemektedir. Bu bir eksen
kayması değil ama yeni bir açılım olabilir. CHP programını kısa bir süre
önce yeniledi. Daha çağdaş bir yorum getiren program. Baykal şimdiye kadar
18 yıl CHP genel başkanlığı yaptı. Bu şekilde bir olayla görevine son
verilmesi temenni edilmezdi. İşbirliği olsa bile soldaki DSP ile olabilir.
CHP bazı çıkışları ile milliyetçi çizgiye daha yakın durduğu ki partinin 6
okundan birisi milliyetçiliktir. Bunun gerçekleşip gerçekleşmemesi 2011
seçimlerine bağlı."





*20 Mayıs 2010
Yeniçağ*

*Sabahattin ÖNKİBAR*

[email protected]

Kılıçdaroğlu'nun kader çizgisinde Erdoğan benzerliği!

İnsanlar kaderlerini yaşarlar.   Kader çizginizde bir şey varsa, onun önüne
geçilemez!
1999 yılıydı.
DSP'den adaylık teklifi alan Kemal Kılıçdaroğlu'na Rahşan Ecevit Ankara
birinci bölgeden 5. sıradan milletvekilliği adaylığı teklif eder ancak
Kılıçdaroğlu 3. sıra olursa gelirim deyip teklifi geri çevirir ve aday
olmaz.
Seçim olur ve Kılıçdaroğlu'nun 5. sıradan adaylığı kabul etmediği bölgeden
DSP tamı tamına 8 milletvekili çıkarır.
Eh, kader ağlarınızı örünce yapacağınız bir şey yoktur!
Kılıçdaroğlu eğer o gün Rahşan Ecevit'in teklifine evet deseydi mebus
olmasına mebustu da bugünkü konumunda yani müstakbel CHP lideri ve Başbakan
adayı olamazdı.
Hatırlayın, benzer şey Tayyip Erdoğan'ın da başına gelmişti.
Erdoğan, 1991 seçimlerinde İstanbul Bayrampaşa bölgesinden birinci sıra
adayı idi lakin arka sıralardaki Mustafa Baş'a verilen tercihli oylar sebebi
ile milletvekilliğini kaybetmişti.
İşte o kayıp olayı Erdoğan'ı önce 1994'de İstanbul Büyükşehir Belediye
Başkanlığına, ardından da bugünlere getirdi.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun DSP örneği, bana Erdoğan'ı ve onun kader çizgisini
çağrıştırdı.
Kuşkusuz Yaradan bilir ama Kemal Bey'in kaderinde de Başbakanlık var gibi
görünüyor, zira o yönde işaretler görülüyor.
Gelelim Kılıçdaroğlu'nun kim olduğu sorusuna yani kişisel özelliklerine.
Kemal Bey'le Flash TV'de beraber televizyon programları yaptım. Melih
Gökçek'le Kılıçdaroğlu ilk kez Flash'da karşı karşıya gelmişti.
Tanıdığım kadarı ile özellikleri şunlardır:
Dürüstlüğüyle tartışmasız olarak yeni bir Ecevit'tir.
İyi bir maliyecidir.
Devleti bilir ve ona müthiş sadakati vardır.
Alevi olmasına karşın mezhepçi değil, bütünleştiricidir.
Laikliği gönülden benimser ama laikçi değildir.
Din ve vicdan özgürlüğüne lafla değil, samimi olarak bağlıdır.
Resmi tarihin dışında bazı bakışları vardır ve buradan hareketle bilinen
bazı paradigmaları yıkacaktır.
Antiemperyalisttir ve Avrupa Birliği'ni Türkiye'ye karşı samimi bulmaz!
Ön yargıları ve dogmaları yoktur, ülkede yaşayan 72 milyonu bir görür, ki bu
özelliği ülkeyi böldürmeme yani bütün tutma adına ciddi bir teminattır.
En önemli özelliği, yeni siyasetçi tipidir ve halkçı rolünü oynayan değil,
gerçek bir halk adamıdır.
Hayır, bunlar övgü falan değil, bildiğim biri hakkındaki kanaatlerimdir.
Görüldüğü gibi CHP'yi iki parçaya ayırma ya da zaafa uğratma adına Deniz
Baykal'a tezgah kurup, onu yaralayanların kurduğu saatli bomba ellerinde
patlamış oluyor yani o tezgahla CHP ayrışma bir yana, yeni bir rüzgar almış
oluyor ki son anketler ortada, CHP yüzde 33'lerdedir...
Son bir not. Kılıçdaroğlu olayı ile Sarıgül hareketi de fiilen
noktalanmıştır. Beklenen, Sarıgül'ün ekibiyle CHP'ye katılmasıdır.
Ehh neye niyet, neye kısmet?
Sarıgül ve Haluk Koç erken meydan okuyup yollara düşmeselerdi, kim bilir
bugün Kılıçdaroğlu'nun konumunda kendileri olacaktı
Ama dedik ya, bu iş yazgı olayıdır!
*ŞIK OLMADI... **
Mesut Yılmaz, çamurun
üstünde oturmazmış!
*Yıl: 1996... ANAP'la DYP ortak koalisyon kurarlar ancak bu birliktelik
yürümez. Niçin mi? Onu Mesut Yılmaz'ın ağzından sunalım:  "(Çiller'i kast
ederek) Ben çamurla beraber olmam, çamurun üstünde oturmam" ... Evet o gün
Mesut Bey'in Tansu Hanımla ilgili hükmü çamurdu. Gelelim bugüne... Vatan
gazetesinden bir haber: ANAP kökenli iki isim Beyhan Aslan ve Ömer Şahin,
Mesut Yılmaz'ın elçisi olarak Çiller'e gitti ve 12 Haziran'daki DYP
olağanüstü kongresinde adaylık teklifini götürdü... Şaşkınlardayım... Yok,
yok şaşkınlığım Tansu Hanıma bu görevin layık görülmesi değil, Mesut
Yılmaz'ın tutumudur... Yahu sen değil miydin çamur edebiyatları yapan ve
geçmişte uygun ortama rağmen merkez sağın bütünleşmesini engelleyen?
Cindoruk'la aranda sorun çıkınca, kurtarıcı olarak Çiller'in kapısına
dayanıyorsun... Yakışıyor mu Mesut Bey!
*FİYASKO... **
AKP'nin İran işgüzarlığı!*
Adamlar yani İran yönetimi, arabulucu Türkiye değil Brezilya olsun diyor ama
bizimkiler kapıdan alınmadıkları Tahran'a bacadan girip işgüzarlıklar
yapıyor. Neymiş efendim, İran'a BM yaptırımı mümkün değilmiş de falan da
filan! Gördünüz işte, yapılan bütün işgüzarlıklara rağmen ABD, İran'a
uygulanacak yaptırımların taslak metnini BM Güvenlik Konseyi'ne sundu. Hani
ne oldu sizin zorlama arabuluculuğunuz? Kim takıyor sizi? Bırakın ABD'yi,
AB'yi, İran bile arabulucu Ankara olmasın, Brezilya olsun demedi mi? Durum
bu ama bizimkiler kendi kendilerine roller verip, Türkiye'yi küçük düşürmeye
devam ediyorlar. Hatırlayın, bir ara İsrail-Suriye arasında bu rolü
oynadılar, oradan şutlanınca şimdi aynı oyun İran ile Batı dünyasında...
Yapmayın, Türkiye'yi sadece rezil etmiyor aynı zamanda angajmanlara sokup
zora düşürüyorsunuz!.. Maalesef  Türkiye'de bugün realitelerle değil
hayallerle, hülyalarla dış politika yapılıyor. Ahmet Davutoğlu yazdığı
kitaba bağlı kalmak adına, olmadık uçukluklar yapıyor. Peki sonuç mu? Elde
var sıfıra sıfır. İşte Ermenistan açılımı dedi fiyasko, Kıbrıs fiyasko,
İsrail-Suriye arabuluculuğu fiyasko, Kafkas paktı dedi fiyasko... Doğru olan
bir tek şey söyleyebilirler mi?

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap