*Rifat SERDAROĞLU* - İzmir - 28 Mayıs 2010 Cuma
 ------------------------------

*Potamiya'da başkanlar kurulu toplantısı*



[image: Potamiya'da başkanlar kurulu toplantısı]

(Bu yazıda anlatılanların, gerçek hayat ve kişilerle ilgisi yoktur.
Polat-Memati)

Potamiya ülkesinde *kabadayılık, külhanbeylik, kopukluk, tırnakçılık,
arakçılık, gaspçılık, naylonculuk, soygunculuk ve hırsızlık*  çok önemli
mesleklerdi. Bu mesleklerden birine sahip olanlar, köşeyi dönüyor,
çevresindeki  insanları haraca kesiyor vermezlerse zorla, döve döve
alıyorlardı. Her anne-baba çocuklarının böyle bir mesleğe sahip olmaları
için, "bitirimhanelere"  büyük paralar harcıyorlardı.



Bunlar arasında bileği en kuvvetli, yüreği en acımasız olanlar, *"Başkanlar
Kuruluna"* seçilirlerdi. Bu kurula girebilmenin en önemli şartı, sabıkanızın
olması ve bunu belgelemenizdi. Bunları kontrol görevi ise, elbette ki Büyük
Başkana aitti. Büyük Başkan'ın otoritesi tartışılamazdı, onun ağzından çıkan
her söz, kesin bir emirdi, uymayanın kellesini yerinden eden bir emir...



Şimdi, haftalık Başkanlar Kurulu toplantısına bir göz atalım;

*Büyük Başkan (Falçata Recep);* "Herkes sabıka kayıtlarını  getirdi
mi?"(getirdik, haaa, evet sesleri...)

*"Tamam, sen Maliye'den sorumlu (Kabak Kemal) göster bakalım, ne sabıkan
varmış?"*

Maliye Sorumlusu (Kabak Kemal, namı diğer uncu Kemal); Büyük Başkanım, şu
gördüğünüz belge, Naylon Fatura kestiğime dair belge, şu da hayali ihracat
belgesi, hazine arazilerini bizim oğlana kapattığıma dair belgeler de en
üsttekiler. Size layık olmaya çalışıyorum, Büyük Başkanım.



*Falçata Recep (Büyük Başkan):* Güzeeel. Sen ne getirdin bakalım, Kara kadı
Sado?



*Kara Kadı Sado** (Adalet Sorumlusu):* Ülke tarihine "Ali Dibo" deyişini
yeniden ben kazandırdım. Tüm kadıları kendime bağlayamadım ama,  bazıları
kurulumuzun has adamı haline geldiler. Yani sizin dediğiniz gibi,
"Astığımız, astık- kestiğimiz,kestik" büyük başkanım...



*Büyük Başkan Falçata Recep:* Bana bakın, kafamı bozmayın, biz burada
"hakara-makara", "lagara-lugara", "kakara- kikiri" yapmıyoruz, tamam mı?
Haftaya hepiniz yeni suç sicilleri  ile buraya gelmezseniz eğer,
gövdelerinizin üstünde taşıyacak kelle bulamayacaksınız, tamam mı ülen! Yok
öyle artık, üç kuruşa beş köfte!  Der ve belinden altı patları çıkarıp
patlatır, gümm diye.

O patlama sesiyle kendime gelmişim,  yoldan geçen arabanın eksozu patlamış.
Ne kabustu allahım! Rüyamda ülkemi eşkıyalar, külhanbeyleri, kabadayılar
sarmış. Rüyası bile korkunç!!!



*CANDAŞ ve YOLDAŞ MEDYA;*

Zarif hitabet  tarzıyla ve kibarlığıyla benim de  gönlümü kazanmış olan
Tayyip Bey 25 Mayıs'ta AKP Grubu'nda yaptığı konuşmada şunları
söyledi; *(Konuşmayı
aynen yazıyorum, bazı yerlerdeki yüksek edebi vurgulamaları anlayamadım,
benim cahilliğime verin)*

"Şimdi Candaş ve yoldaş medya var. Çok yoğun mesai sarfettiler. Gerçekten
Candaş ve yoldaş medya gece gündüz demeden, 24 saat mesai sarfettiler. Medya
egemenliği, millet egemenliği karşısında her zaman avucunu yalayacaktır."



"Biz malum medya ile yürümedik, yürümeyeceğiz. Biz onlara rağmen Türkiye'de
iktidara geldik. Biz böyle geldik. Köşe yazarlarının şu süreçte nasıl
pabuçlarını çıkarıp, masaların üzerinde el şaklattıklarını biliyorum. Bu
yazarların geçmişte parti meclisinde görev aldıklarını da biliyorum."



"Tenekeye istediğiniz kadar altın sarısına boyayın ne olacak, teneke
tenekedir. Bu CHP statükoculuğu, kolay kolay değişmez. Zaten değişirse de o
zaman CHP kalmaz."

"Manşetle gelen, manşetle gider, sabah rüzgarıyla gelen akşam rüzgarıyla
gider. Çok uzağa gitmeye gerek yok, bir önceki genel başkanlarının nasıl
manşetlerle al aşağı edildiğini görsünler ve ondan ibret alsınlar. Ağlayan
var mıydı? Vardı."



Konuşmanın güzelliğini, içeriğini  ve  kelimelerin vurgulanmasındaki
inceliği gördünüz. Çekemeyenler çatlasın.



Kimse Tayyip Bey'i sinirlendirmeye kalkmasın. Bir defa sinirlenir ve tepesi
atarsa olacaklardan siz sorumlusu olursunuz. Mehter marşıyla geldi, İzmir
Marşıyla gider, görürüz günümüzü. Ne yaparız Tayyip Bey'siz?






-- 
Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün, "Ne mutlu Türküm diyene!''
anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle
kalacaktır.


Cesaretin bittiği yerde, Esaret başlar.

http://ozkanbostanci.blogcu.com/

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

<<image001.jpg>>

Cevap