*Mustafa Mutlu *

 *Yazara ulaşmak için :* [email protected]
  İşte size tarihi fırsat... ABD'ye de meydan okuyun, görelim!

İsrail'in, Gazze'ye insani yardım götüren Mavi Marmara gemisinde katliam
yapması, neredeyse tüm ülkelerde büyük tepkiyle karşılandı.

Bir ülke hariç:

Amerika Birleşik Devletleri...

ABD yönetimi, varlığını borçlu olduğu Yahudi lobisinin tepkisinden korkarak;
bu insanlık dışı olayı, kuru bir "üzüntü beyanı" ile geçiştirmeye çalıştı.

Bir yandan da Türk hükümetini sakinleştirmeye çalışarak, İsrail'e verilecek
tepkiyi frenledi...

İşte; bu ABD'nin, Mavi Marmara katliamına ilişkin resmi görüşü ilk kez dün
su yüzüne çıktı:

ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden dün, İsrail'in Gazze'ye giden gemileri
durdurma hakkına sahip olduğunu söyledi.

*Böylece İsrail'in uyguladığı vahşeti, ABD yönetimi adına onayladı...*

Yetmezmiş gibi bir de, "Bunda bu kadar büyütecek ne var? İlle de Gazze'ye
gitme ısrarının ne anlamı var? İsrail'in 'Bu gemide ne olduğunu bilmiyorum.
Bu insanlar her gün benim halkıma 3 bin roket atıyor' deme hakkı var"
diyerek, İsrail'in sadece Türk gemisine saldırmasını değil, Gazze'yi
yıllardır abluka altında tutmasını da destekledi...

***



Bu açıklama net bir şekilde gösteriyor ki; ABD, tercihini İsrail'den yana
kullandı.

Böylece yıllardır bize söylenenin aksine, "Türkiye'nin en yakın dostu ve
müttefiki" olmadığı, onun dostluğunun ve müttefikliğinin çıkarlarına göre
değişebildiğini gösterdi.

***



*ABD Başkan Yardımcısı'nın dünkü sözleri, ABD'nin Türkiye'nin başına ikinci
kez "çuval geçirme" operasyonudur...

Türk hükümetinin sekiz yıldır izlediği politikanın iflasıdır...*

*Sen; askerlerini her gün şehit eden terör örgütüne yapacağın operasyon için
bile bu ülkeden izin alacaksın ve oradan gelen "telkinlerden ve
tavsiyelerden" şaşmayacaksın...

Ama o, her başın sıkıştığında seni yalnız bırakacak, başına çuval
geçirecek...

Ondan sonra yandaş medyan da manşetten, "Başbakan, ABD Başkanı Obama'yla çok
sert konuştu" diye yalakalık yapacak!*

***



*Bir de sert konuşmasaydı; başımıza neler gelecekti acaba?*

***



*ADALET!*

Yandaş medya, onun hakkında neler yazmadı ki?

Ne Ergenekonculuğu kaldı, ne de görevini kötüye kullandığı...

Adalet Bakanı bile onu susturmak için elinden geleni ardına koymadı!

Sonunda "yargıyı etkileme suçu"ndan yargılandığı Yargıtay 4. Ceza
Dairesi'nin kararıyla dün beraat etti!

Kimden mi söz ediyorum?

Yargıtay Cumhuriyet Savcısı ve eski YARSAV Başkanı Ömer Faruk
Eminağaoğlu'ndan...

O da tıpkı Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz gibi,
aleyhindeki davadan yüzünün akıyla çıktı...

Tabii; onca zamandır yıpranması ve kaybettikleri yanına kâr kaldı!

***



Sorum bu onurlu savcıyı yerin dibine sokmaya kalkışan kalem erbabına ve
siyasetçilere:

Attığınız iftiraların hesabını vermeye hazır mısınız?

***



*GÜNÜN SORUSU*

Ergenekon iddianamesine özel hayatı ilgilendiren telefon görüşmeleri
girerken, El Kaide iddianamesini hazırlayan savcı, hassas davranıp o
belgeleri çıkarmış...

Bu; *"Yasalar karşısında herkes eşittir ama El Kaideciler daha eşittir*"
anlamına mı geliyor?

***



*Emine Ayna'nın yargılanması için daha ne yapması gerekiyor?*

Kapatılan DTP'nin ve şimdiki BDP'nin Mardin Milletvekili Emine Ayna, bulduğu
her fırsatta Türkiye Cumhuriyeti'ne kin kusmaya devam ediyor.

Orduya hakaret ediyor, terör örgütünü kahramanlaştırıyor...

Gencecik çocuklarımızın üçer beşer şehit edilmesinden "savaş" diye söz
ediyor...

Teröristleri "kurtuluş savaşı veren gerillalar" olarak nitelendiriyor...

Bu özelliğiyle de; namusu ve şerefine üzerine yemin ettiği "Türkiye
Cumhuriyeti'nin bölünmez bütünlüğü"ne ihanet ediyor...

***



Emine Hanım önceki gün de BDP'nin Diyarbakır'da düzenlediği yürüyüşte bir
konuşma yaparak, "Ben İskenderun'daki eylemden şunu anladım. Bu savaş artık
sadece Kürdistan'da olmayacak" demiş...

Ve özgürlük olmadan barışın da gerçekleşemeyeceğini söylemiş...

Bu sözler, kan dökenlere övgü düzmektir...

"Savaş" dediği şey, en az iki ülke ve en az iki ordu arasında olur; bizdeki
ise bal gibi terördür...

Sırf bu çarpıtması bile terör örgütünü insanların bilinçaltlarında
yüceltmeye yönelik bir propaganda faaliyetidir.

***



*Ben ne Türk, ne de Kürt milliyetçisiyim...
*
Emekten, adil gelir dağılımından, eşitlikten; sosyal, demokrat ve laik bir
devletten yana *sıradan bir Türk vatandaşıyım...
*
Emine Ayna'nın bu ırkçı söylemini şiddetle protesto ediyorum ve kendisini
onurlu davranıp istifa etmeye davet ediyorum:

O etmiyorsa, Meclis'teki diğer milletvekilleri gereğini yapmalı ve Emine
Ayna'nın, benim ödediğim paralardan her ay tıkır tıkır maaş alarak ve
dokunulmazlık zırhından yararlanarak bu ülkeyi bölmek için yırtınmasına daha
fazla seyirci kalmamalı...

Onun büründüğü dokunulmazlık zırhı hemen kaldırılmalı ve yargılanması
sağlanmalı!

***



*BEKLİYORUM!*

Yarın (5 Haziran Cumartesi) saat 16.00'da, "rica etsem saçımı okşar
mısınız?" isimli romanımın ilk imza günü için İstiklal Caddesi'ndeki
İstiklal Kitabevindeyim...

Peşin söyleyeyim; saçımı okşatmam...

Ama...

Güler yüzünüzü görmekten onur duyacağım!

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap