12 Eylül 2010 günü referandum yani halk oylaması  için sandık başına
gideceğiz. İktidar partisi AKP tarafından hazırlanarak, yine TBMM'nde
çoğunluğu oluşturan AKP'li milletvekilleri tarafından kabul edilmiş
olan Anayasa değişiklikleri bizim hangi sorunumuzu çözüyor? Bugün en
önemli sorunumuz, iş ve aş sorunudur.12 Eylül günü sandık başına bu
sorunlara çare bulmak için mi gideceğiz.? Bu sorunun yanıtı "hayır"
dır. Anayasa değişiklikleri bizim değil,  iktidarda olanların
çıkarları için yapılmıştır. Aksi olsaydı iktidarda bulunanlar bizim de
görüşlerimizi ve istemlerimizi alırlar ve ona göre hareket ederlerdi.
Çünkü anayasalar toplumun tüm kesimlerinin uzlaşma metinleridir.

                                               DEMOKRATİK ANAYASALAR
                        TÜM YURTTAŞLARIN GÖRÜŞLERİ ALINARAK YAPILIR

Anayasalar, işçisi - köylüsü, memuru-serbest çalışanı, genci-yaşlısı
ile tüm yurttaşların ortak yaşama koşullarını düzenleyen metinlerdir.
Bu nedenle, demokratik bir anayasa, tüm yurttaşların ve kurumların
görüş ve önerileri dikkate alınarak hazırlanmak zorundadır. Bugün
oyumuza sunulan bu değişiklikler konusunda yurttaşlar olarak bizim
görüşümüz alınmamıştır. Hatta değişikliklerin ne olduğu hakkında dahi
geniş kesimlerin bilgisi yoktur. Oysa bilgi verme ve aydınlatma,
iktidarda olanların görevi, yurttaşların ise görevidir. Oy kullanma
hakkı da bilgilenme hakkı ile anlam kazanır. Bilgimiz olmayan bir
konuda, birilerinin işareti ile karar vermek,  sürü  sayılmayı kabul
etmektir.

Bugün, Anayasa'da yapılan değişiklikler, tüm hukuk kurumlarını ve
yargıçları ayağa kaldırmış görünüyor. Onların itirazına kulak vermemiz
gerekir. Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun ve Anayasa Mahkemesi'nin
yapısı değişiyor. Bu değişiklik, bağımsızlığı değil bağımlılığı
artırıyor. Bu ne demektir?

                            YARGI BAĞIMSIZ DEĞİLSE, HAKSIZLIK ÇOĞALIR

Yönetenlerle, yönetilenler, adil ve eşit bir yaşam için kabul
ettikleri anayasaya uymak zorundadırlar. Bu kurallara uymayanları
yargılayacak olan yasalar, anayasa esas alınarak hazırlanır.
Anayasaları temel alan yasaları uygulayanlar, mahkemeler kanalı ile
yargıçlardır. Yönetenlerin ve yönetilenlerin hukuka aykırı
davranışlarını onlar yargılar. Yargı, demokrasinin ve adil bir düzenin
en önemli dayanağıdır. Yargı, yönetenlerden bağımsız değilse orada
yurttaşların hakkının korunması olanaksız hale gelir. Haksızlık alır,
yürür. Böyle bir ortamda haksızlık yapan, sömüren ve arkası kuvvetli
olan palazlanır. Halk ise daha da yoksul düşer ve ayak altında kalır.

                           ADALET TERAZİSİ GÜÇLÜNÜN ELİNE VERİLİYOR

Yukarıda da söylediğimiz gibi, bugünün acil sorunu  ekonomiktir.
İşsizlik iki evden birinin kapısını çalmış durumdadır. Hepimiz
önümüzdeki ekmeğin biraz daha büyümesini, çocuklarımızın karnının
doymasını, okumasını, daha da sağlıklı olmasını istiyoruz.
Yönetenlerden de istediğimiz budur. Anayasalarda bir değişiklik
yapılacaksa öncelik, sosyal devlet yapısının güçlendirilmesidir. Bizi
işsizliğe mahkum eden  dışa bağımlılığın ve özelleştirmelerin son
bulmasıdır. Halkın parasız sağlığa ve eğitim olanaklarına
kavuşturulmasıdır. Ama önümüze gelen yasa değişikliğinin temel amacı,
adaleti sağlamakla görevli olan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun
ve Anayasa Mahkemesi'nin yapısını değiştirmek olmuştur. Üstelik bu
değişiklik, yargıçları vicdanları ve gerçekle yüzleştirmek yerine,
siyasi iradenin, yani yönetenlerin  emrine vermek için yapılmaktadır.
Yargıçların üstünde Adalet Bakanı ve Müsteşar  yer almaya devam
etmektedir. Bu kurullara yapılan atamalarda, çoğunlukla iktidar söz
sahibidir.  Bu değişiklikle, adalet terazisi, güçlünün eline teslim
edilmektedir. Oysa biz, bu teraziyi halkın eline vermek istiyoruz.

      Referandum paketine sıkıştırılmış diğer değişiklikler de halk
yararına değildir. Örneğin, memurların toplu sözleşme hakları, kendi
iradelerine değil, yargı denetimi dahi yapılamayacak olan uzlaşma
kurullarına devredilmiştir.Grev hakları yoktur.Özellikle sağlık
alnında çocuklarının yaşamlarını tehdit eden düzenlemelerin önü
açılmaktadır.

                                                12 EYLÜLLER'E HAYIR!

Bugün, referandumla önümüze konulan sandıkta, 12 Eylül Anayasası'nın
değiştirileceği iddia edilmiştir. Bu iddia gerçek değildir. 12 Eylül'
ü yaratanlara hesap sorulmadan, 12 Eylülün bir ürünü olan
dokunulmazlıklar ortadan kaldırılmadan  12 Eylül'le hesaplaşılamaz.
Şimdi İktidar, kendi 12 Eylülü'nü yaratmak istiyor.12 Eylül mantığının
ünüformalı ya da sivil olması bir fark yaratmayacaktır. Doğru ve adil
bir anayasa, halkın ortak iradesinin ürünü olan Anayasa'dır.

Biz halkız. Bize sormayan, bize anlatmayan, bize değer vermeyenlere
verilecek evet oyumuz yoktur.

12 EYLÜL'DE, TÜM 12 EYLÜLLER'E HAYIR DİYORUZ.


ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ
EĞİTİM-İŞ SENDİKASI
ALTI NOKTA KÖRLER FEDERASYONU
ALEVİ KADINLAR BİRLİĞİ
ATATÜRK ÇİZGİSİ PLATFORMU
ANKARA KIZ LİSESİ MEZUNLARI DERNEĞİ
CUMHURİYET KADINLARI DERNEĞİ
CUMHURİYET OKURLARI (ANKARA)
ÇAĞDAŞ YAŞAMI DESTEKLEME DERNEĞİ ANKARA ŞUBESİ
            ÇAYYOLU PLATFORMU
            DİL DERNEĞİ
            ENGELLİLER KONFEDERASYONU
            G.Ü. ÖĞRETİM ÜYELERİ DERNEĞİ
            HACIBEKTAŞ KÜLTÜR DERNEĞİ
            KADINLAR BİRLİĞİ VE DAYANIŞMA DERNEĞİ
            NÜSHED
            TÜKETİCİ HAKLARI DERNEĞİ
            TÜM ÖĞR.ÜYELERİ DERNEĞİ
            TÜRKİYE ZİRAAT MÜH. ODASI
            ULUSAL EĞİTİM DERNEĞİ
            YEREL YÖNETİMLER DERNEĞİ
            YEREL-İŞ
            14 NİSAN ÇAĞDAŞ MÜH. HAREKETİ




-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap