SON DÖNEMDE GELEN EN ACI MAİLLERDEN BİRİSİ İNANIN AĞLAYACĞIM....HANİ PARAM OLSA 
DİYOR İNSAN...BİLİMİNDE İÇİNE ETTİLER.....ASLINDA BİRÇOK İNSAN BU ÇABAYI 
BİLMİYOR BAZI YÖNLERİNİ BENDE ŞİMDİ ÖĞRENDİM...BU ÇABAYA  NASIL BİR KATKI 
YAPILABİLİR......
 


Date: Mon, 14 Jun 2010 11:21:15 +0300
Subject: (GugukluhayaT) Fwd: Ali Nesin'den TÜBİTAK Başkanı Nüket Yetiş'e Açık 
Mektup
From: [email protected]





 
 

 
Açık Mektup







TÜBİTAK Başkanı Sayın Prof. Dr. Nüket Yetiş'e Açık Mektup


Ali Nesin

İstanbul, 7 Haziran 2010



Sayın Prof. Dr. Nüket Yetiş,

Sorumlusu olduğunuz TÜBİTAK'tan şikâyetçiyim. Sadece ben değil, matematikçi ya 
da değil, tanıdığım herkes şikâyetçi. Ben kendi dertlerimi size anlatmak 
istiyorum. Eğer isterseniz diğerlerinin dertlerini kendilerine sorup 
dinlersiniz.



Sayın Prof. Dr. Nüket Yetiş,

Basından mutlaka takip etmişsinizdir: 2007 yılında Şirince'de dağ başında, 
Nesin Vakfı bünyesinde bir "Matematik Köyü" kurduk. Kereste, taş, çamur ve 
samandan yapılmış geleneksel tarzda evleriyle, taş kaplanmış avluları ve 
daracık serin sokaklarıyla, çardakları, amfitiyatrosu, sadeliği ve 
içtenliğiyle, herkesin ilk bakışta âşık olduğu dünya güzeli yemyeşil bir köy 
oldu.

Halkımızın maddi katkısı ve emeğiyle kurduk bu köyü. Çoluk çocuk ve gönüllüler 
çalıştı inşaatında. Tam bir imece ürünü. Başka türlüsü de olamazdı zaten, biz 
günü gününe yaşayan mütevazı bir vakıfız.

Hiçbir maddi çıkar gütmeden bireysel çabalarımla 1998'ten beri her yaz 
düzenlediğim matematik yazokullarını artık Matematik Köyü'nde yapıyorum. Her 
yaz 500 dolayında liseli ve üniversiteli genç Matematik Köyü'nde dünya çapında 
matematikçilerle ve olağanüstü bir matematikle tanışıyor. Söylemeye gerek var 
mı? Bu öğrencilerin büyük çoğunluğu dar gelirli ya da yoksul.

Dünyanın her yerinde böyle bir girişim devlet tarafından desteklenir. Biz de 
projelerimizi desteklemesi için doğal olarak TÜBİTAK'a başvuruyoruz. Bu yıl da 
11 yazokulu projemizin 7'sine maddi destek vermesi için TÜBİTAK'a başvurduk. 
Tüm projelerimizi desteklemeyeceğini deneyimle bildiğimizden, sunduğumuz 
projelerin iki ya da üçünü desteklerse, bu destekle diğer projelerimizi de 
yürütebileceğimizi düşündük.

TÜBİTAK, 7 projemizin 7'sini de reddetti!



Sayın Prof. Dr. Nüket Yetiş,

İzin verirseniz devam etmeden önce TÜBİTAK'la ilgili bir anımı aktarmak 
istiyorum.

Bundan bir iki yıl önceydi. Matematik Köyü'nde liseliler için bir proje 
tasarlayıp TÜBİTAK'a sunmuştuk.

Bir zaman sonra bir yazı geldi TÜBİTAK'tan. Ankara'ya gelip projeyi 
panelistler, yani hakemler önünde anlatmamı istiyorlardı.

"Herhalde bu herkese yollanan bir yazı, panelistler proje sunan, ama 
tanımadıkları, güvenmedikleri lise öğretmenlerini yakından tanımak için böyle 
yapıyorlar, herhalde bu davet bana yönelik değildir," diye geçirdim içimden.

Gene de emin olamayıp TÜBİTAK'a telefonla sordum. Benim de projemi panel önünde 
anlatmam gerekiyormuş... Projede her şey anlaşılmazmış...

Oysa projemizde her şey yazıyordu, ne eksik olabilirdi ki, nesi 
anlaşılmayabilirdi ki?

Randevu verilen gün ve saatte bir işimin olup olmadığı da sorulmamıştı. Gitmek 
zorundaydım. Yol parasını da ödemiyorlardı. İşimi gücümü bırakıp İstanbul'dan 
Ankara'ya, TÜBİTAK'a gittim. Bekleme odasında bir süre bekledikten sonra 
panelin önüne çıktım.

Başkan ortayaşlı bir hanımdı. İkinci başkan, ya da panelin ikinci etkili ismi 
Darwin skandalında da adı geçen Sayın Çiğdem Atakuman'dı. Diğer beş panelist 
20'li yaşlarda gencecik insanlardı. Elli yaşında bir profesörü İstanbul'dan 
Ankara'ya getirterek huzurlarına çağırmakta hiçbir beis görmemişlerdi.

Başkan sözü aldı:

-        Ali Bey, dedi, ben projeleri önceden okumam. Bana projenizi anlatır 
mısınız?

Biliyorum inanılır gibi değil ama aynen böyle söyledi. Sayın Çiğdem Atakuman o 
günü anımsar sanıyorum, kendisine de sorabilirsiniz. Dayanamayıp bunun nedenini 
sordum.

-        Çünkü projelerden habersiz geldiğimde çok ilginç sorular soruyorum, 
başkalarının hiç dikkatini çekmeyen şeyleri görüyorum... Öyle değil mi 
arkadaşlar? diye sorup etrafındaki gençlere baktı onay bekleyerek.

Diğerleri, nerdeyse tek bir ağızdan,

-        Evet efendim, öyle efendim, dediler, çok ilginç sorular soruyorsunuz...

Neden çağrıldığımı anlamıştım. Bu saygısızlık karşısında bana sadece susmak 
düşüyordu.

Projeyi anlatmam istendi. Anlattım. Başkan,

-        Ali Bey, dedi, derslerinizde soracağınız sorulardan birkaçını rica 
edebilir miyim?

En ilginç bulduğum birkaç soruyu söyledim. Kısa bir sessizlik oldu. Başkan 
etrafına bakındı. Herhalde kendisinden soruların yanıtlarını beklediğimi sanmış 
olmalı ki, sinirli sinirli gülümseyerek,

-        Eskiden olsaydı bunların hepsine şıp diye cevap verirdim, dedi, ama 
unuttum bu konuları şimdi...

Oysa sorularımın hepsi değme matematikçiyi zorlayacak sorulardı. Kendim 
uydurduğum bu soruların bazılarının yanıtını bulmak için günlerce düşünmüştüm. 
Bazılarınınkini de hiç bulamamıştım... Ben sadece "ne kadar güzel sorular değil 
mi, güzel olduklarını teyit edin, heyecanımı paylaşın" anlamına bakmıştım 
panelistlerin yüzüne. Oysa onlar soruları bile anlamamışlardı.

Başkan devam etti konuşmasına:

-        Ali Bey, dedi, biz sizi araştırmacı olarak çok iyi biliyoruz, tanınmış 
bir araştırmacısınız ve konunuzda belli ki çok iyisiniz, ama eğitimci olarak 
biz sizi hiç tanımıyoruz. İyi bir araştırmacı olmak demek illa iyi bir eğitimci 
olmak anlamına gelmez... Bu projede başarılı olacağınızı nasıl bilebiliriz ki?..

Bu aşamada projemi reddetmeye niyetli olduklarını anlamıştım. Son bir umutla 
kendimi savundum:

-        Ama ben 5 yıldır liselilere yönelik Matematik Dünyası diye bir dergi 
çıkarıyorum... Derginin her sayısı on bin satıyor...

Etrafına bakınıp,

-        Öyle mi? Bilmiyordum... dedi.

Diğerleri "evet öyle" anlamına baş salladılar.

-        Ayrıca, diye ekledim, 20 küsur yıldır onlarca kez basılmış 5-6 tane 
popüler matematik kitabım var...

Gene etrafına sorgulayıcı bakışlar attı.

Diğer panelistler gene "evet öyle" anlamına başlarını salladılar.

-        Ayrıca haftada en az bir kez bir ilkokula, bir liseye konuşma vermeye 
giderim...

Başkan konuyu değiştirdi:

-        Ali Bey, dedi, bizim konseptimiz daha çok eğlence ve oyun içeren 
projeler...

-        Olabilir... Benim konseptim de böyle... Farklılık güzel şeydir...

-        Ama biz bu tür projelere destek vermiyoruz, bizim konseptimize 
uymuyor...

-        Afedersiniz ama burası sizin konseptinizi destekleme derneği değil. 
Sizin konseptiniz yazmıyor şartnamede.

-        Üzgünüz...

Ayağa kalktım, kapıya doğru yönelirken,

-        Destekleseniz de desteklemeseniz de bu proje gerçekleşecek, dedim 
sinirli sinirli. Bu projeyi desteklemek sizin için ancak bir onur olabilir...



Projem desteklenmedi elbet. Ama hiç olmazsa bu vesileyle bir panelist 
grubunuzla tanışma fırsatım oldu.

Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da TÜBİTAK'a sunduğumuz tüm lise ve lisans 
yazokulu projelerimiz reddedildi.

Geçen yıl hiçbir red gerekçesi gösterilmemişti. Bu yıl ısrarlarımız ve konunun 
basına yansıması karşısında red gerekçeleri sunuldu.

Gerekçelerin bir kısmı yersiz, bir kısmı dayanaktan yoksun, bir başka deyişle 
her biri aslında bir bahane.

Örneğin gerekçelerden biri, derslerin günün hangi saatinde yapılacağının 
belirtilmemesi. Alay gibi! Şartnamede olsaydı onu da yazardık ama yazmıyordu. 
Aklımıza da gelmedi doğrusu.

Bir başkası, ve bana en ağır geleni, Matematik Köyü'nü benim kurmuş olmam ve 
yönetmem ve orada yapılacak ve benim de yer aldığım bir projenin 
desteklenmesinin etik olmadığı!



Sayın Prof. Dr. Nüket Yetiş,

Projelerimizin desteklenmesi için, Matematik Köyü'nde matematik öğretmemem 
gerekiyormuş!

Hayatımın iki yılını ve varım yoğum her şeyimi verdim bu Köy'ü kurmak için. 
Başıma gelmedik bela da kalmadı. TÜBİTAK bu çabalarımdan dolayı beni kutlamak 
yerine, Köy'de yapılacak olan ve benim de yer aldığım projelere destek vermenin 
etik olmadığını söylüyor...

Hayatını matematiğe ve matematik eğitimine adamış biri Matematik Köyü yerine 
tatil köyü ya da dersane mi kurmalıydı? Panelistler Türkiye'de nasıl para 
kazanılacağını bilmiyorlar mı?



Sayın Prof. Dr. Nüket Yetiş,

Kurumunuzun reddettiği projelerin her biri birer mücevher değerindedir. Sadece 
Türkiye'de değil, dünyada bu projelere eşdeğer bir proje kolay kolay bulunamaz. 
Özür dileyerek söylüyorum, ama gerçek bu: Bu projeleri haklı ya da haksız 
gerekçelerle reddetmek kimsenin haddi değildir. TÜBİTAK'ın bu projeleri öpüp 
başına koyması, destekleyecek bütçesi yoksa, başbakana, cumhurbaşkanına çıkıp 
örtülü ödenekten yalvar yakar para istemesi gerekir!

Reddedilen projelerimizin değerini anlayacak kadar matematik bilmiyorsunuzdur 
muhtemelen, zaten bilmek zorunda da değilsiniz. Herkesin konusu ayrı. Bana 
inanmayın ve lütfen bir bilene, bir anlayana sorun. Konuyla hiçbir ilgisi 
olmayan ya da yönlendirilmiş panelistlerinize değil ama.

Son olarak Sayın Prof. Dr. Nüket Yetiş, tüm içtenliğimle şunu söylemek 
istiyorum: TÜBİTAK'tan destek almamamıza değil, TÜBİTAK'ın destek vermemesine 
üzülüyorum!

Saygılarımla,

Ali Nesin


 
 


-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.
                                          
_________________________________________________________________
Yeni Windows 7: Gündelik işlerinizi basitleştirin. Size en uygun bilgisayarı 
bulun.
http://windows.microsoft.com/shop

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap