hiloa hiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii

2010/6/19 kotanlartr <[email protected]>:
>
>
>
> Prof. Dr. İbrahim Ortas <[email protected]>
> 18 Haziran 2010 22:21
>
>
> ÖSY SINAVI YETENEK EKSENİNE GÖRE YAPILMALIDIR
> Prof. Dr. İbrahim Ortaş, Çukurova Üniversitesi,  İ[email protected]
>
> Üniversiteler de bir taraftan mezun ettiği öğrencilerinin kaliteli eğitimi
> ve işsizliğini, diğer taraftan yeni üniversiteye girmek isteyen liseli
> gençlerin ne tür yetenek ve bilgi donanımına sahip olması gerektiğini
> konuşulurken. Ülkemiz genç nüfusunun eğitim talebi ve buna bağlı olarak
> yaşanan eğitimli işsizler ordusu diğer taraftan aranan nitelikli, eğitimli
> insan ihtiyacı paradoksu her yıl sınav gerçeği ile yüzleşmektedir. Ancak her
> yıl tekrarlanan soruna çözüm önerileri getirilmediği için sorun katlanarak
> büyüyor.
>
> Üniversiteye Giriş Sınavı Bilgi Ölçme Yerine, Genel Yeteneği Ölçmeyi
> Sağlamalı
> Öğretim üyesi olarak edindiğim gözlemler ve değişik üniversitelerden
> hocalarımdan aldığım izlenimler, öğrencilerin üniversite derslerini
> anlamakta zorlandıkları yönündedir. Çocukların soyut düşünme, analitik
> bakma, çözümleme ve dönüştürmede zorluk yaşadıklarını görüyoruz. Bu bağlamda
> öğrencilerin aldığı puanların sıralamasına baktığımızda çoğu öğrencinin
> gerçek anlamda yeterince temel bilimleri kavramdan üniversiteye geldiği
> belirtiyor. Fizik bölümünde değer verdiğim duyarlı bir hocamın anlattığı
> örnek, fizik bölümündeki bir öğrencisi "hocam tek fizik sorusu yapmadan
> fizik bölümüne gidim" ifadesi içler acısı bir durum. Hoca diyor ki "bu
> öğrenciye nasıl fizik öğretirim ve nasıl fizik bölümü mezunu yaparım". En
> Son YÖK başkanının basına yansıyan basit bir matematik işleminin 600 bin
> sınava giren aday tarafından yapılmadığı demeci ayrıca düşündürücü. Bu
> örnekler her halde dünyanın bir başka ülkesinde yaşanmaz. Gelinen durum
> bizlere yeniden orta öğretimin kalitesinin sorgulanmasını ve üniversitelerin
> ne tür öğr
>
> Nasıl Bir Eğitim ve Nasıl Bir Öğrenci İstiyoruz?
> Ancak ne yazık ki ülkenin bir numaralı sorunu olan eğitimin niteliği ve
> toplumun geleceği olan yetişmiş insan yetiştirme sürecinde yaşanan bu çıkmaz
> konusunda hiçbir üniversitemizden resmi düzeyde bir talep gelmiyor. Eğitimi
> bütünsel gören ve derslerinde öğrencileri analitik gözle inceleyen
> hocalarımız öğrencilerin yetersizliğini, konuları kavramadaki eksikliğini,
> yazma becerilerinin eksikliğini hep konuşuyoruz. Çünkü alt yapısı
> gelişmemiş, yetenlerinden çok ezbere bilgi ile sınavı kazanan öğrencilere
> üniversitelik bilimi, felsefi tartışma, mesleki bilgi beceriyi kazandıracak
> olan hocalardır. Fakat üniversitelerimiz YÖK ve Milli Eğitim Bakanlığı
> nezdinde ne tür öğrenci istediklerini belirtmiyorlar. Her yıl kontenjanlar
> artırılıyor ancak kimse demiyor ki "iyi de bu çocuklar üniversiteyi
> okuyabilecek düzeyde midir?" Herkes benim çocuğum üniversiteye girsin ne
> olursa olsun diyor. Üniversite bittikten sonrada iş aranıyor. Bu sefer işe
> nasıl aldırtabilirim arayışı başlıyor. İşsiz gençler içinden ilk sırayı
> yükse
>
> Üniversiteler Kendi Öğrencisini Kendisi Belirlemelidir
> Doğaldır ki bugünkü üniversite sisteminde özerk olmayan yapısı üniversitenin
> kendi öğrencisini seçme hakkının olmaması üniversitelerin istediği öğrenci
> niteliğini belirleyemiyor. Diğer taraftan yeteneği ve bilgi düzeyi
> üniversiteyi okumaya elverişli olmayan öğrencilerin ÖSY' ede aldığı puan
> oranında sıralanması ile başlayan yerleşmede maalesef bazı birimlerde bugün
> minimum ALES puanı dahi almayan öğrenciler bulunmadığı için Yüksek Lisans
> öğrencisi yok, akademik kadroya Araştırma Görevlisi atanamıyor.
> Bu durum YÖK ve Üniversiteler arası kurullarda konuşuluyor mu bilemiyorum
> ancak sorun çok ciddi. Eğer konuşulmuyorsa bunun biricik nedeni bana göre
> mevcut rektörlük seçimi ve Rektörlerin YÖK ile olan ilişkileri bir üst kurum
> ile iyi ilişkinin devamında yarar vardır anlayışı hakkim oluyordur.
>
> Yetenekli Öğrenci Üniversiteye Girebilmelidir.
> ÖSYM'nin bugün en güvenilir sınavı yaptığı konusunda hiçbir şüphe yok.
> Gençlerimizin de zekâsından şüphem yok. Ancak ortaöğretimin bugünkü eğitim
> ve öğretim yapısı üniversiteyi okuyacak düzeyde bilgiyi öğrencilerimizin
> büyük çoğunluğuna kazandırmıyor. Ayrıca öğrenci seçme sınavı da yetenekli
> öğrencileri seçememektedir. Bilgi düzeyi çok iyi ölçülüyor ancak ezbere
> öğrenilmiş bilgi üniversitede işe yarmıyor. Mutlaka sınav öğrencinin
> yeteneklerini ölçecek şekilde düzenlenmelidir. Ayrıca öğrencinin doğal
> yeteneği yanında bilgi düzeyi ve çabası da ölçülmelidir.
> Ezbere lise eğitiminin en tipik örneği her yıl binlerce lise birincisi
> üniversite sınavını kazanamaz. Kazananların çoğu da ezbere derslerde
> başarılı olur, yorum gerektiren derslerde ise bocalandığı görülür.
> Sınavdan sınava başarı ülkenin eğitimine, bilimine teknolojinse ve
> ekonomisine bir katkıda bulunmuyor. Bu konuda artık çok da ısrarcı
> olunmaması gerekir. Ülkemizi arzu etiğimiz gelişmişlik düzeyine çıkarmak
> için ezberci bilgiye dayalı sistemden vazgeçip, yetenek ve liyakate dayalı
> yapıya kavuşturmamız gerekir.
> Doğal olarak üniversitelerin de yetenekli, gençleri iyi eğitmesi gerekir.
> Bunun içinde iyi alt yapı ve iyi eğitilmiş öğretim üyeleri olmalıdır.
>
> Ne yapılabilir
> Sınav genel yetenek ağırlıklı olmalı. Her fakülte veya bilim dalı kendisi
> için öğrencinin bilmesi gereken derslerden belirli soru sayısının üzerinde
> yapanları almalıdır. Örneğin Tıp için Fen sorularının % 90'nını yapması
> isteniyorsa, Mühendislik için Matematik sorularının % 90'nını yapma şartı
> aranabilir. Fen Fakülteleri aynı şekilde belirli bir oranın üstünde soru
> çözen öğrencilerin kayıt yapmasını sağlaması gerekir. Genelde
> üniversitelerde dersi geçmek için en az 60 ve üzerinde not almak gerekir.
> Üniversite sınavına giren öğrencilerinden kaç tanesi sorulan soruların % 60
> ve üzerini yaptığına bakarsanız, kaç öğrencinin üniversiteyi okuyabilecek
> düzeyde olduğu görülecektir. Daha öncede yazmıştım kanımca bu durumda
> üniversiteyi okuyacak öğrenci sayısı son derece sınırlıdır.
> Orta Öğretimden Liseye Geçişte Daha Esnek ve Öğrenci Yeteneğine Uygun
> Yönlendirme Yapılmalıdır
> Halen oyun çağındaki çocukların ilkokuldan itibaren dershaneye gönderilmesi
> ve sürekli sınavlara alınması ciddi travmalar yaratmaktadır. Hiçbir çocuğu
> sokakta göremez olduk. Oynaması ve ruh hali gelişmesi gereken çocuklar sınav
> kaygısı ile sürekli tedirgin edilmektedirler. Artan şiddet, bencillik,
> paylaşımsızlık, hırçınlık gibi birçok olumsuzluk ile eğitim sistemi arasında
> doğrudan ilişki olduğunu düşünüyorum. Eğitim psikologlarının ve
> pisikiyatristler konuya bu yönden eğilmeleri önemlidir. Kendisi olmayan,
> sürekli aşağılanma, sınav kazanması istenen, okumayan, gezmeyen, oynamayan,
> ruhu doymamış milyonlarca yarının genç insanı bu topluma ne kadar, bu
> toplumdan ne götürür. Bu konunun uzmanlar tarafından tartışılması gerekir.
> En ciddi sorunda toplumun geleceği olan sağlıklı nitelikli sorun çözen insan
> yerine, ezbere dayalı öğretilmiş, sınavdan sınava yarışan ve belirli bir
> sıralamaya girebilen ve ona göre de bir okula yerleşen ve mezun olan geniş
> bir kitle. Üretkenlik, bilgi dönüştürme, bilgiden bilgi üretme, soyut
> düşünme becerisi gelişmiyor.
> Ortaokula giden çocukların yetenekleri öğrenme becerileri ve çalışma
> becerileri doğru izlenmeli, kimlerin ne tür eğitim kuramlarına gitmesi
> gerektiği çağdaş anlamda önerilmedir. Her kes liseye gitmek zorunda
> olmamalıdır diye düşünüyorum. Ülkenin gereksinim duyduğu ara eleman için
> Meslek Liselerine yönelme sağlanmalıdır. Bunun sanırım ölçütleri vardır. Bu
> bağlamda orta öğretimdeki Seviye Belirleme Sınavı (SBS) kalkmalı; öğrencinin
> yeteneğine uygun yönlendirme yanında okul başarı ortalaması üzerinden genel
> bir yetenek sınavına geçilmelidir. Örneğin geçmişte 5 üzerinde 4,5 notu
> olanlar belirli sınavlara giriyordu. Hatırladığım kadarı ile geçmişte Fen
> Kolunda okuyabilmek için 5 üzerinden 4 notuna sahip olmak zorunluluğu vardı.
> Bu şekilde kişiyi müfredata bağlı olarak okulda çalıştırmış olursunuz. Her
> okul, alacağı öğrencileri kendi geliştirdiği yöntemlerle belirlemeli. Bunun
> örnekleri değişik ülkelerde mevcuttur. Her yıl milyonlarca öğrenci sınav ve
> dershane ekseninden kurtarılmış olur.
>
> Özet olarak ülkemizin muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak istiyorsak,
> geleceğimizi bilim ve teknolojide aramak zorundayız. Bilim ve teknoloji
> öğretmeden çok yaratıcılık, hayal gücü ve sistematik bilgi toplama ile
> sağlanacaktır. Eğitim ezberci ve sınav kazanmacı eksenden öğrenme ve
> dönüştürücü eksen kaydırılmalı. Yetenekli gençler desteklenmeli ve ülkenin
> geleceği emin ellere bırakılmalıdır. Ülkemizin bu nitelikteki öğrencilerin
> sayısını çoğaltmak için eğitim sistemini çağcıl kılınmalıdır. Yeni bir YÖK
> yasası mutlaka hazırlanmalı. Bilim ve Teknoloji Bakanlığı kurulmalı. Ancak
> bu şekilde ülkemiz geleceği kurtulur. Yoksa her yıl orta öğretimden
> Üniversite girişine kadar milyonlarca genç insanı doğru dürüst eğitmeden,
> ruh yapısını geliştirecek sosyal ve kültürel etkinliklerden yoksun bırakan
> bir eğitim sistemi bu ülkeye fayda değil zarar getirir. Bugün yaşadığımız
> bazı sorunların nedenlerine biraz da bu gözle bakalım derim.
>
>
> 9 Haziran 2010, Çarşamba, Adana
>
> --
> You received this message because you are subscribed to the Google Groups
> "Gugukluhayat" group.
> To post to this group, send email to [email protected].
> To unsubscribe from this group, send email to
> [email protected].
> For more options, visit this group at
> http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.
>

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap