Ulusal ekonominin temel taşları olan, tarımını ve sanayiini
yabancıların emir ve talimatlarına terk edeceksiniz.
Kıbrıs ve Ege denizindeki ulusal hedef ve çıkarlarından tümü ile
vazgeçeceksiniz.
Türkiye Cumhuriyeti "vatandaşlığı" esasını terk edip, ülkenizdeki tüm
etnik farklılıkların altını kalın bir kalemle çizip, bu farklılıklar
temelindeki "kültürleri" gıdıklayacaksınız...
Birlik ve beraberliğinizin kültürel öğelerini buruşturup çöpe atmaya
yelteneceksiniz... Ve sonra da bölüneceksiniz, bölüneceğiz,
bölünecekler...
Güney-doğu'da Kürt, Kuzey-doğu'da Laz, Düzce Adapazarı'nda Çerkez,
sonra Pomak, sonra Gürcü, sonra, Aphaz, sonra Roman, sonra Rum, sonra
Ermeni... Ve sonra...
Ve sonra kocamak bir hiçbir şey haline geleceksiniz...
Ve Ankara ve çevresindeki daracık bir alana sıkıştırılıp... Orada
öylece kendi haline bırakılmış bir Türk kavmi olarak yaşamaya çalışan
bir büyük milletin "cemaat lideri" sıfatı ile, göğsünüze
iliştirdikleri Büyük Ortadoğu Projesi'nin ortaklık nişanı taşıyarak,
"Ilımlı (ancak) şer'i İslam Ümmeti"nin Mehter Marşı eşliğinde, size
alkış tutan tebaanıza "hava" atacaksınız...
Guruldayan midelerimiz üzerine inşa edilmek istenen Avrupa Birliği
hayalinin yol haritası işte budur...
Sayın Başbakan, televizyonda şöyle konuşuyor:
Avrupa Birliği'ne girmemize karşı çıkanlar, bizi Dünya içinde yalnız
bırakmak isteyen "marjinal"lerdir...
Sayın Başbakan, oldukça yoksul bir bohça içine istif ettiği kelime
dağarcığına, bu "marjinal" sözcüğünü katalı, ifade düzeyi bir hayli
zenginleşti...
Sayın Tayip Erdoğan'ın, "leb" demeden, "leblebi" diyeceğini şıp diye
anlayıveren o pek kurnaz yakın çevresi, her gün daha da zenginleşen bu
ifade düzeyi karşısında, bir hayli mutlu... Ancak biraz da şaşkın.
Neden mi şaşkın?
Bu nedeni anlatması kolay, anlaşılması daha da kolay... Ama resmi bir
açıklamaya dayandırılması tümüyle imkansız...
Örneğin;
Bunlar marjinallerdir!.. buyuruyor sayın Başbakan.
Başbakanın yakın çevresi koşuşturuyor ve alelacele bir sözlük
bulunuyor... Telaş ve ter ve kan ve revan ve daha bir sürü şey içinde,
sözlükte, "Marjinal" sözcüğü aranıyor... Ve bulunuyor.
Birinci sözlük şöyle yazıyor:
Marjinal: Kenara ait, kenarda bulunan, kenarda olan...
Bir diğer sözlükte ise, şöyle bir açıklama var.
Marjinal: Varolan güncel değerlerin haricinde veya karşıtında bir
hayat biçimi ve felsefesine sahip olan insanlara verilen ad.
Demek ki, Sayın Başbakan, Avrupa Birliği'ne girmesine karşı çıkanları,
"kenarda bulunan, kenarda olan"lar olarak tanımlıyor...
Ve yine demek ki, Sayın Başbakan, Avrupa Birliği'ne girilmesine karşı
çıkanların, ülkede varolan güncel değerlerin haricinde veya karşıtında
bir hayat biçimi ve felsefesine sahip olduklarını düşünüyor...
Demek ki, Başbakan'a göre, bu ülkede Atatürk Devrimleri'ni, ülkenin
tam bağımsızlığını, ulusal ekonomimizi, geleneksel kültürümüzü ve
milli çıkarlarımızı savunmak "marjinallik"tir...
Ve yine demek ki, ulusal kültürümüzün bizatihi kendisi, artık bu
ülkede, varolan güncel değerler arasında yer almıyor!...
Sayın Başbakan'ın yakın çevresinin bulup, masanın üzerine koyduğu
sözlükte bunlar yazıyor.
Yani Sayın Başbakan'ın gittikçe gelişmekte olan sözcük hazinesi böyle
bir yön ve yol izliyor...
Ve [son olarak] demek ki, Sayın Başbakan'ın çevresini oldukça
"çerçeve"lenmiş...
Biz "Avrupa Birliği Çerçeve Belgesi"nden bunu anlıyoruz...
Peki ya siz?..

LÜTFEN "TIK"LAYINIZ:
www.soruyusormak.com
www.dnm-ler.com
www.kitlecizgisi.com



-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap