*Mustafa Mutlu *

 *Yazara ulaşmak için :* [email protected]
  Samimiyetinize inanmıyorum Sayın Başbakan!

Başbakan; dünkü grup konuşmasında Çukurca'da teröristler tarafından şehit
edilen altı askerimizle ilgili olarak sadece altı cümle kurdu...

Ve sözü hemen muhalefete ve "referandum"a getirdi.

Her zaman yaptığı gibi, ülkede olup biten tüm yanlışlıkların suçunu
muhalefete yükledi.

Sonra da 12 Eylül'deki referandumdan "Evet" çıkması için, son günlerde
izlediği politikayı sürdürdü ve MHP tabanını tavlamaya çalıştı.

"Hayır" demekle MHP'nin tarihiyle çeliştiğini söyledi. Ülkücü Necdet Adalı,
Mustafa Pehlivanoğlu ve solcu Erdal Eren'in idamlarını hatırlattı...

*Ve dün ölen altı askerimiz için ağlamayan Başbakan, 30 yıl öncesi için
Meclis kürsüsünde gözyaşı döktü!
*
Uzun uzun 12 Eylül darbecilerinin yaptığı haksızlıklardan söz etti.

Bol bol örnekler verdi.

Ben bu örneklerden en çok ikisine takıldım:

1) 14 Mayıs 1987'de Hüseyin Kurumahmutoğlu isimli tutuklu ülkücünün, sabah
namazını kılarken başına vurulan dipçik darbesiyle Mamak Cezaevi'nde
öldürüldüğünü söyledi.

2) Bu zulümlerin mağdurlarından birinin de Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul
Günay olduğunu belirterek, Günay'ın, 12 Eylül döneminde hapisteyken, vefat
eden babasının cenazesine bile gönderilmediğini belirtti.

***



Bu sözlerin amacını yukarıda da yazdım:

MHP'nin tabanını ve sol oyları tavlamak...

Yani; 12 Eylül karşıtlığıyla, bu 12 Eylül'de yapılacak referandumda "Evet"
çıkmasını sağlamak...

Peki, adama sormazlar mı:

*DİRENDİNİZ Mİ?*

*12 Eylül'de devrimci ve ülkücü gençler zulümlerin en büyüğünü görürken,
"akıncı" olan siz ne yaptınız?

Darbecilere açıkça destek vermediniz mi?
*
*Elinizi açıp, "Ülkemizi komünistlerden kurtardığı için ve dinimizi
korudukları için" onlara dua etmediniz mi?
*
Dini duygular üzerinden siyaset yapan bir partinin İstanbul İl Başkanı
olarak, bugün gözyaşı döktüğünüz işkencelerin ve idamların durması için, o
günlerde parmağınızı kıpırdattınız mı?

12 Eylül yönetiminin açtığı Kur'an kurslarında binlerce militan
yetiştirmediniz mi?

*ÇEBER'İ KİM ÖLDÜRDÜ?*

*Mamak Cezaevi'nde 23 yıl önce öldürülen Hüseyin Kurumahmutoğlu'nu
hatırlıyorsunuz da...
*
*Acaba Engin Çeber ismi, sizin için bir anlam ifade ediyor mu?
*
Hani iki yıl önce sol içerikli "Yürüyüş" dergisini dağıtırken gözaltına
alınıp, önce karakolda sonra cezaevinde yapılan işkenceler sonucunda ölen
genç!

Tamam; Hüseyin Kurumahmutoğlu'nu 12 Eylül diktasının işkencecileri öldürdü
ve siz bugün onun ardından ağlıyorsunuz..

Peki; *Engin Çeber'i hangi "dikta" rejimi öldürdü? Neden Engin için aynı
tepkiyi göstermiyorsunuz?
*
*HABERAL'I KİM GÖNDERMEDİ?*

*Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın, 12 Eylül döneminde hapisteyken,
vefat eden babasının cenazesine bile gönderilmediğini söylüyorsunuz... Bu da
doğru! Acımasız, insafsız, zalim bir yönetimdi 12 Eylül yönetimi!

Peki; Ergenekon davasında yargılanan Prof. Dr. Mehmet Haberal'ın, babasının
cenaze namazına gitmesini kim engelledi? Yargıtay'ın Haberal'la ilgili tapu
gibi "tahliye", sizin iktidarınız döneminde yok sayılmıyor mu?

AYNI HATALARI YAPMIYOR MUSUNUZ?*

*Hepimiz biliyoruz ki; sizin aslında 12 Eylül darbecileriyle hiçbir zaman
derdiniz olmadı.
*
*Bugünkü tavrınızın tek nedeni, referandumda devrimcilerden ve ülkücülerden
oy koparmak!
*
Elbette 12 Eylül'ün hesabı sorulmalı...

Elbette darbeciler yargılanmalı!

Ama... Size düşen görev, önce 12 Eylül darbecilerinin düştükleri hatalara
düşmemek, yaptıkları yanlışları yapmamak değil mi?

*BÜYÜKANIT'A NEDEN DOKUNMUYORSUNUZ?*

*Madem 12 Eylül'ün hesabını sormakta bu kadar samimisiniz; o zaman kendi
iktidarınız döneminde verilen 27 Nisan e-muhtırasının hesabını neden
sormuyorsunuz?
*
Neden dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın yakasına
yapışmıyorsunuz?

Hesap sormak bir yana, neden Dolmabahçe'de kafa kafaya verip, onunla
"sırdaş" oldunuz?

Neden bu "muhtıracı general" emekli olunca, altına zırhlı bir Audi çektiniz?

***



*Samimiyetinize inanmıyorum Sayın Başbakan...

Altı askerimizin terörist kurşunuyla can verdiği gün, 12 Eylül mağdurları
için akıttığınız gözyaşları da sahici değil...

Bir gün elbette sizin döneminizde yapılan haksızlıkların, yanlışların,
zulümlerin de hesabı sorulacak...

Ve emin olun; o gün Engin Çeber'in hayali karşınızda belirip, size tek bir
soru soracak:

"Benim ölümüme neden seyirci kaldınız?"*

***



*GÜNÜN SORUSU*

Başbakan terör konusunda, "Akşamdan sabaha eğer 'bir çözüm' deniliyorsa
böyle bir sihirli değnek yok" dedi...

Başka bir ülkede 8 yıldır iktidarda olan bir Başbakan çıkıp da böylesine
önemli bir konuda, "Çözüm yok" dese; tüm ülke,"Çözümün yoksa istifa et...
Çözebilecek kişilere fırsat tanı" diye ayağa kalkmaz mıydı?

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap