Didim halkının gönlünde gerçek anlamda bir taht kuran Mümin Başkan,
bilindiği üzere, İçişleri bakanı tarafından "görevinden
uzaklaştırıldı"...
Görevden uzaklaştırma işlemi, Belediye Kanunu'nun 47. maddesi hükmü
uyarınca yapıldı...
Kanunun ilgili maddesi şöyle diyor:
GÖREVDEN UZAKLAŞTIRMA
MADDE 47.- Görevleriyle ilgili bir suç nedeniyle haklarında soruşturma
veya kovuşturma açılan belediye organları veya bu organların üyeleri,
kesin hükme kadar İçişleri Bakanı tarafından görevden
uzaklaştırılabilir.
Görevden uzaklaştırma kararı iki ayda bir gözden geçirilir. Devamında
kamu yararı bulunmayan görevden uzaklaştırma kararı kaldırılır.

Lütfen dikkat buyurun, kanun metninde, "uzaklaştırılabilir," yazıyor...
Uzaklaştırılır, değil!..
Ayrıca, ikinci bentte, uzaklaştırma kararının İKİ AYDA BİR gözden
geçirileceğinden söz ediliyor... Ve Devamında KAMU YARARI BULUNMAYAN
görevden uzaklaştırma kararı kaldırılır...
Yani söz konusu maddenin var oluş gerekçesi, belediye başkanının kendi
hakkındaki bir soruşturmanın seyrini etkileyerek adaletin
gerçekleşmesini önlemesi riskine karşı alınmış bir "tedbir" kararıdır.
Delillerin karartılmasına karşı düşünülmüş bir çaredir.
Yürürlükteki mevzuat hükmüne göre böyle bir durumun takdiri tek başına
İçişleri bakanına bırakılmıştır. Ama bu takdir hakkı, her iki ayda bir
yeniden gözden geçirilecektir... Ve takdir hakkının gerekçesi ve sınırı
"kamunun yararı"dır!..
Yasa hükmüne göre İçişleri Bakanı, değişen şartlara göre ilgili
belediye başkanının durumunu gözden geçirecek ve "görevden
uzaklaştırma" nedenlerinin devam etmekte olup, olmadığını kamu yararı
kıstasına göre yeniden irdeleyecektir...
Durum hukuk çerçevesinde budur...
Peki, uygulanmakta olan senaryo, sözünü ettiğimiz kanun hükmünün
koşulları ile ilintili midir?
Asla!..
Ortada hukukun tanıdığı bir imkanı, siyaseten istismar eden bir
zihniyet mevcuttur!..
Olayımızda iktidar gücü, muhalefetin üzerinde yasalara şeklen uygun
bir şiddet uygulamaktadır.
Ancak yapılan hesaplar tersine sonuçlar vermek durumundadır.
Siz Didim halkının iki dönemdir büyük bir ekseriyetle seçip, baş tacı
ettiği bir halk adamını koltuğundan bu biçimde indirirseniz,
Didimlinin bu zorbalığa yanıtı daha da güçlü olacaktır...
Didim halkı [yani "kamu"nun kendisi] "Ben başkanımı istiyorum," diyor...
Mümin başkan bana, yani kamuya yararlıdır, emektedir...
Didim'in sokaklarında bu yanıt konuşulmaktadır.
Bu yanıt, kitlelere yayılmış ve neredeyse bir halk hareketi biçimi
almıştır.
Bu halk hareketinin adı, demokrasiyi ve hukuk devletini koruma
mücadelesidir...
Mümin Başkan, Didim halkının hukuk devletine sarılmasına ve
haksızlıklara karşı tavır almasına bir vesile oluşturmuştur.
İşte 12 Eylül Anayasa değişikliği bu haksızlıkların daha cüretkâr ve
daha yoğun bir biçimde uygulanabilmesi için yapılmak istenmektedir...
Mümin Kamacı'yı savunma mücadelesi, aslında 12 Eylül Anayasa
değişikliğine "Hayır," deme eylemi ile aynı kulvarda, bir ve aynı
mücadelenin iki farklı görünümüdür...
Didim halkı Başkanına sahip çıkmalı ve 12 Eylül Anayasası'na
-       Hayır!..
Mümin Başkan'a;
-       Evet, iradesini daha gür bir biçimde haykırmalıdır...
Hepimiz bu sesi, 6 Ağustosta meydanlara yayacak, sandıklara gömeceğiz...
Ve sonra da;
"Güzel günler göreceğiz çocuklar
Güneşli günler,
 göre
- ceğiz!.."


LÜTFEN "TIK"LAYINIZ:
www.soruyusormak.com
www.dnm-ler.com
www.kitlecizgisi.com














-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap