Galatasaray ve Okan Üniversiteleri Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tolga Yarman' ın, biraz geç olmakla beraber bana dün ulaşan, ABD Büyükelçisi James F JEFFRY' nin onuruna verilen bir kokteyldeki konuşmasına ve cevap ve yorumlara ilişkin yazısını bilgileriniz için aşağıda gönderiyorum. Yazıda yer alan "....Aslında herhangi bir büyükelçi, herhangi ciddi bir ülkede, böyle bir konuşma yapsa, tam bir yabancı militan sıfatında algılanıp, o ülkenin iç işlerine karıştığı savıyla, derhal "istenmeyen insan" ilan edilir ve sınır dışına çıkarılır..." düşüncesine katılmamak mümkün değil. Saygılar,
> Önemli bir olay. Bilinmesinde yarar var! > Dışişleri Bakanlığı > Balgat, Ankara > Aşağıda kaleme aldığım gelişmeyi, derin önemine binaen, dikkatinize sunuyorum. > 19 Mart'ta, e-posta kutuma su ileti geldi: > tarih : 19 Mart 2010 18:23 > konu : İstanbul Fulbright Bursiyerleri Derneği - Kokteyl Duyurusu > Değerli Üyelerimiz, > ABD İstanbul Konsolosluğu ve Derneğimiz tarafından ABD Büyükelçisi > Sayın James F JEFFRY onuruna 24 Mart 2010 Çarşamba Günü 19:00 ve 21:00 > saatleri arasında Boğaziçi Üniversitesi Rektörlük Binası Konferans > Salonunda bir kokteyl verilecektir. Davete katılmak isteyen > üyelerimizin bilgilerini 0212-3359061 numaralı telefona veya > [email protected] adresine bildirmeleri rica olunur. > Davet programı ekteki belgededir. > Davete katılımınızı rica eder; selam ve saygılarımı sunarım. > Prof.Dr Haydar ÖZPINAR > İstanbul Fulbright Bursiyerleri Derneği Başkanı > ** > 1968-1972 arası TÜBİTAK Bursu ile, Massachusetts Institute of > Technology'de (MIT) (Nükleer Mühendislik alanında) doktoramı > tamamlamıştım... 1982'de ITÜ'de akademik merdivenin en üst basamağına > terfi ettikten kısa bir süre sonra, Fulbright Konuk Öğretim Üyesi > olmuş, bu çerçevede, 1984'de California Institute of Technology'de > ağırlanmıştım. > Diyeceğim o değil... Aradan geçen 26 yıl boyunca bu özelliğim hiç > hatırlanmadıydı! O nedenle yukarıdaki davet, ilginç geldi. Belirtilen > adrese, davete katılacağımı yazdım. > 24 Mart'ta, 19.00'da belirtilen yerde oldum. Yaklaşık yüz kişi kadar > olduğumuzu, sanıyorum. > ABD Ankara Büyükelçisi James F. Jeffry tanıtıldı. Kürsüye geldi. Bir > saate yakın bir konuşma yaptı. > Konuşmanın; yarı yerinden itibaren, nereye gideceği belli olmuş > gibiydi. Büyükelçi, bölgeyi, uzun uzadıya, tahlil etti. İran'ı, tehdit > olarak gördüklerini, bilhassa vurguladı. Türkiye'nin canlılığını, bu > arada, başka ülkelerin, hatta Putin-li Rusya ile Medvedev-li Rusya'nin > farkının dahi, kestirilebilir olmasına karşın, Türkiye'nin > kestirimlere pek gelmediğini, vurguladı. Kayseri ve Konya sanayi > bölgelerimizi, Uzak Doğu Kaplanları'na benzetti. Türkiye'nin kendi > omuzları üzerinde durabildiğini, belirtti. Başbakan'ı ve > Cumhurbaşkanı'nı övdü. (Silahlı Kuvvetler'den ve Muhalefet'ten hiç > bahsetmedi.) Söz BOP'a gelince, Osmanlı İmparatorluğu'nu övdü!.. > Hükumet'le harika bir ilişki sürdürdüklerini belirtti. Sonra "Biz, > ülkelerin iç işlerine karışmayız!", demesine karşın, sözü, Türkiye'nin > demokratikleşmesine ve Anayasa değişikliğine getirdi. Bunun > gerekliliğini vurguladı ve referandum için, bizlerden destek > beklediğini, açık bir dille ortaya koydu... > Kalakaldık. Ama dediğim gibi, konuşmanın buralara kadar gelebileceği, > epey bir belli olmuştu. Büyükelçi, birkaç soru alabileceğini söyledi. > Prof. Suna Kili söz aldı. Yer yer göz yaşlarını tutamayarak, "Bizi, > Araplar'a itiyorsunuz, bu, Cumhuriyet'in kuruluş felsefesine > aykırıdır, biz laik ve çağdaş bir ülkeyiz", bunu yapamazsınız", dedi. > Duygulu ve içten konuşması alkışlandı. Prof. Kili'nin konuşması > Büyükelçi'ye, üslupta ölçülü ve yumuşak, ancak özde sert bir tepkiydi... > Büyükelçi, Prof. Kili'yi yatıştırıcı, kısa bir yanıt verdi... > Prof. Fuat İnce, ABD'nin, bugün Türkiye'de ılımlı İslam'ı > desteklediğini, ancak bunun köktendinciliğe dönüşebileceğini, dikkate > alması gerektiğini ifade etti; gerçekten de, Türkiye'de demokrasinin > temellerinin aşındırılmakta bulunduğunu ve demokrasinin giderek yok > olduğunu, ABD'nin bundan endişe edip etmediğini sordu. Büyükelçi, yine > yatıştırıcı kısa bir yanıt verdi; soruyu geçiştirdi... > Söz alma sorunluluğundaydım. Büyükelçi ile ilk defa karşılaşıyordum... > Ama hakkındaki tanıtım yazısı okunurken, benim Boston'da (MIT'de) > doktoramı yaptığım yıllarda, onun da orada, komşu North East ve Boston > Üniversiteleri'nde öğrenim gördüğü, işaret edilmişti. Bu çerçevede ona > ilk ismiyle hitap etmeyi öne çektim; söz aldım ve özetle şöyle dedim > (Turkçesi ile yazıyorum): > - Sevgili Jim, aynı tarihlerde Boston'da okumuşuz. Orada, ABD'nin iki > veçhesini gördüm. Birincisi, okulum, bir bilim cennetiydi. Bu > çerçevede, ABD'de, Hocalarım'dan, Meslekdaşlarım'dan, giderek > öğrencilerimden başlayarak, ebedî dostluklarım vardır. İkincisi, o > tarihlerde Vietnam Savaşı sürüyordu. Korkunçtu. ABD'nin bu ikinci > veçhesi, şimdi, bölgemizde... Havuç için değil, Petrol için buradasınız. > "Türkiye'nin Demokratikleşmesi" diyorsun. Seni burada, bir arkadaşımız > olarak görmesem, bu konuyu, genelde ülkemizde yaşadığımız sorunları, > burada konuşmazdım. Ama konuyu madem sen açtın, dostça konuşalım. Üçte > birlik oy oranlarıyla, üçte ikilik parlamento çoğunluğunun elde > edildiği bir süreçte demokratikleşmeden bahis, abestir. Bu konuya hiç > değinmedin. Yüzde onluk ülke seçim barajı var. Milyonlarca oy zayi > oluyor. Demokrasi adına en önce buna mani olmamız gerekmez mi? > Partilerin içinde hemen neredeyse, demokrasi yok; bir defa, bunun > demokrasi özlemi itibariyle, rahatsız edici bulunmaması, ayrıca çok > tuhaf. Üç, dört lideri kontrol etmeye çalışarak, Türkiye'yi, kontrol > etmeye yönelmeniz, bence harika bir strateji, ama "demokrasi" bu > değil. Biz "gerçek demokrasi" için mücadele ediyoruz... Korkarım, senin > anladığın demokrasi, değil, bu... Onun için sözlerine hiç katılmıyorum. > Bizden istediğini, bu çerçevede, hiç istememelisin. Ne diyorsam, > içtenlikle ve vukufla söylediğime, güven lütfen. Bu kadar!.. > Büyükelçi'nin, sözlerimden hoşnut olmadığını tahmin edebilirsiniz. > Büyükelçi, bana kısa bir yanıt verdi: > - Enerji için burada değiliz (kim inanır, değil mi?), bölge > istikrarsızdı, onun için buradayız. Üçte birlik oy oranı ile üçte > ikilik parlamento çoğunluğu elde etme olasılığı, eskiden de vardı (el > hak, doğru, söz konusu hüner, Rahmetli Özal'ın icadıydı), yüzde on > baraj mı iyidir, yüzde beş mi, bu tartışılabilir... > Aslında herhangi bir büyükelçi, herhangi ciddi bir ülkede, böyle bir > konuşma yapsa, tam bir yabancı militan sıfatında algılanıp, o ülkenin > iç işlerine karıştığı savıyla, derhal "istenmeyen insan" ilan edilir > ve sınır dışına çıkarılır... > > Toplantıdan sonra, kokteyl vardı. Kalmadım, ayrıldım. > > Zaten kestirmekteydim ve pek çok televizyon programında dile > getiriyordum: Demokratik süreçlerde alınan kararlara saygımız saklı > olarak, ancak Anayasa değişikliği, esas olarak, Türkiye'yi ve bölgeyi, > malum istekler doğrultusunda yeni baştan dizayn etmenin son bir temel > aparatı olarak gerçekleştirilmek isteniyor... Bu hissimi beton gibi > yerine oturtan bilgi, üstelik birinci ağızdan önüme gelivermişti... > Keyfiyet budur... > > Güzel dileklerle, sevgiler, saygılar sunuyorum... > > Prof. Dr. Tolga Yarman > Galatasaray & Okan Üniversiteleri > -- You received this message because you are subscribed to the Google Groups "Gugukluhayat" group. To post to this group, send email to [email protected]. To unsubscribe from this group, send email to [email protected]. For more options, visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.
