*Mustafa Mutlu *  *
* <[email protected]>
 YAŞ demokrasi: 1 oy, 16 oyu nasıl alt etti?

Hatırlarsınız; manken ve oyuncu Aysun Kayacı bir televizyon programında,
"Niye 'dağdaki çoban'la benim oyum eşit? Hiç vergi vermeyen biriyle niye
benim oyum eşit?" diye sorunca; başına gelmedik iş kalmamış, hakkında dava
bile açılmıştı...

Başbakan da, "Demokrasi, her seviyeden, her gelir grubundan, kökeni, ırkı,
dini ne olursa olsun, her bir vatandaşın eşit oy hakkına sahip olmasıdır"
diyerek Kayacı'ya ders vermişti!

Sonra da, bu mankenimize tepki göstermeyen diğer siyasi partilerin
liderlerine fırça atmıştı:

"Demokrasinin bu en asli unsurunu tartışmaya açanlara karşı siyasi
partilerden hiçbir tepkinin gelmemesi çok manidardır!"

Bu polemiği neden mi anımsattım...

Bizim gibi tatlı su demokrasilerinde aslında her oyun eşit olmadığını,
aslolanın "Başbakan'ın oyu" olduğunu, önceki gece açıkça gördük ve yaşadık
da ondan!

***

Biliyorsunuz; yaklaşık iki yüze yakın subay, halen çeşitli "darbe girişimi"
soruşturmalarında şüpheli ya da sanık durumunda...

Yüksek Askeri Şûra, böyle bir dönemde ordunun yeni komuta kademesini
belirlemek için 1 Ağustos'ta toplandı...

Terfilerin ve atamaların nasıl yapılacağı, 17. 7. 972 tarih ve 1612 sayılı
Yüksek Askeri Şûra'nın Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un ikinci
maddesinde açıkça tanımlanıyor:

"Yüksek Askeri Şûranın üyeleri; Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Milli Savunma
Bakanı, Kuvvet Komutanları, Ordu Komutanları, Jandarma Genel Komutanı,
Donanma Komutanı ile Silahlı Kuvvetler kadrolarında bulunan orgeneral ve
oramirallerdir.

Yüksek Askeri Şûra üyelerinin terfi işlemleri ile ilgili konulardaki oy
hakkı ve değerlendirme notu eş değerdedir."

***

Yukarıdaki tanıma uyan 17 kişi var... Onlar da bugünkü YAŞ'ın üyeleri...

Sivil üyelerin biri Başbakan, diğeri Milli Savunma Bakanı...

Diğer 15 üye ise yasada belirtilen görevlerdeki orgeneral ve oramiraller...

Aynı maddeye göre; terfi ya da emeklilik için "oy çoğunluğu"yla karar
verilmesi gerekiyor...

Alınan karar da daha sonra Cumhurbaşkanı'nın onayına gönderiliyor!

Sadece Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının ataması Milli Savunma
Bakanı'nın, Başbakan'ın ve Cumhurbaşkanı'nın üçlü kararnamesi ile yapılıyor.

***

Son YAŞ'ın dördüncü gününde Genelkurmay Başkanı ve Kara Kuvvetleri
Komutanı'nın ataması, geleneklere aykırı bir şekilde "daha sonra"ya
bırakıldı.

Diğer terfiler konusunda ise Milli Savunma Bakanı, 15 asker üye ile birlikte
hareket etti.

Yani o da asker üyeler gibi, darbe girişimi soruşturmalarında sanık ya da
şüpheli durumunda olan 13 general ve amiralin terfi etmesinde hiçbir sakınca
olmadığını söyledi. Terfileri için "Evet" dedi.

Sadece Başbakan, "Hayır, bu komutanlar AKP'ye karşı eylem planı yapmışlar,
ben bunları terfi ettirmem" diye diretti...

Ve...

Onun dediği oldu!

Yani; yasaya göre birbiriyle "tamamen eşit 17 oy"un kullanıldığı bir
"demokratik" seçimde...

16 oy, 1 oya yenik düştü!

Bu 1 oyla; Türk Silahlı Kuvvetleri'nin sadece bugünkü değil, belki de
önümüzdeki 30 yılının komuta kademesinin kaderi yeniden çizildi!

***

Yığınlara demokrasi konusunda ahkâm kesmekle demokrat olunmaz...

Başkalarına talkını verip, salkımları yutmakla hiç olunmaz...

Gerçek demokrasi; düşüncelerini açıklayan bir mankeni fırçalamakla değil,
Başbakan'ın 1 oyunun, gerçekten 1 oy olmasıyla hayata geçer!

Eğer o 1 oy, 17 oydan üstün oluyorsa, o rejimin adı...

FAŞİZMDİR!

*****

*GÜNÜN SORUSU*

Başbakan'ın, 1. Ordu Komutanı Hasan Iğsız'ı ekarte ederek Kara Kuvvetleri
Komutanlığı'na atanmasını istediği Jandarma Genel Komutanı Org. Atilla Işık
sürpriz bir çıkışla emekliliğini istedi. Bir anlamda, "AKP'nin planlarına
alet olmayı" reddetti.

Yoksa, adına "onur" dediğimiz "dinozor duygu" hâlâ hayatta mı?

*****

*Önce 'ayrı bayrak', sonra camiye pankart!*

Gündemin yoğunluğundan tek satır yazmaya bile fırsat bulamadım ama;
Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir, "Türk bayrağının yanında neden
bir de Kürt bayrağı olmasın" diyerek, 30 yıldır peşinde koştukları gerçek
hedefi itiraf etti...

Böylece; bizim on yıllardır yazıp söylediğimiz, "Bunların gerçek amacı
demokrasi falan değil, ayrılmak" tezimiz, resmi ağızlardan doğrulanmış oldu!

***

İlginç bir diğer gelişme de dün Denizli'de yaşandı:

Başbakan, programını değiştirip son anda Denizli'de referandum mitingi
yapmaya karar verince, AKP İl Başkanlığı kentteki bir camiye, "Başbakan
Geliyor. Denizli 'Evet' Diyor" yazılı bir pankart astı.

Böylece; camilerimiz, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bu kadar açık
bir şekilde siyasete alet edildi!

Yani; bir anlamda, "dinci siyaset" de, gerçek amacını itiraf etmiş oldu.

***

Sorum; ayrılıkçıların ve din devleti isteyenlerin gerçek amaçlarını her
yazdığımda beni, "provokasyon" yapmakla suçlayanlara:

Şimdi ne diyorsunuz bre gafiller?

-- 
Gülüşünde ilkbahar bakışında letafet
Seni bende görerek bana seni tarif et

http://groups.google.com.tr/group/letafet

[email protected]

Resimler & Fazlası

Birol Akkerman

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap