Organ'ize işler

*Yusuf Erçin Sönmez.

Doktor Frankenstein.*

Garibanların böbreğini söküp, parayı bastırana takıyor. Bu sefer,
Azerbaycan'da ortaya çıktı.
*
İlk kez, değerli ağabeyim Uğur Dündar tarafından yakalanmıştı. Sırf benim
bildiğim, en az 5 defa suçüstü yaptı. Kanundaki boşluktan faydalanıp her
seferinde yırttı. E baktılar olacak gibi değil, güzel bi kanun çıkaralım
dediler, güzel bi kanun çıkarıp "gizli kamera"yı yasakladılar!
*
Ki, yakalanmasın.
*
Organ ticareti serbest, gizli kamera yasak olunca, "organ'izatör" gitti,
hastane açtı iyi mi...
*
Gizli kapaklı iş yapmasına gerek kalmamıştı, açık kameralara sırıta sırıta
hastanesine giriyor, kanun koruması altında, gözümüzün içine baka baka,
kes-yapıştır'a devam ediyordu.
*
Allah'tan yabancı ülkelerde gizli kamera serbest... Böylece, ihracata
başladığı, bizim garibanların eline üç-beş tutuşturup, 100 katına Fransız'a,
İngiliz'e taktığı ortaya çıktı... İthalat da yapıyordu aynı zamanda,
Moldovalıdan Rumen'den söküyor, İsrailliye monte ediyordu.
*
Diplomatik sıkıntı oldu tabii... Baktılar olacak gibi değil, güzel bi kanun
daha çıkaralım dediler, güzel bi kanun daha çıkarıp, "bağış" maddesi
getirdiler... Yani? Böbreğini söktüğü garibandan "Para almadım, bağışladım"
imzası alırsa, yırtıyordu Frankenstein!
*
"Gizli kamera yasağı" ve "bağış" kıyağıyla, "kanun koruması altında"
doğramaya devam etti.
*
Sonra?
*
Mafya, garibanın birini getirmiş, böbreğini söktürmüş, ancak, parayı
alamamıştı. Hastaneyi bastılar. Frankenstein, "Beni korusa korusa devlet
korur" dedi, haklı adam, polisi aradı. "Burda insan tacirleri var, yardım
edin" dedi. Polis koştu. Mafyaya "Teslim ol" çağrısı yaptı. Çatışma çıktı.
Bir polis yaralandı. Olsun, Frankenstein kurtarılmıştı... "Mafyacılar
saklanmış olabilir" düşüncesiyle hastanede arama yapıldı, gizli bölmelerde,
böbrek taktırmak üzere bekleyen, üç İsrailli, bir Güney Afrikalı bulundu.
Frankenstein, "Onlar mafya değil, onlar benim" dedi.
"Ha, iyi o zaman" deyip bıraktılar.
*
(Aslına bakarsanız, hastane mühürlüydü... Orada değil organ nakli, sivilce
sıkması bile yasaktı... İşin o tarafıyla kimse ilgilenmedi.)
*
Polis filan vurulduğu için, lütfedip, hâkim karşısına çıkardılar
Frankenstein'ı... Kanunu hatırlattı, "Para mara vermedim, bağış o" dedi...
Zaten aynı kanun, güya 15 sene hapis öngörüyordu ama, 2 seneye kadar hapis
cezalarını erteliyordu... Frankenstein'a da verile verile 1 sene hapis
verildiği için, ilk duruşmada "kanunen" tahliye edildi, çıktı gitti.
*
Bu arada...
*
Türkiye'de ilk böbrek naklini gerçekleştiren, ilk Transplantasyon Merkezi'ni
kuran, bırak Türkiye'yi, Avrupa'da ilk kez çocuğa, dünyada ilk kez yetişkine
canlıdan karaciğer nakli yapan, binlerce insanımızın hayatını kurtaran,
Türkiye'nin uluslararası literatürde en fazla bilimsel yayını bulunan
rektörü, "organ tacirleriyle savaşan" Profesör Mehmet Haberal, "organ"ize
çete kurmaktan, 1.5 senedir hapiste... Mahkemesi bitmek tükenmek bilmiyor,
babası vefat etti, "kaçar maçar" diye cenazeye gitmesine bile "kanunen" izin
verilmedi.

-- 
Gülüşünde ilkbahar bakışında letafet
Seni bende görerek bana seni tarif et

http://groups.google.com.tr/group/letafet

[email protected]

Resimler & Fazlası

Birol Akkerman

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap