*'Hadi oradan be!' İmza: Çakma yiğit!/ Mustafa Mutlu  *


"Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihinin en ağır 'bölücü, gerici, küresel' tehdidi
altında olduğunu düşündüğüm bir ortamda, Cumhuriyet tarihinde hatalar
yapıldığını da kabul ederek, Cumhuriyet'i eleştirenlere şunu söylemek
istiyorum:

Türkiye 1923-2001 arasında 'her alanda esir alınma denemelerine' rağmen
'ayakta kalmayı' başardı.

2001-2008 arasında ise 'elinde ne varsa sattığı gibi', ayakta kalmayı
bırakın '1923-2001 arasında esir almak isteyenler' tarafından 'her alanda
yönetilir' hale geldi.

Olaya bu açıdan bakınca özellikle 1923-2001 arasında 'yapılan toplam
borcun', 2001 sonrası Cumhuriyet tarihinden fazla arttığı da düşünülünce
ortaya çıkan tablo çok net:



Cumhuriyet'in değerlerini satıp, yok edip, ülkeyi borç batağına saplayıp
sonra da 'eleştirmek', 'İşte sizin Cumhuriyetiniz' demek çok ama çok kolay!



Yapılana 'saldıranlara' ve acımasız eleştirenlere söyleyecek tek bir şey
var:



Haddinizi bilin!"

***

Yukarıdaki bu yazı bana ait değil...

On beş ay öncesine kadar yan sayfamda köşesi olan Yiğit Bulut tarafından
yazılmış ve 5 Aralık 2008'de bu gazetede yayınlanmış...



Başlığı ise "Hadi oradan be!"

***

"Yiğit" arkadaş, altına imzamı atabileceğim bu yazıyı yazdıktan bir süre
sonra bu gazeteden ayrıldı ve Habertürk TV'nin başına geçti...



Önce "Cumhuriyet değerleri"ne bakışı değişti de bu "ballı iş" öyle mi geldi;
yoksa "ballı iş"i kaptırmamak için mi "Cumhuriyet değerleri"ne yaklaşımını
farklılaştırdı; bilemiyorum ama...



Tek bildiğim şey, bu arkadaşın aradan geçen 15 ayda inanılmaz bir hızla
değiştiği!

***

"Yiğit adam"daki bu değişim, önceki akşam "doruk" noktasına çıktı.



Bizde yazdığı dönemde gözünün yaşına bakmadan eleştirdiği Başbakan'ı,
yönettiği kanaldaki bir programda misafir etti.

Eğildi, büküldü; Başbakan'ın ve iktidarın düne kadar yerden yere vurduğu
bütün uygulamalarını göklere çıkardı...

Sırf ona yaranmak için; başta TÜSİAD, sendikalar ve diğer sivil toplum
örgütleriyle, muhalefet partileri olmak üzere, iktidarı eleştiren kim varsa,
hepsine saldırdı!

Başbakan'la uzun uzun iktidarın yaptığı ve yapacağı "projeler"i konuştu;
hepsine methiye düzdü!

Ama...



"Gazeteci" olduğunu unuttu ve örneğin son günlerin en önemli tartışma konusu
olan "soy" meselesine girmedi...

Başbakan'ı karşısında bulmuşken, "Neden 'Boy değil, soy önemli' dediniz"
diye sormadı; soramadı!



Başbakan'ın karşısında öylesine ezilip büzüldü ki; "yandaş medya"nın
"Başbakan'a çanak sorular sormakla görevli" kadrolarına bile rahmet okuttu!

***

Dün gazeteye gelir gelmez ilk işim, "çakma yiğit" arkadaşın yaptığı o
programın bir DVD kaydını edinmek oldu...



Bundan sonra konuşma yapmak için gittiğim her iletişim fakültesinde
öğrencilere sadece bu kaseti izlettireceğim...

"Size nasıl gazeteci olacağınızı değil de, nasıl gazeteci olmamanız
gerektiğini anlatmaya geldim" diyeceğim...

***

"Çakma yiğit" arkadaşı; bu eşsiz "dönme ve kıvırma şovu"yla, gelecek nesil
meslektaşlarımızın yetişmesine yaptığı bu büyük katkıdan dolayı ayakta
alkışlıyorum!





*Köpek sahiplerine açık mektup; köpek beslemenin şartları/Yiğit Bulut*

Son günlerde "sahipleri tarafından" iyi bakılamayan köpeklerin sıcağın da
etkisiyle sağa sola çok bulaştığını üzülerek izliyorum. Hepimiz
hayvanseveriz ama "sahiplerinin bu vurdumduymazlığı" normal hayatımızı
etkileyince, üzücü sonuçlar oluşmaması adına sahiplerini uyarmamız
gerektiğini düşünüyorum... Sevgili dostlarım, bu bağlamda özellikle
"mahallemiz" gibi kalabalık yerlerde, bir hatta birden çok köpek
besleyenlere bazı tavsiyelerim var:

1 - Köpeğinize yakın alaka gösterin, sizden ilgi görmedikçe üzülüp saldırgan
olabilir. Allah korusun başına bir şeyler gelebilir.

2- Aşırı ısınmış ortamlarda köpeğinizi dışarı salmayın. Bekleyin "hava
normale" dönsün, sonra ihtiyaçlarını gidersin diye salarsınız. Aşırı sıcakta
algılaması bozulacağı için ağır bir vasıta altında kalabilir.

3- İlgilenebileceğinizden fazla köpek beslemeyin. Bakamazsanız bir araya
gelip, "mahallenin" genelini bozacak "düzensizlikler" üretebilirler.

4- Aşırı sıcaklarda çiftleşmelerine izin vermeyin. Kızışmışsa "mutlaka
baytar" kontrolünde gözetiminiz altında olmasını sağlayın, kendi başına
sokakta "kalırsa", devlet tarafından zorunlu "sirkonsizyona" uğrayabilir.

5- Yaz geldi, hava sıcak diyerek "mamasından" kısmayın! Alıştığı dozda
yiyemezse; siz dahil herkese saldırabilir.

6- Özellikle "cinsiyle oynadıysanız" veya "alıştığı mahalleden koparıp"
başka mahallede yaşamaya zorladıysanız, geçiş dönemlerinde çok dikkat edin.

Sevgili dostlar, bir veya birden çok köpek besleyip sahip çıkamayanlara
"dostça" önerilerimi ilettim... Son tavsiyem ise oldukça açık ve net: Sahip
çıkın yoksa hem köpeğiniz hem de sizler çok üzülebilirsiniz! Hava çok sıcak,
ortam çok nemli, köpek sahipleri lütfen dikkat!





 *'Çakma Yiğit' kendisini eleştirenlere 'Köpek' demiş! / Mustafa Mutlu  *

Geçmişlerini inkâr edip, iktidar yalakalığına soyunanların ortak bir
özellikleri vardır:



Hepsi terbiyesizleşirler...



En küçük bir eleştiriye tahammül edemezler ama verecekleri yanıtları da
olmadığından bol bol küfrederler!



Bu yalaka arkadaşların sonuncusu da meşhur "Çakma Yiğit!"

Başbakan'ın karşısında gazeteci olduğunu unutup, sadece hayran hayran
gülümseyen bu "Çakma Yiğit", kendisini eleştirenlere "Köpek" demiş...

***

Sakın kızmayın, seviyesine inmeyin...



Sadece düşünün, "Ne yaptık da bu küfrü hak ettik" diye...

Ben söyleyeyim:



Karşılıksız sevdiniz...



Geçmişte yazdıklarına inandınız...



İktidarla ilişki kuracak durumda olmadığı için, muhalif gibi durmasına
kandınız...



Para, ün ve koltuk için muhalefet partilerine yaranma çabasına tav
oldunuz...



Kahramanlaştırdınız, "yiğit"leştirdiniz, asla hak etmediği yerlere
çıkardınız...



Bilgisini, birikimini, ilişkilerini, kişiliğini, amacını sorgulamadınız...



Ondaki hızlı değişimi görünce de şaşırdınız...



"Neden eski yazılarındaki görüşlerini savunmuyorsun?"

"Neden kraldan çok kralcılık yapıyorsun?"



"Neden Başbakan'ın her söylediğine kafa sallıyorsun?"

"Neden 'soy' meselesine girmiyorsun?"



"Neden havuzlu villayı kimden, kaç liraya kiraladığını sormuyorsun?"



"Neden devlet olanaklarıyla seçim gezilerine çıkmasını hatırlatmıyorsun?"



"Neden 'Hayır' demeyi düşünenlere yapılan zulmü gündeme getirmiyorsun?" diye
sitem ettiniz...

***

Bu sitemlerin karşılığı da "Köpek" diye hakarete uğramak oldu...



Çünkü "Çakma Yiğit" , tüm dönekler gibi bu sorulara yanıt vermez; veremez...



Kendince bin tane haklılık gerekçesi uydurup, yeni sahiplerine yaranmaya
çalışır...



Ve o kapıda huzurunu kaçıracak her şeye, herkese saldırır...

En iyi bildiği şey de "satılmak" olduğu için, kendisini eleştirenleri
"birilerinin köpeği" olmakla suçlar!

Sonuçta da bize, "Yine yanılmışız" demekten başka söyleyecek söz kalmaz!

***

Ne ilk hayal kırıklığımızdır bu "Çakma Yiğit", ne de sonuncusu olacak...

Göreceksiniz; bu topraklar, onun gibi daha nice "dönek" üretecek...



"Ali Kemal" dedeleriyse, torun da "Çakma Yiğit" oldu...

Ama; tekrar ediyorum:



Suç onlarda değil, sizde...



Unutmayın ki; sizin saf sevginiz ve ilginiz yüceltti onu...

Sizin pohpohlamalarınızla "oturma organı" kalktı!

***

Son sözüm sana "Çakma Yiğit!"



"Köpek" diye küfretmene yanıt vermeyeceğim...

Sadece kimin "köpek" olduğunu görmek istiyorsan, sokağa çık...



Bak bakalım, insanlar kime kemik atıyor?


-- 


Gülüşünde ilkbahar bakışında letafet
Seni bende görerek bana seni tarif et

http://groups.google.com.tr/group/letafet

[email protected]

Resimler & Fazlası

Birol Akkerman

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap