Samimiyet, içtenlik demek...
İçtenlik de, samimiyet...
Yani, insanın içi ile dışı arasında bir farkın bulunmaması...
İnsan ilişkilerinde "politika" yapmamak; dalavereye sapmamak!..
İnsanı, dama tahtasındaki bir piyon olarak görmemek...
Dalavere tavasında hokkabazlık kızartmamak...
Neysen, sadece o olmak; o kalmak...
Her olayı fırsat belleyip, kazanımlarını kendi bohçana istif etmek
için takla üstüne takla atmamak...
Önümüzde 12 Eylül referandumu var...
Bir ufkumuz karanlık, ötekisi aydınlık...
Eğer gerçekten aydınlıktan yana isek, aynı safta olmak, aynı cephede
bulunmak ve bu büyük mücadelenin "mütevazi bir neferi" olmayı
kabullenmek, sindirmek ve baş tacı edebilmek gerek...
İçtenlikle...
Ve samimiyetle...
Özveri ile bu büyük toplumsal mücadelenin küçücük bir zerresi olmanın
verdiği hazla dağlar kadar mutlu olabilmek...
Bütün gücünüz ile vatan savunmasının o büyük sorumluluğunu omuzlayan
alçak gönüllü ve yüksek kişilikli insanların safında olmaktan kıvanç
duymak... Ve bu kıvancın verdiği hazla yetinmek, övünmemek... Ve
dövünmemek...
İşte bizce içtenlikle yürütülen [yürütülmesi lazım gelen] toplumsal
mücadelenin özü, esası ve içtenliği budur... Samimiyeti budur!..
İçtenlik denen haslet, masa başında kazanılmaz.
Eylem içinde oluşur, hareket içinde ortaya çıkar.
İnsanların ahlaki yapılarının kaç okka çektiği, mücadelenin içinde
belli olur; olayların sıcak gelişmeleri içinde test edilir, sınanır ve
güç kazanır...
"Az olsun, benden olsun," mantığının tırmanmakta olduğu yokuş ile "ben
olmazsam, hiçbir şey olmaz," düşüncesinin saptığı çıkmaz sokak sonunda
aynı kapıya çıkar...

Kör bir yurttaşımıza sormuşlar:
-       Gözlerin mi açılsın?.. Yoksa, herkes mi kör olsun?..
Gözleri görmeyen vatandaşımızın bu soruya verdiği yanıt oldukça
düşündürücüdür:
-       Herkes kör olsun!..
Toplumsal mücadelenin yürüyüşünü gözleri görmeyen yurttaşımızın
benimsediği mantığın körlüğü ile karşılamak, sadece yürütülmekte olan
mücadelenin karşı tarafına yarayan bir tavırdır...
Ben-merkezci kişilik yapısı mücadelenin frenidir... Engelidir...
Ayıbıdır!..
Toplumsal mücadele, almayı değil vermeyi şiar edinmiş, kişilikli ve
özverili insanların omuzlarında yükselerek başarıya ulaşabilir.
Bağımsızlık Savaşımızın kadroları böyle insanlardan oluşuyordu...
Ve mücadele bu nedenle kazanılmıştır.
Kadrolarımız, oluşturmamız gereken milli birlik ve beraberlik
cephesinin bireyleri ve bu mücadeleye küçük ya da büyük katkı veren,
katılan, destek veren herkes ve her birimiz, içimizdeki ve
çevremizdeki hataları, yanlışları ve bencillikleri ayıklamak
zorundayız...
Çünkü ayıklamazsak, çünkü arınamazsak, çünkü çoğalamazsak ve çünkü
birleşemezsek, atı alan Üsküdar'ı rahatlıkla geçecek ve bizler de
bulunduğumuz kabın içinde kaynayıp duracağız; kaynatıp duracağız...
Eriyip, biteceğiz!..
İşte hepsi bu kadar...

LÜTFEN "TIK"LAYINIZ:
www.soruyusormak.com
www.dnm-ler.com
www.kitlecizgisi.com






-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap