---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Kimden: didem kazanci <[email protected]>
Tarih: 12 Ekim 2010 11:01
Konu: Ertuğrul Kazancı- Anayasal Geleceğin Planlanması
Kime: [email protected]






*(CUMHURİYET GAZETESİ)*

* *

* *

*Anayasal Geleceğin Planlanması...***

Ertuğrul 
Kazancı<http://www.cumhuriyet.com.tr/?yer=yazar&aranan=Ertu%F0rul%20Kazanc%FD>

Tam bağımsızlık, ülkesel egemenlik, hukukun üstünlüğü, çağcıl ve toplumcu
atılımlarla Atatürk ulusalcılığına dayalı birleştirici devlet varlığı,
Cumhuriyet ve antiemperyalist devrim değerleridir.



Hukuk tekniğindeki çelişkiler, demokrasiyi daraltan hükümler ve yürütmeyi
kayıran bir özellik, 1982 Anayasası'nı tanımlar. Darbe anayasasının bazı
maddelerinde değişiklikler yapan halkoylamasının sonuçları, daha demok-ratik
toplumsal kazanımlar getirmiş değildir.

Demokrasiyle yönetilen ülkelerde rejimin güvencesi en başta yargı kurumudur.
Yargısal erkin yasama ve yürütme organlarından bağımsız tutulması evrensel
hukuk geleneği sayılırken bu oylama, yargıdaki kurumsal işleyişi etkileyen
ve yürütme organını gözeten düzenlemeler içermektedir. 12 Eylül 1980
darbecilerinin yargılanmasını sağlayacak emredici hükümden yoksun, kamu
görevlilerini grevsiz sendikacılığa tutsak eden ve daha önceleri tanınmış
bazı sosyal hakları içeriksiz şekilde yinelemekle yetinen bir dizin ortaya
çıkmıştır.

*İrdeleme: *Yakın tarih, çok partili dönemlerin Cumhuriyet ve devrim
ilkelerinden feda edilen ödünsel yarışlarına tanık oldu. Karşıdevrimin
safsata icat becerisi, kitleleri büyük oranda etkiledi. Halkçı-devletçi
tutum, liberal ölçüsüzlüğün insafsızlığında yitirildi. "*Bir lokma, bir
hırka" *telkiniyle insanlara yakınmaksızın boyun eğiciliği öğreten ama dünya
nimetlerini kendilerine armağan sayanlar, kârlı çıktılar. Öbür yandan kendi
ülkelerinin çıkar aygıtlarınca sömürülmeye alışarak karşıt tavır
takınamayanları, *"masumiyet karinesi*" uyarınca koruyuculuğa alan* "safdil"
*toplumcu bakış, halkın önemli kısmını zihinsel tembelliğe itti. Sorumluluk
sahibi olmaktan kurtararak bilinçlenmenin öz çabasında güçsüz bıraktı*.
"Aydınlatma görevinin, ilerici düşünce kaynaklarınca halk yararına gereğince
yerine getirilemediği" *savı, kabullenilmiş ilke olarak sürdürüldü. Ama
halktan yana uğraş vermenin değeri, halkça bir türlü anlaşılamadı. 1945
yılında *"Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu" *gündeme gelince muhalefet eden
feodalitenin partileşerek 1950'de topraksız veya az topraklı kitle
tarafından siyasal iktidar yapılması, çarpık bir örnek olarak hiç
anımsanmadı. Özelleştirmeler, yurt topraklarının peşkeş çekilmesi ve
emperyalizme kul olma siyasetleri akıl ve onur *"muhakemesine"* getirilmedi.
Anlaşılanı odur ki, kamu yararı içeren Cumhuriyet ve devrim kurumsallığının,
pekişerek kökleşmesi yığınsal algılama açısından yetersiz kalmıştır.
Toplumsal zararlarla dolu bir zaman diliminde, günümüzdeki gelişmelerin
oluşması ve bu arada yararsız anayasal değişikliklere yol açılması bir
bakımdan doğal değil midir?

Yeni bir anayasal değişiklik tasarımı üzerinde toplum koşullandırılmaktadır.
*Atatürk'*ün yadsıdığı *"başkanlık sistemi" *revaçtadır. Kendi geçmişlerini,
*"aymazlığa düşülen yıllar" *olarak tanımladıktan sonra toplumculuğu ret ve
inkâr eden yeni liberallerle, ayırımcı ve teokratik odaklarca oluşan
karşıdevrimci cenah, *"Önümüzdeki anayasal değişikliklerde, Atatürk'ün
etkisel varlığının kaldırılması yönünde" güdümlü görüş* beyan etmektedir.
Devletin şekli, bölünmezliği, resmi dili, başkenti, bayrağı ve marşını
içeren ayrıca *"ulusal dayanışma" *ve *"Atatürkçü ulusalcılığa"
*bağlı*"laik, demokratik, soysal hukuk devleti"
*niteliklerini kapsayan ve *"değiştirilmesi önerilemeyen" *maddeleri
tartışmaya açmaktadır. *"Demokrasi" *kavramını dil ve kalemlerinden
düşürmeyenlerin, kuvvetler ayrılığını esas tutarak yargısal erki güvenceye
aldığı, yöneten ve yönetilen ilişkisini en iyi şekilde düzenlediği, hak ve
özgürlükleri *"ideal" *demokratik hatlarla içerdiği bilinen 1961
Anayasası'nı niçin savunmadıkları sorgulanmalıdır. Savunmaları olanaksızdır.
Çünkü onların asıl erekleri, *"12 Mart 1971"*yönetimince ifade edilen *"1961
Anayasası'na şal atılmalıdır, lükstür" *şeklindeki antidemokratik bakıştan
asla ileride değildir. Devlet işlevini sağlayacak organları belirleyerek
görev dağılımı yapan, devletle bireyin, bireylerle diğerlerinin ilişkilerini
düzenleyen, temel hak ve özgürlükleri koruyan hukuksal hiyerarşideki üst
yasal ölçüt anayasadır. Antiemperyalist direncin evrensel öncüsü bir
halkın*"tam bağımsızlık"
* yolunda elde ettiği ulusal egemenlik erki, çağcıl ve toplumcu atılımlar ve
nihayet Atatürkçü devlet anlayışı, ülkenin varlık esaslarıdır. Bu esaslar,
Cumhuriyet ve devrimin öğeleridir. Bu öğeler üzerine kurulan ve
*"değiştirilmesi
önerilemeyen" *anayasal maddelerin kaldırılma girişimi, ülkede haklı
tepkiler ve düşünsel dirençler yaratacaktır.

*Sonuç:* Cumhuriyet ve devrime bağlı olanların, karşıdevrim saldırılarını
geriletmek üzere demokratik uğraşlarını eksiltmeden sürdürecekleri
kuşkusuzdur. Bu ülkenin ulusal zemini, sanıldığından güçlüdür. Gelecek için
taşınacak Cumhuriyetçi öz görev, devrim ilkelerini bilinçle savunma
sorumluluğunu yurtseverlere vermektedir.

*Ertuğrul KAZANCI** **Eğitimci/Hukukçu*

3 Ekim 2010

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Attachment: CUMHURİYET GAZETESİ.docx
Description: Binary data

Cevap