"Kendi düşen ağlamaz," biçiminde bir sözümüz var... "Atasözü" demeye dilim varmıyor ve "söz" diyorum, evet haklısınız. Çünkü, atalarımızın hep doğru sözleri söyleyeceğine dair gittikçe "batıl"laşan o malum alışkanlıktan kendimi kurtarmak istiyorum. Ama, hayır... Tam olarak böyle de değil. Herhalde, kendi düşenin ağlamaması gerektiğini düşünmüş atalarımız. Ama gelin görün ki, bal gibi kendi düşen de ağlar... Hatta tam tersine, bizce en çok kendi düşenin ağlaması gerekir... Kendi kalesine gol atan futbolcu, "hayır, bu golü kendi kaleme ben attım, tabelaya yazılmasın," diyebilir mi?.. Diyemez. Bir siyasetçi de, [aslında] hep kendi kalesine attığı goller yüzünden yenik düşer eninde sonunda... Kendi çabaları ile tırmanmıştır koltuğuna ve çoğu kez yine kendi çabalarıyla tepe taklak düşer koltuğundan... Nedir mi bu çabalar?.. Say say bitmez... İlk çaba, siyasetçinin kendisini "konkav" bir aynada seyretmeye başlamasıyla başlar... Sonra konkav aynanın yansıttığı sanal görüntüyü gerçekmiş gibi göstermeye çalışan yalaka ordusu girer devreye... Bizim siyasetçi bir önündeki konkav aynaya bakar, bir çevresini kuşatan yalaka ordusuna ve apışır kalır... Apışmasının nedeni, aynanın kendisini apış arasına kadar göstermesinden kaynaklanmaktadır çoğu kez... Çünkü karşısındaki sanal görüntüde kelle vardır, ense vardır, gittikçe yuvarlaklaşan kalçalar ve giderek ablaklaşan kırmızı [ve yusyuvarlak] bir surat vardır... Tarif etmeye çalıştığımız siyasetçi tipi [sakın ha, her siyasetçinin böyle olduğunu sanmayın!], aynaya bakmaktan önüne bakamaz hale gelir. Önünde, yanında ve ardında hareket ederken kendisini seyreden gerçekleri seçemez olur... Bu gerçekleri kendisine anlatarak onu uyarmaya çalışan "acı sözlü dostları" da böylece zaten göremez olur... Varsa yoksa aynadaki sanal sureti ve çevresini saran yalaka ordusunun tek sesli korusunun "tek sesli" ezberi vardır. Dünyayı, [konkav] bir aynaya yansımış olan suretinden seyretmeye alışan siyasetçi, gerçeğin sadece kendisine gösterilen yanını görebilir... O da abartılmış bir çarpıklık ve gerçek olmayan boyutlar içerisinde... İşte bu çarpıtılan gerçek, siyasetçinin yere kapaklanması ile ilgili nedenlerin en başında gelir... Çarpıtılan insan ilişkileri, çarpıtılan konuşmalar, çarpıtılan doğrular ve çarpıtılan eleştiriler, böylece siyasetçiye gerçek boyutlarıyla ve nesnel gerçeklikleri içinde ulaşmaz... Ulaşamaz! Ulaşabilen küçük gerçek kırıntıları ise, yalaka ordusu tarafından yeniden çarpıtılır, yeniden boya kazanına atılır, yeniden kirletilir... Siyasetçi böylece ve istikrarlı bir biçimde kendisini sevgili koltuğundan ayıracak olan uçurumun kenarına kadar gelir; yani sürüklenir... Ancak işte geldiği bu nokta gerçekten çok önemlidir. Bazı siyasetçiler, bu son nokta içinde sağduyularının sırat köprüsüne tutunur ve uçurumdan aşağıya yuvarlanmaktan son anda kendilerini kurtarabilirler... Kimileri ise, hala ellerindeki aynanın çerçevesi içinden bakmaktadır dünyaya... Ve sanal dünya, gerçek dünyanın üzerine saplanır, kalır böylece... Ve o korkunç ve mukadder son sahnede ağır ağır belirir... Bu film, tarih boyunca birçok ülkede ve birçok zaman sürecinde görülmüştür; seyredilmiştir. Ve bu film, bir TV dizisi değildir. "Arkası yarın"ı yoktur... Film bitti mi, pil de bitmekte ve siyasetçiyi kuran zembereğin teli atmakta ve feri sönmektedir... Ve betimlemeye çalıştığımız bu güzide siyasetçimiz, sizlere ömür vaziyetlerde defnedilerek, bu dünyadan def/ olup gitmekte ve tarihin bir köşesindeki köhne bir küllüğe gömülüp, def-i [ne] hacet bir duruma bürünmektedir... Evet... Acılıdır filmin sonu. İzleyenler muzdarip, filmin yönetmeni de hayli gariptir... Ama dünya böyledir işte... Ve tarihe öykünen bu garip film, basit ve yavan bir tekerrürden ibarettir... İşte hepsi bu kadar!
LÜTFEN "TIK"LAYINIZ: www.soruyusormak.com www.dnm-ler.com www.kitlecizgisi.com -- You received this message because you are subscribed to the Google Groups "Gugukluhayat" group. To post to this group, send email to [email protected]. To unsubscribe from this group, send email to [email protected]. For more options, visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.
