Ve sonunda "Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu" üyeleri istifa etti...
İstifa eden kurul üyeleri kendilerini istifaya götüren gerekçeleri bir
cümle ile özetlediler:
-       Bağımsızlık yoksa, tarafsızlık olamaz!..
Yargı bağımsızlığı ortadan kaldırılmışsa, yargı tümüyle taraflı bir
niteliğe itilmiş demektir...
Yedi yüksek dereceli hâkim böyle söylüyor...
Peki Hükümet ne diyor?..
Şimdilik kaydıyla, "tısss..."
Bağımsızlığını yitiren yargı, tarafsızlığını yitirerek kimin tarafında
yer almak durumundadır?..
-       Siyasi iktidarın...
İşte adaletin çöktüğü yer bu noktadır.
Siyasi iktidar yargıyı teslim [ya da esir] almışsa, o ülkenin
demokratik bir hukuk devleti olduğu ileri sürülemez...
Hele hele o ülkede yasama organı da tümüyle hükümetin egemenliği
altında ise, o ülkede yürürlükte olan rejimin adı totaliter bir
despotluktur.
İşte bilinçli vatandaş Anayasa değişikliğine bu nedenle hayır demişti...
Ama halkın yüzde 58'i evet dedi... Ve Türkiye bu noktaya geldi.
Peki, gelinen nokta son bir durak mıdır?
-       Hayır, asla...
Nereden mi biliyor ve bu ölçüde kesin konuşuyoruz?..
Çünkü bu aynı siyasal iktidarın, "laiklik karşıtı eylemlerin odağı"nda
yer aldığı kesinleşmiş Anayasa Mahkemesi kararı ile sabit olmuştur da
ondan...
Görünen odur ki Hükümet, bu noktada küçük bir an duraklayacak ve sonra
son sürat, Anayasa Mahkemesi kararı ile kesinleşmiş bulunan işlevine
devam edecektir...
Gerçekte, yasama ve yargı erklerini tek elde toplayan güç Hükümet de
değildir.
Bugünün gerçeği, Hükümet'in tüm yetki ve gücü Başbakan'ın iradesine
terk edilmiş durumdadır. Tek irade, Recep Tayip Erdoğan'a aittir...
Tek egemen güç, Recep Tayip Erdoğan'ın kendisidir...
Başbakan'ın talimatları AKP grubunun iradesi şekline getirilmekte ve
oradan da Türkiye Büyük Meclisi'ne getirilerek "milletin iradesi"
hüviyetine sokulmaktadır...
Cumhurbaşkanı ise, sadece bir tasdik merciidir.
İşte yapılan Anayasa değişikliği ile bu iradenin hukuk denetiminden
geçmesi de önlenmiş bulunmaktadır.
Çünkü halk oylamasından geçirilerek yürürlüğe sokulan yeni düzenlemeye
göre artık; Anayasa Mahkemesi de, TBMM'de kabul edilen kanunların
Anayasa aykırılığını [pratikte] denetleyemeyecek bir çizgiye
getirilmek üzeredir...
Yapılan değişikliğin biricik amacı, Anayasa Mahkemesi'nin bu denetimi
Recep Tayip Erdoğan'ın iradesine uygun bir biçimde yapmasını teminden
ibarettir...
İşte bağımsız Türk yargısının getirildiği yer bu noktadır...
Laik Türkiye Cumhuriyeti'nin getirildiği yer burasıdır.
Demokratik hukuk devletinin içine itildiği çukur bu karanlık ortamdır...
Peki... Başbakan Recep Tayip Erdoğan'ın iradesini oluşturan kültür,
strateji ve koordinatların menşei, doğrultusu ve orijini nedir?..
AB midir?
ABD midir?
Yoksa İran, Pakistan, İsrail üçgeni midir?..
Peki ya "van münit" kahramanlığı?.. Ya padişah olarak kendisini
karşılayan kalabalıklar?.. Ya Hizbullah yandaşı demokratik görüntü... Ya
Atlantik ötesi Hoca Efendi müritliği?.. Hangisi?..
Ve bütün bu dama taşlarını hangi köşeye koyup, hangi piyonu oynayarak,
hangi denklemi çözmeye çalışıyorsunuz?..
Düşünün bakalım.

LÜTFEN "TIK"LAYINIZ:
www.soruyusormak.com
www.dnm-ler.com
www.kitlecizgisi.com





-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap