Vatan
gazetesi
09.11.2010
 Bugün yine 'yaygara' kopartıp, 'sap gibi' ayakta duracağız...*Mustafa Mutlu
- [email protected]*
------------------------------
[image: Mustafa Mutlu]
*"Her 10 Kasım'da yaygara kopartılıyor"* demişti; bir "devlet büyüğümüz", 14
Kasım 1994'te...

O günlerde henüz "devlet" değil, "belediye" büyüğümüzdü kendisi...

Aynı yılın Mayıs ayında da; yine 10 Kasım'larda Atatürk'ü anmak için
düzenlenen etkinliklere çatmıştı, *"Saygı duruşunda sap gibi ayakta durmaya
gerek yok"* diyerek...
Bugün Atatürk'ün ölümünün 72'nci yıldönümü...
Ve biz her 10 Kasım'da olduğu gibi yine *"yaygara"* kopartacağız Atamız
için...

Yine birilerine inat, saat dokuzu beş geçe yurdun neresinde olursak olalım;
*"sap gibi"* ayağa dikileceğiz...
Bir kez daha hep bir ağızdan *"Fatiha"* okuyacağız onun aziz ruhuna!

*"Birileri"* ise dün ettikleri lafları unutup; hem kopartılan yaygaraya
önderlik edecekler *"görev" icabı*; hem de "*sap gibi*" ayakta duracaklar
mecburen...

***
Peki neden sevmezler Mustafa Kemal Atatürk'ü; hiç düşündünüz mü?

İngiliz, Fransız *(ve de ABD)* işgal güçlerini yurdumuzdan kovduğu için mi?

Elbette hayır; ne İngilizler, ne de Fransız çünkü...
Yunan Ordusu'nu Anadolu'nun bağrından söküp attığı için olabilir mi?

Olamaz... Çünkü Yunan da değiller!
Milli bir devlet kurduğu için mi peki?
Evet; o yüzden de sevmeyenler var ama onlar genellikle ayrılıkçı Kürtler!

Osmanlı Saltanatı'na son verdiği için mi?
Biraz...

Ama asıl gerekçeleri onun, hilafeti sona erdirip, laik devlet sistemini
benimsemiş olması...
Atatürk bunu yaptı; çünkü bir "din devleti"nin Türk ulusunu çağdaşlığa
taşıyamayacağını gördü...

Din ile devlet işlerini birbirinden ayırıp; hurafelerle din adına saltanat
sürenlerin egemenliğine son verdi!
İşte; tam 87 yıldır bunu hazmedemediler...
Ve bu yüzden onun "dinsiz" olduğunu bile söylediler!

***
Atatürk'ü sevmeyen bu "aşırı dinci" arkadaşlar hiç düşünmezler mi acaba;
eğer onun başlattığı ve sonuçlandırdığı "bağımsızlık mücadelesi" olmasaydı;
emperyalist güçler, İslâm'ı sadece Mekke ve Medine'ye hapsedeceklerdi...
Paylaşım planı buydu çünkü...
İngiltere, Yunanistan, Fransa ve İtalya, Anadolu'yu ve Trakya'yı paylaşıp,
bu topraklardaki ezan sesini susturacaktı...

Bugün bu topraklarda belki de ne Türk olarak yaşayabilecektik; ne de
Müslüman...

***
Bununla da yetinmedi Atatürk:

* *Din adamlarını devlet memuru yapıp, cemaate avuç açmaktan kurtardı...

* Görevlerini sıkıntı çekmeden yapabilmeleri için Diyanet İşleri
Başkanlığı'nı kurdurdu*...

* *Halkımız dinini iyi öğrensin diye parasını kendi cebinden vererek,
Elmalılı Hamdi Yazır'a, Kur'an-ı Kerim'in Türkçe çeviri ve açıklamasını
yaptırdı... Hazırlanan yapıtın Diyanet İşleri Başkanlığı'nca basılmasını
isteyerek topluma ücretsiz olarak dağıtılmasını sağladı.
*
* *Yine ulusumuz dinini anlayıp öğrensin diye hadisleri dilimize çevirtti...
Peygamberimizinmiş gibi gösterilen ama Kur'an-ı Kerim'le çelişen uydurma
sözler ayıklandı.
*
* *Camilerde, cuma günleri okunan hutbeler, Atatürk sayesinde Türkçe
okunmaya başlandı... Arapça bilmeyen Türk halkına, Arapça hutbe okunup öğüt
verilmesine, son noktayı o koydu!
*
** İlk ilahiyat fakültesinin açılmasına ön ayak oldu; çağdaş din adamlarının
yetişmesini sağladı...
*
***
Din üzerinden siyaset ve ticaret yapanlar işte bu yüzden sevmezler Türkiye
Cumhuriyeti'nin kurucusunu...
Onu saygıyla ve özlemle andığımız her 10 Kasım'da; hasetlerini ve öfkelerini
dışa vururlar...

Ama bu ülkenin halkı, kurucusuna öylesine sevdalıdır ki; tüm softalara inat,
her 10 Kasım'da saat dokuzu beş geçe, nerede olursa olsun saygı duruşu için
fırlar yerinden!
*Üstelik sadece kendisi dikilmekle kalmaz, Atatürk'ü hor görenleri de 10
yılda "değiştirir" ve sap gibi diker ayağa!
*Kısacası; bu ülke çok molla gördü, belli ki daha da çok görecek...

Ama bir tane Mustafa Kemal geldi bugüne kadar...
İşte; budur her 10 Kasım'da koparılan "yaygara"nın nedeni!
Din tacirleri bunu anlayamaz...

*****
*GÜNÜN SORUSU*

*Eğer bir lider ölümünden 72 yıl sonra bile gözyaşları içinde anılıyor ve
aranıyorsa...
O ülkede "lider" olduğunu söyleyenlerin kendilerini sorgulamaya başlamaları
gerekmez mi?
*
*****
*Vekil benim vekilim; ama dilini anlamama imkan yok!*

Barış ve Demokrasi Partisi'nin dün Meclis'te yapılan Grup Toplantısı bir
"ilk"e daha sahne oldu ve Grup Başkanvekili Bengi Yıldız açış konuşmasını
Kürtçe yaptı...
Buna gerekçe olarak da Diyarbakır'daki KCK davasında mahkemenin Kürtçe
hakkındaki "bilinmeyen dil" ifadesini gösterdi...

***
Bengi Yıldız'ın konuşmasını kimler anladı?
Sadece Kürtçe bilenler... *( O da şüpheli, hatırlasyınız lütfen grubunda ilk
kürtçe konuşan Ahmet Ağayı -gerçek köy ağası olduğu için böyle yazıyorum
yoksa hor gördüğüm için değil- grubundan kimse anlamamıştıda
kendi milletvekilerine kürtçe kurs açılmasını istemişlerdi partilerinden. Ha
bu arada Tv seyredebiliyorsa Apo'cukları da anlamamıştır...)*

Oysa orası Meclis... *Benim oylarımla seçilmese de Bengi Yıldız benim de
vekilim!* Ve ben, onun konuşmasından tek kelime anlayamıyorum!

Ve ne ilginçtir ki o; konuşmasını, "protesto" amaçlı da olsa herkesin
anlayacağı bir dille yapmak yerine "etnik" bir dille yapmayı tercih ediyor!
*Yani; "etnik siyaset" yapıyor...
*
*Oysa bu; hem Anayasa'ya, hem de yasalarımıza göre başlı başına bir
"kapatma" nedeni!
*
***
Çok merak ediyorum: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu konuşma nedeniyle bir
kapatma davası açsa, acaba Bengi Yıldız ve BDP'liler savcıdan "Kürtçe
iddianame" mi isteyecek?

*Not: Parantez içindeki kırmızı harfli yazılar tarafımdan hatırlatma amaçlı
eklenmiştir. Yazının orijinalinde bunlar yoktur.*

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap