Pek çok şeye.. pek çok oyuna, işbirlikçilere, satılmışlara, Türk
kelimesinden bile korkanlara, Türklük'ten hazetmeyenlere.. Hayda bre..

Özcan Pehlivanoğlu beyin ellerine, yüreğine sağlık..



HAYDE BRE...



*Sinema;Lumiere Kardeşler tarafından keşfedilmesinden itibaren insanlar
üzerinde çok önemli psikolojik etkiler  yapan bir propaganda aracı olmuştur.
*

Sinemanın bu özelliği,bir çok şeyde olduğu gibi Türk halkına
anlatılmamıştır.

Bu sebeple,Türk halkı sinema salonlarına koşmuş;onun propaganda ve
psikolojik operasyonlarla ilgisini sezmeden, filmleri seyretmiş ve etkisi
altında kalmıştır.

*Türk halkı,bir türlü üniversitenin,medyanın,sanat alanlarının,edebiyatın ve
sinema gibi konuların önemini kavrayamamıştır.*

Halbuki, saydığımız konularda çalışanların yarattığı etki ile zihni kontrol
altına alınmış ve rüzgarda savrulan bir kuru yaprak misali, bir oraya bir
buraya savrulmuştur.

*Türk toplumu,üzülerek ifade etmeliyimki;sinema deyince Yılmaz Güney'i,müzik
deyince Ahmet Kaya'yı, şair deyince Nazım Hikmet'i,romancı deyince Yaşar
Kemal,Orhan Pamuk,Elif Şafak'ı ve benzerlerini anlamaktadır.*

Oysa bunların hiçbiri saydığımız konuları karşılamaktan uzaktır.Bunlar olsa
olsa, aysbergin görünen yüzünde bir taş parçası kadar ya vardır ya da
yokturlar.

Türk Sineması'nın usta ismi *Halit Refiğ*,sinema üzerine görüşlerini şu
şekilde açıklıyor: *"Milli kültüre,milli devlet fikrine ve her milli olan
şeye karşı olacak.Yabancılar Türkiye'ye nasıl bakıyorlarsa,yabancıların
Türkiye üzerindeki görüşleri,teşhisleri neyse onun paralelinde olacak.Ha ben
bunda yokum."*

Sinemanın mucidi Lumiere Kardeşler,Fransızdır.Bundan dolayı Fransızlar
sinemayı milli kültürlerinin çok önemli bir tezahürü olarak görürler.Halit
Refiğ bu konuda da *"Fransız kendisini koruduğu zaman milli olabiliyor.Onun
çabasını (Fransızların) hiç eleştirmiyorlar,alkışlıyorlar. Ama fikri bize
alıp getirdiğin zaman milliliği bir kenara bırakacak ve evrensel
olacaksın.Evrensel olmak ne? Türkiye'yi eleştirmek. Milli kültürü karşına
alacaksın. Devleti,toplumu,kültürü her şeyi karşına alacaksın, öyle
olacaksın. Evrensel dediği ne? Alman Türkiye hakkında ne düşünüyorsa,
Fransız Türkiye hakkında ne düşünüyorsa, İngiliz Türkiye hakkında ne
düşünüyorsa, Amerikalı ne düşünüyorsa..."* demektedir.

Türk sinemasının önemli taşlarından biri olan Halit Refiğ'in söyledikleri
işte bunlar.Siz katılırmısınız bilmem ama ben tamamına katılıyorum. Bizlere
sanat diye, nelerin yutturulduğunu bu açıklamalar ışığında gelin bir
düşünelim isterseniz.

*Günümüzde de sinema üzerinden yeni operasyonlar yapılarak, Türk toplumunun
zihni kontrol altına alınmaya çalışılıyor.* Son günlerde büyük pazarlama
yöntemleriyle,medya kullanılarak vesinema eleştirmenlerine de yazdırılarak
bilmem ne cemaatinin baş hocasının okyanus ötesinde beş minareli hikayesi
ardından aynı cemaatin kürtçü teorisyeninin hayatının anlatıldığı  filmler
vizyona sokuluyor. Aslında diğer filmleri  ve tabii ki bu meyanda sosyal bir
hastalık haline gelmiş olan televizyon dizilerini de mercek altına almak
gerekir diye düşünüyorum.

Ayrıca sinemanın doğasından gelen güçlü etkisini, toplum üzerinde kullanmak
isteyenler;ellerindeki araçlarla büyük gürültü kopartıp diğer çalışmaların
gölge altında kalarak seyirci ile buluşmasına engel oluyor.

Son günlerde Timur Selçuk yönetiminde, babası Münir Nurettin Selçuk'un
eserlerinde oluşan bir *"Münir İstanbul"* konseri izledim. Oğlu Timur
Selçuk'un ifadesiyle *"Münir Baba"nın* Cumhuriyete ve milletleşme sürecine
eserleri ile nasıl katkı sağladığını hayretle ve takdirle şahit oldum. Yine
milli bir sinemacımız olan Mesut Uçakan'ın *"Tuna Nehri Aksam Diyor"* adlı
belgesel filmi ile Orhan Oğuz'un *"Hayde Bre"* filminin galalarına katıldım.

*Mesut Uçakan'ın;belgeseli çekerken gördükleri karşısında "dehşete kapıldım"
sözü ve filmde izlediklerim,Türk Milletinin büyüklüğü ile kayıplarının
çerçevesi konusunda bana bir kez daha uyanma fırsatı verdi.*

Hayde Bre'nin yönetmeni Orhan Oğuz'u tebrik ederek,başta Balkanlar olmak
üzere Kerkük, Dağlık Karabağ, Fergana, Doğu Türkistan, Kıbrıs, Adalar gibi
Türk Dünyasının anlatılmaya ve oradaki insanlarımızın sinema eliyle
kahramanlaştırılmaya ihtiyacı olduğunu söylerken, Orhan Oğuz *"hele bir
önümüzü görelim, zarar etmeyelim" *dedi.

*İşin püf noktası budur.Türk Sinemacısının ve Türk kültürünün bayrağını
dalgalandıran bu adamların yaptığı projeleri en azından bir bilet alıp
sinemalara giderek desteklemeliyiz.* Hayde Bre, 31 Aralık'ta Türkiye'de
vizyona giriyor. Hadi bakalım, milli düşünen ve milli kültüre hizmet eden
herkesi, ülkesi ve insanı için yaşayan sanat adamlarına en azından bundan
sonra ki projelerini hayal edebilmeleri için, onlara destek olmaya
çağırıyorum.



Özcan PEHLİVANOĞLU

www.trakyanethaber.com

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap