---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Kimden: sedat tuzuner <[email protected]>
Tarih: 15 Şubat 2011 22:37
Konu: Cerrahları küstürdük. Bedelini kim ödeyecek?
Kime:



 [image: Aykut IŞIKLAR]
Aykut IŞIKLAR
[email protected]

Cerrahları küstürdük. Bedelini kim ödeyecek?
'Madem öyle, ben de zor ameliyatlar yapmam' demeye başladı ünlü prof'lar...

Peki neden? Çok ince bir konu bu. Hepimizi ilgilendiriyor. Kim, yarın
beyninde tümör çıkmayacağının garantisini verebilir, kim açık kalp ameliyatı
hiç olmayacağım diyebilir. Ameliyata girmek istemeyen doktorları suçlamadan
önce çuvaldızı kendimize batıralım. Örneğin ben doktorum. Mesleğim bu
tamam... İnsan hayatı kurtaracağım ama bunu yaparken neden mahkemelerde
sürüneyim? Karara bağlanmış bir mahkeme dosyası 40 yıllık meslek kariyerimi
yok etsin? Binlerce lira tazminat ödeyeyim, hatta hapis yatayım? Olacak iş
mi? Oluyor ama. Hasta hakları böyle. Amerika gibi... Prof'lar da işi
garantiye alıyor. Hasta yakınlarına 'Ben bu ameliyatı yapmam' diyor.
Yalvarsalar, kağıtlar imzalasalar bile... Özellikle ölüm riski yüksek olan
ameliyatlar. Beyinde kanser varsa filan...

 Eee şimdi bunlar ne oldu? Çağdaş yaşamın gereği, insan haklarının devamı
mı? Adına hasta hakkı deniliyor. Aslında hastanın bir şeyden haberi yok.
Yaşasa da ölse de... Ama yakınları canavar gibi. Prof'lardan ne para
koparırız hesabı yapan aileler. Tabii avukat ortaklar ile birlikte. 'Ben
yüzde 20 de olsa ölüm olasılığı olan bu hastayı ameliyat etmem' diyen cerrah
kaçmakta haklı değil mi? Kararı siz verin. Olan yine masum insanlara oluyor.
Yaşama hakkı elinden alınan hasta insanlara...

 Biliyorsunuz yeni uyum yasalarına göre hastalar ve hasta yakınları
ameliyatı yapan doktorlar hakkında 'ölüme sebebiyet verdi' veya 'sakat
bıraktı' diye dava açabiliyor. Bir beyin cerrahı doktoru arkadaşım anlattı.
*"Yaşama şansı yüzde 20 olan kişilerin bile kafatasını açardık.
Kurtardığımız hasta da olurdu. Oysa şimdi tam tersi. Yüzde 20 risk varsa,
korkup ameliyata girmiyoruz. Aileler onay verse bile. Çünkü pek çok
arkadaşımız daha sonra çok çirkin ithamlar ile karşılaştı. Hastası vefat
eden insanların psikolojisi çok farklı. Gözü dönüyor. Hayatını insanlığa
adamış doktorları cahil katil olarak tanıtabiliyor. Cerrahlar haftanın beş
günü saatlerce ayakta can mı kurtarsın yoksa vefat eden hastasının ailesiyle
mi uğraşsın? Hiçbir cerrah hastasının ameliyat masasında veya daha sonra
ölmesini istemez. Zaten kurtaramazsa en az 15 gün kendine gelemez. Yüzü ve
ailesi her saniye gözünün önünde dolaşır. Hele iki hastasını peş peşe
kaybeden cerrah... Ameliyata giremeyecek kadar yıkılır."*

 Dünyanın en zor işi kabul edilen cerrahlık. Hele beyin cerrahlarının
aileler tarafından böyle haksız yere suçlanması çok kötü oldu. Halkımız
zarar görmeye başladı.

 Bu yasalar* Avrupa *ve* Amerika'*dan transfer edildi. Ama oraların
koşulları bizimle aynı mı? Ameliyathanenin aydınlanması bile fark atıyor.
Hemşireler yani personelin mesleki bilgisi aynı mı? Ve oralarda bir prof,
haftada kaç ameliyata giriyor, burada kaç ameliyat? Ben bazı cerrahların
günde dört kalp ameliyatı yaptıklarını biliyorum. Doktorları suçlarken
elimizi vicdanımıza koyalım mı? Meslekler arasında zorluk derecesi bir
numara olan cerrahların küçük hatası, bir cana mal oluyor. Hata kabul
etmeyen iş. Onlar bunun bilincindeler. Bu yüzden de biraz sanatçı, biraz
F100 jet pilotu gibi... Senden benden çok farklı... Hafif üşütük... Onları
sayalım, sevelim ve el üstünde tutalım. Sanki farklı dünyanın farklı
insanları gibi...

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap