19 Şubat 2011                                          Yeniçağ gazetesi


*Sabahattin ÖNKİBAR    *                [email protected]

İşte utanç belgeleri!

Türkiye basın özgürlüğünde ABD'den bile iyi bir noktada imiş!
Kim söylüyor bunu?
Emniyet'e sızan operasyoncu malum odağa vize verip kol-kanat geren İçişler
Bakanı Beşir Atalay!
Peki gercek bu mudur?
İşte size birinci belge:
Dünya'nın medya ile ilgili en büyük ve prestijli kurumu olan Sınır tanımayan
Gazeteciler Örgütü'nün son raporu:
Türkiye basın özgürlüğünde 138.sırada.
Evet yanlış okumuyorsunuz güya Ortadoğu ya ya da İslam hinterlandına model
olarak sunulan Türkiye'nin durumu budur. İyi de basın özgürlüğü böylesine
fecaat olan bir ülke nasıl model diye sunulur. Düşünün Türkiye 138.sırada
iken devrilen diktatör Müberek'in Mısır'ı basın özgürlüğünde 114.sırada.
Daha da vahimi Uganda bile Türkiye'den çok daha iyi.
Tablo bu iken utanmadan-sıkılmadan durumu ters-yüz edebiliyorlar.
Sorarım size bu ülkede 62 gazeteci tutuklu değil mi? Gazeteciler için 2300
dava açılmadı mı? En önemlisi Başbakan neredeyse her hafta gazetecileri
tehdit etmiyor mu? Eleştiri yapan köşe yazarlarını patronlarına şikayet eden
ve örtülü olarak kov onları diyen Tayyip Erdoğan değil mi? Hoşlanmadığı
soruyu soran gazeteciye "Bu nasıl soru,sen ne biçim gazetecisin" diyen
kimdi? İktidarın olumuz bir icraatını soran gazetecilerin Başbakanlığa
akreditasyonunu kim iptal ettirmişti, onları gazetelerinden kovduran kimdi?
Beğenmediği haber için "Bunu yazan alçaktır" diyen hangi ülkenin
Başbakanıdır? Bu gazeteleri okumayın diye kampanyalar açan Tayyip Erdoğan
değil de başkası mıydı?
Tablo bu iken utanıp-sıkılmadan durumu tersinden sunup mugalata yapacaksın!
Şaşırmayın bunlar Allahın dinini çıkarı için kullanan güruh!
Lafı uzatmayalım, Türkiye'de basın Özgürlüğü asla ve kat'a yoktur ve onun
önündeki engel de bu iktidarla onun polis ve yargı içindeki uzantılarıdır.
Tayyip Erdoğan'ın istediği Pravda yani tek sesli basındır.


*CEVAP BEKLEYENLER*
*Cesur Yürek Soner Yalçın'la ilgili sorular!*
1) Soner Yalçın şerefli bir gazetecidir ve işi gereği herkesle konuşabilir
ve de her türlü belgeyi kitap yazmak için muhafaza edebilir.
2) Avukatları Soner Yalçın ve oda TV'nin bilgisayarlarına hackerler vasıtası
ile korsan yüklemeler yapıldığını söylüyor ki bu her şeyi anlatmıyor mu?
3) 4. yılına giren Ergenekon davası ile ilgili bu son tutuklamalar aslında
bu davayı anlatmaktadır; zira dünya'da böyle ucu açık bir soruşturma örneği
yoktur.
4) Soner Yalçın'a operasyon dalgasının hemen seçim öncesine denk gelmesinin
hiç mi anlamı yoktur, güldürmeyin beni!
5) Keza bu operasyonun araştırmacı gazeteci Soner Yalçın ile arkadaşlarının
AKP'nin pisliklerini duyurma hazırlıklarında olmaları
öncesinde olması zihinleri bulandırmıyor mu?
6) Cesur Yürek Soner Yalçın'ın AKP'ye muhalif yayın yapacak bir televizyon
kanalı için kollarını sıvadığı bir süreçte bütün bunların olması üzerinde
durulacak bir başka ayrıntı değil mi?
7) Keza operasyonun Kemal Kılıçdaroğlu ile Halk TV'nin satışı konusunda
buluşmasının hemen ertesine denk gelmesi de üstünde durulması gereken bir
başka boyut değil mi?

 *BİTMEYEN PİYES*

*ABD-AKP yoldaşlığının son tiyatrosu!*
ABD elçisi ile Dışişleri  Bakanlığına inanmayın,Türkiye'deki  basın
özgürlüğü bağlamında sergiledikleri son tutum tamamen tiyatrodur ve seçim
öncesi Türk halkının vicdanında oluşan ABD-AKP yoldaşlığı  imajını yıkmayı
ve de Türk Milletinde var olan Amerikan nefretinin sandığa yansımasını
önlemeyi amaçlamaktadır. Evet  tıpkı İsrailler misali Amerikalılar da güya
tavır alarak yoldaşı AKP'ye seçim öncesi katkı sunuyor... Öyle olmasaydı ABD
Başkanı Obama Mısır isyanı sürecinde Tayyip Erdoğan'ı  bölgenin rol-modeli
diye 3 kere arar mıydı? Ne o yoksa koskoca ABD  Türkiye'de  basın
özgürlüğünün olmadığını bir hafta önce bilmiyordu da yeni mi öğrendi?
Geçiniz, yemezler...


*UYDURMALAR-DÜZMECELER*
*Yüzbaşı görüntüsü son misilleme!*
Televizyonda yayınlanan nişana kurşun atan Yüzbaşı görüntüsü gerçekten
çirkindi ama hiç kuşkunuz olmasın bu görüntü Türk Silahlı Kuvvetlerini
vurmak için özellikle servis edildi ve "Bakın asker dediğiniz işte budur"
mesajı verilmek istendi.Yüzbaşı görüntüsünün tam da Balyoz sürecinde servis
edilmesi manidar değil mi? Sahi kim sızdırdı bunu, nereden geldi bilen var
mı? Sadece bu görüntü için değil, bunun gibi onlarcası için hükümet bugüne
kadar herhangi bir soruşturma ya da araştırma yaptırdı mı? Peki ya Soner
Yalçın ile odaTV Ekibinin kakasını bile izleyenler bu ve benzeri
sızdırmalarla niçin ilgilenmezler?.Hayır hayır amacım Yüzbaşıyı korumak
değil, TSK'nın imajına assasiyetimdir..Şimdi Emniyet içinde bir homoseksüel
çıksa bunu 265 bin polise ciro mu edeceğiz? Böyle bir şey haksızlık olmaz
mı? Keza o Yüzbaşının münferit bir yanlışı bütün TSK'ya nasıl mal edilir. El
cümle bütün bunlar operasyondur...

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap