Karanlık bir cinayetin kirli çamaşırlarını ortaya dökmeye çalışan bir
gazeteci, darbe planlarını açığa çıkaran başka bir gazeteci ile birlikte
"Ergenekon Terör Örgütü"ne üye olmaktan tutuklanmış.

İsyan etmek istiyorsunuz, basın özgürlüğü adına.
Haykırmak istiyorsunuz, düşünce özgürlüğü adına.
Dünyayı ayağa kaldırmak istiyorsunuz, demokrasi adına, özgürlük adına.

Baştan söyleyeyim hiç de kolay değil işiniz.
Çünkü artık yetmeyecek sesini çıkarmak, bedel ödemeyi göze almak, siyasal
iktidardan korkmadan çekinmeden karşı çıkmak.
Çünkü herşeyden önce seslenebilecek vicdana ihtiyacınız var.

Çünkü ancak bir vicdana seslenerek sesinizi çoğaltabilirsiniz. Çünkü ancak
bir vicdana seslenerek çoğalıp önünüze dikilen setleri aşabilirsiniz.

Acaba vicdan size tanıdık bir kavram mı? Sizin ve seslendiklerinizin
vicdanla uzaktan yakından bir ilişkisi olabilir mi?
Pek sanmıyorum. Sadece iki örnek yetecek, ortada bir bulunmadığını
ispatlamaya.

Kayıp anaları, diğer adıyla Cumartesi Anneleri. Yaşadığından artık umut
kestikleri oğullarının bir mezarı olsun istiyorlar. Bundan daha insani,
bundan daha anlaşılabilir, bundan daha haklı bir talep olabilir mi? Bu kayıp
analarına boynumuz önünde, utanarak sıkılarak el uzatmamız gerekirken,
paylarına gaz bombaları ve coplar düştü. Polisin bu analara uyguladığı sert
şiddete ya alkış tuttuk ya sessiz kaldık. Bir kez bile kanamadı kamunun
vicdanı. Sadece halkın tepkisiz kesimi değil, bugün büyük laflar eden böyyük
gazeteci-yazarlar da sessiz kaldı bu ayıba.

Son birkaç haftadır toprak kemik fışkırıyor adeta. Türk Tabipleri
Birliği'nin bir heyeti Güneydoğu'da yerinde inceledi bu vahşetin ayak
izlerini. Heyet yüzlerce farklı alanda binden fazla kişinin kemiklerine
ulaşıldığını, kazı kepçelerle yapıldığı için delillerin yok edildiğinden
kaygı duyduğunu açıkladı. On tane hayvan leşi topluca bir arada bulunsaydı
günlerce haber yapılırdı bu kazı. Ancak ortaya çıkanlar insan kemikleri
olduğu için toplum vicdanı kanamıyor, böyyük gazeteci ve yazarlar sessiz
kalıyor, medyamız için haber değeri taşımıyor.

Birbiriyle bağlantılı bu iki olay toplum vicdanında en ufak bir rahatsızlığa
yol açamıyorsa, siz o vicdanları harekete geçirmeyi nasıl umut edebilirsiniz
ki? Yaşam hakkı gibi, analık hakkı gibi en omurgasız öküzlerden birazcık
hassasiyet beklenen konularda bile, bu kadar umursamaz, bu kadar kanıksamış,
bu kadar tepkisiz vicdanlar sizin sesinize neden kulak versin ki?

Ey böyyük gazeteci - yazar abilerim, ablalarım. Bu tablo sizin eseriniz
değil mi?
Sizin parmak iziniz değil mi tetiğin üstündeki?
*Kim inanır ki sizin samimiyetinize?*

Yirmili yaşlardaki gencecik insanlar tabutluk adını verdikleri hücrelere
hayatları hapsedilmesin diye ölüme yattılar, belki vicdanınız sızlar diye.
Operasyonlar düzenledi koca devlet onları "yaşama döndürmek" için. Diri diri
yaktık o gencecik insanları tutsakken ellerimizde. O gün o gençler için
yanmayan yürekleriniz, ses vermeyen dilleriniz, iki tane gazeteci tek
kişilik hücrelere alındı diye avazı çıktığı kadar bağırmakta. *Kim inanır ki
sizin samimiyetinize?*

İnsanları terör örgütü üyesi yapmak bu denli kolay mı diye isyan
etmektesiniz. AİHM kararlarından öğrenmekteyiz; binlerce masum insan hiç bir
delile dayanmadan, keyfi suçlamalarla, adil yargılanamadan terör örgütü
üyeliğinden hüküm giydi. İnsanlar 10 yıl, 14 yıl gibi uzun süreler tutuklu
yargılandı bu suçlamalardan. Neyle suçlandıklarını, delillerin ne olduğunu
bile öğrenemeden. Yıllarca tutuklu kalıp sonra beraat eden insanların
mahfolan hayatları hakkında tek bir kelime bile etmediniz. "Parasız eğitim"
"insanca yaşanacak hayat"diye bağıran solcu gençlerin hayatları zehir edildi
kendilerine. Bir slogan atmış olmaktan, bir pankart taşımış olmaktan
hapislerde geçirdiler ömürlerinin en güzel yıllarını. Sessiz kaldığınız
bunca adaletsizlikten, bunca yanlı ve siyasal yargılamadan sonra yeni mi
aklınıza geldi hukuk. *Kim inanır ki sizin samimiyetinize?*

Halkın oylarıyla seçilmişlerin Meclis kürsüsünden yaka paça hapishaneye
götürülmesine alkış tuttunuz, şimdi demokrasiden bahsetmektesiniz. Kendi
anadilinde şarkı söylemek istedi diye kendi hazırladığınız uyduruk
haberlerle Ahmet Kaya'yı linç ettiniz, sürgünlere gönderdiniz, şimdi
özgürlükten bahsediyorsunuz. Küçücük çocukların bedenlerinin şarapnel
parçaları ve kurşunla lime lime olmasını anlayışla karşıladınız, şimdi insan
haklarından bahsediyorsunuz. *Kim inanır ki sizin samimiyetinize?*

İnsanlar sadece kitap yazdı diye, haber yaptı diye onlarca yıl hapislerde
kaldı, binlerce yıllık cezalarla yargılanmaktalar hala. Özgürlükten,
kardeşlikten, barıştan, emekten, demokrasiden, eşitlikten bahsedilen
binlerce radyo, dergi, gazete susturuldu. Ne düşünce özgürlüğü, ne de  basın
özgürlüğü derdiniz olmadı bir kere. Siz o sıralar ya Roj TV'yi kapatmakla ya
da Orhan Pamuk veya Hrant Dink gibilerini vatan haini ilan etmekle
meşguldunuz. Ya da Eren Keskin gibi insan hakları savunucularına tecavüz
etmek gibi ve Rojin gibi insanları dağa kaçırmak gibi iğrenç fantezilerinizi
paylaşıyordunuz sevgili tam da size benzeyen okurlarınızla. Şimdi ise
düşünce özgürlüğü, basın özgürlüğü gibi kavramlar düşmüyor dilinizden. *Kim
inanır ki sizin samimiyetinize?*

Daha verilecek ne kadar örnek var bilirsiniz hepimizden çok. Çifte
standartcılığınıza, iki yüzlülüğünüze, samimiyetsizliğinize dair.

Ancak;

Sanmayın ki çağrılarınıza kulaklarımızı tıkayacağız. Daha ırzına
geçemediğiniz, daha tecavüz edemediğiniz, daha dumura uğratamadığınız, daha
silindirle ezip üstünden geçemediğiniz vicdanlar var bu topraklarda.
Bizlerin size rağmen, sizin iki yüzlülüğünüze ve samimiyetsizliğinize
rağmen, hak ihlalleri konusunda, adaletsizlik konusunda, düşünce ve basın
özgürlüğü konusuda, demokrasi ve özgürlük konusunda çığlığınızı duymamak
gibi bir lüksü yok.

Her türlü adaletsizlikten, hukuksuzluktan kaygı duymaktayız. Kime karşı
yapılırsa yapılsın, nereden gelirse gelsin zalimin zülmüne karşı
ezilenlerin, baskıya uğrayanların yanında olmak boynumuzun borcudur.
Onurumuzu dimdik ayak da tutan da budur. Yarın çocuklarımıza bırakacağımız
onur.

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap