---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Kimden: cigdem ulukaya <[email protected]>
Tarih: 11 Mart 2011 09:49
Konu: [MarmaraTIP-90] hekimin hünerli elleri
Kime: mt <[email protected]>, oguz <[email protected]>, mehlika
besler <[email protected]>





-Diyarbakırdan kanserli bir kadın,
60'larında,
ve kadife bindallılarıyla
bir hastane odasında.
Biyopside.
O bal gibi biliyordu kanser olduğunu.
Ama biz bilmiyorduk işte...
Israrla adını koymaya çalışırken hastalığının,
Kemiğini gıcırdata gıcırdata
Bir parça kopartırken iliğinden;
Kanser olup olmadığını kanıtlamak için...
Elimi tuttu,
Deyiverdi:

"Elin kuş olsun uçsun
İlmin arşa değsin
İşin rast gitsin oğul!
İlmin elin, elin canımdır
Benim askerde bir oğlum,
İki de kızım var daha everecek.

Dr Selçuk Dağdelen
Hacettepe, 1999."

Bu yaşanmış bir hikayedir. Bizim böyle hastalarımız
vardı. Hekimliğin bir hüner olduğuna böyle böyle inandık.
İyi hekim olmanız için, sadece doğru tanı koymanız
yetmez, doğru ilaç verseniz de kar etmez! İyi bir hekim
olmak istiyorsanız, önce iyi insan olacaksınız der durur
hala İskender Hocam (Sayek) mesela! Hatta yetmiyor,
güzel hekimler olacağız. Hekimin elleri güzeldir mesela!
Hüner böyle bir şeydir. "Hekimlik sanatı" demiyorum
ben, "hekimlik hüneri" diyorum! Sanattan çok sihre
yakın bulurum çünkü hekimliği! Bizler bu fikre nasıl
kapıldık? Fildişi kulelerde, elit profesörlerin dolduruşuna
mı geldik? Hayır! Hatta bilakis, onlar ekseriyetle kanıta
dayalı tıbbı anlatıp durdular. Profesyonelleşin dediler.
Profesyonelleşmek için didinip durduk. Ama asıl cevap,
yukarıdaki yaşanmış hikayemdir! Bizi asıl hastalarımız
besledi, bir erik ağacını sular gibi büyülediler. İlham
aldığımız hocalarımız da aslında aynı ırmaktan besleniyordu.
İyi gelmek! Mümkünse hastalanmasını önleyerek,
hastalanmışsa hastalığını yok ederek, olmadı;
acısını dindirerek bir insana iyi gelmek; bize de iyi
geldi. Ondandır burada oluşumuz, hırçınlığımız da ondan!
Kelaynak kuşları gibi kaldık. Çekin ellerinizi hastanın
cebinden diyorlar, biz elimizi hastanın kalbine
koyarız, cebine değil. Bizim muayenelerimiz apeksten
başlar, elimizi önce hastanın kalbine koyarız, sonra
kalbini dinleriz! Hekimlerin kalbi kanadı kırıldı. Hekimlik
onuruyla oynanıyor! Hekim düşmanlığı pompalanıyor.
Artık böyle hastalarla karşılaşabiliyor musunuz? Hastalarımız,
hekimlerinin yakalarına yapışmak için fırsat
kolluyor, gereğinde hekiminin kalbine kurşun sıkmakta
tereddüt etmiyor! Nitekim bu ülkede o da olmuştur,
bir hasta yakını hastasını ameliyat eden ama kurtaramayan
hekimin kalbine bir kurşun sıkmıştır!
Bir hekimin mesleğine olan inancını besleyebilecek
tek bir irade vardır: o da hastası! Eğer siz, halka mütemadiyen
hekimleri şikayet eder durursanız, bunlar
paragöz bunlara dikkat edin der durursanız, vatandaş
hastaneye gelince, hekimlere şöyle bakmaya başlar:
"benim her şeye hakkım var, bana randevu deme, bekletme,
hemen yaz reçetemi, hemen kurtar hastamı..."
N'oldu? Whipple yapacak cerrah kalmadı, by-pass yapacak
cerrah bulamayabiliriz yakında, çünkü haklı
olarak hekimler, dava edilecekleri, hatta darp edilip
kendi hayatlarını riske atacakları zor tedavilerden zor
ameliyatlardan kaçar hale geldiler. Bu mudur sağlıkta
düzelme? Hastalarını, hekimlere düşman edip, hekimlerin
mesleğine olan inancını kurutursanız, telafi edemeyeceğiniz
bir boşluk silsilesi yaratırsınız. Ve o boşluk
marstan hekim ithal etseniz dolmaz! Olan biten budur.
Asıl acı olan da şudur ki; yapılanların hiç birisi hastalarımızın
yararına değil! Ahh keşke! Ah keşke öyle olsaydı,
kalpten söylüyorum, o zaman biz de peşinden
giderdik tıpış tıpış! Ne yazık ki, sağlıkta dönüşüm
sadece seçmen yararına, üstelik hekimlik pahasına yürütülüyor!
Bize düşen; mesleki inancımızı taze tutmak
için en azından, hastalarımızın yararı için, olan biteni
hastalarımıza apaçık anlatmaktır. Yoksa onlar bizi kaybedecekler,
biz de mesleğimizi! Direneceğiz. Mesleğimize
olan inancımızı terk etmeyeceğiz! Hekimliğin bir hüner
olduğuna inanıyoruz, bizi bundan vazgeçiremeyecekler,
direneceğiz! Performans hesaplarının alasını getirseler,
ne gam ne keder! Çünkü bu hüneri ölçecek bir terazi
henüz keşfedilemedi! Bu arada bu topraklarda bu mektubun
adresi vardır ve çoktur. Lokman hekim mitini
hala yaşatan bir kültürde yaşıyoruz. Geleneğinde, söylencesinde,
şamanlardan Lokman hekime yüzyıllar
boyu, hekiminden hüner beklemiş bir halktan bahsediyoruz.
Bu halka performansın, hüner olmadığını anlatmak
zorundayız, anlatabiliriz ve anlatacağız!
Böylesi kıtlık zamanlarında bizim ülkemizde bir
eğilim yerleşti: Sözün bittiği yerdeyiz deyip duruyorlar.
Hadi canım sen de! Senin 300 kelimelik sözcük haznen
tükenmişse, bana ne gam ne keder! Gerekirse yeni
sözcükler türetir, yeni bir dil inşa ederiz, kaldı ki biz,
300-500 kelimelik bir dillle konuşmuyoruz. 2500 yıllık
hekimlik mesleğinin evrensel dilidir bu konuştuğumuz.
Misal, ağrının kaç türlü ifade edilebildiğini, en iyi hekimler
bilir. Ağrının öğretilmediğini, öğrenilemeyeceğini,
hekimler iyi bilir. Acı var oldukça, ağıt dahil, ağlamak
keza, ağrının bin türlü ifade potansiyeli sürgit çeşitlenecektir.
Sözün bittiği yerdeyiz demek, acılara kör
olun demektir. Kusura bakma, senin sıkıntını anlatacak
sözcük kalmadı, demektir. Hadi canım sen de! Hekimler
sancılarını halka anlatacaklar, öyle güzel anlatacaklar
ki, halk neresinin ağrıdığını fark edecek! Biz bu işi çok
iyi yaparız!
"Onlar sağırdır işitmezler, kördür görmezler" demeyeceğiz
elbet, çünkü ağrı işitilmese de görülmese
de vardır. Ağrılarımız, sancılarımız gerçek! Reseptörleri
değil, ligandı dönüştüreceğiz, yeni bir dil yeni bir
sözcük yaratacağız gerekirse. Çünkü eninde sonunda
bu ligandı bağlayacak reseptörlerle doğdu insan. ATO
genel sekreterinin yeni yılı karşılarken söylediği gibi,
her insanın içinde bir erdem var, bize düşen onu bulup
beslemek! İktidara yakın, iktidarın hekimliğe yaptıklarını
görmeyen meslektaşlarımıza da aynı dille sesleniyoruz.
Her hekim, her hekimin, hekimlik ideallerini besleyip,
saklı kalmış erdemleri ortaya çıkartmakla sorumludur.
Bir erik ağacını sular gibi besleyeceğiz hekimlik hünerini.
Kendisi de bir hekim olan sağlık bakanımızın da
hekimlik ideallerini beslemek görevimiz. Neden derseniz,
muayenehaneler için değil, yine hastalarımız
için... Hekimlik meslek örgütüne uzak, iktidara yakın
duran hekim arkadaşlarım size sesleniyorum, kalpten:
biz hekimler olarak, bize bu iktidar(lar)ın yaptıklarını
hak ettik mi? Sizce 2500 yıllık bir mesleğin mensubu,
bunu içine sindirebilir mi? Diploması verilmeyen taze
hekimlerin, mecburi hizmet yolu gözleyen hekim çocuklarının,
mecburi hizmet yolu gözleyen hekim eşlerinin,
reçetesi sayılmayan pratisyen hekimlerin, kırk
yılın ardından 70'li yaşlarında üç kuruşa hala çalışmak
zorunda kalan emekli hekimlerin, nöbet sonrası aralıksız
çalışırken gençliğini yaşayamayan; erken yaşlanan
asistan hekimlerin, radyasyon izni esirgenen radyoloji-
nükleer tıp asistanlarının, SGK tarafından "default"
sahtekar sayılan özel hastane hekimlerinin hesabını,
hekimlik sanatının ucuzlatılıp proleterleştirilmesini,
kimse sorgulamayacak mı? Hekimliğinize, hekimlik
ideallerinize güveniyor, vicdan muhasebesi talep ediyoruz
sizden! Her emek kutsaldır, eyvallah. Bizi oradan
yanlışlamaya kalkmasın kimse, ama kasaplarla dönerciler,
hekimlerle aynı maaşa çalışıyorsa bir ülkede, ne
hükmü kalır insan yaşamının? Hadi siz bu soruları soramadınız,
e biz de mi sormayacağız bu soruları?
Hekimler alınterinin karşılığını alacak. Yıllarca
yokluk içinde ana babaların dişinden tırnağından arttırdıklarıyla
ömürlerinin yarısı (11 yıl temel eğitim, 6
yıl tıp eğitimi, 5-8 yıl uzmanlık-süperuzmanlık eğitimi)
baba parasıyla sadece eğitimde geçen yılların, hüner
saydığımız hekimliğin kıymetini ölçebilir mi bu "performans"?
Reçete yazamazsam, ameliyat yapamazsam
nasıl iyi gelirim birilerine? 2 dakikada bir görülen
hastaya iyi gelmek mümkün müdür? Reçetem, ameliyatım,
bilgim, hünerim; ellerimdir! Elimi tutmayın,
hünerimdir! Çekin ellerinizi hekimlerin ellerinden!

Dr.Selçuk Dağdelen
ATO Yönetim Kurulu üyesi

__._,_.___
 Reply to 
sender<[email protected]?subject=Re%3A%20hekimin%20h%C3%BCnerli%20elleri>|
Reply
to group<[email protected]?subject=Re%3A%20hekimin%20h%C3%BCnerli%20elleri>|
Reply
via web 
post<http://groups.yahoo.com/group/mt-90/post;_ylc=X3oDMTJwbDI5M2g2BF9TAzk3MzU5NzE0BGdycElkAzMwMDk4ODIEZ3Jwc3BJZAMxNzA1OTM2NDA5BG1zZ0lkAzM3MjgEc2VjA2Z0cgRzbGsDcnBseQRzdGltZQMxMjk5ODI5NzY1?act=reply&messageNum=3728>|
Start
a New 
Topic<http://groups.yahoo.com/group/mt-90/post;_ylc=X3oDMTJlMTYzZXY0BF9TAzk3MzU5NzE0BGdycElkAzMwMDk4ODIEZ3Jwc3BJZAMxNzA1OTM2NDA5BHNlYwNmdHIEc2xrA250cGMEc3RpbWUDMTI5OTgyOTc2NQ-->
Messages in this
topic<http://groups.yahoo.com/group/mt-90/message/3728;_ylc=X3oDMTM0YXB2M2t0BF9TAzk3MzU5NzE0BGdycElkAzMwMDk4ODIEZ3Jwc3BJZAMxNzA1OTM2NDA5BG1zZ0lkAzM3MjgEc2VjA2Z0cgRzbGsDdnRwYwRzdGltZQMxMjk5ODI5NzY1BHRwY0lkAzM3Mjg->(
1)
Recent Activity:


Visit Your 
Group<http://groups.yahoo.com/group/mt-90;_ylc=X3oDMTJlbjJyamhjBF9TAzk3MzU5NzE0BGdycElkAzMwMDk4ODIEZ3Jwc3BJZAMxNzA1OTM2NDA5BHNlYwN2dGwEc2xrA3ZnaHAEc3RpbWUDMTI5OTgyOTc2NQ-->
[image: Yahoo! 
Groups]<http://groups.yahoo.com/;_ylc=X3oDMTJkajg3NXBoBF9TAzk3NDc2NTkwBGdycElkAzMwMDk4ODIEZ3Jwc3BJZAMxNzA1OTM2NDA5BHNlYwNmdHIEc2xrA2dmcARzdGltZQMxMjk5ODI5NzY1>
Switch to: 
Text-Only<[email protected]?subject=Change+Delivery+Format:+Traditional>,
Daily Digest <[email protected]?subject=Email+Delivery:+Digest> *
Unsubscribe <[email protected]?subject=Unsubscribe> * Terms
of Use <http://docs.yahoo.com/info/terms/>
 .

__,_._,___

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap