Diadora' ydı topun markası. Çarşamba geceleri televizyonda izlediğimiz
Avrupa kupası maçlarında gördüğümüz topların aynısıydı. Bütün mahalle
peşimdeydi. Babam Libya'dan göndermişti topu bana. Sonra bir de basket topu
göndermişti Mikasa. Beyaz gölge dizisinin hâlâ etkisini sürdürdüğü yıllardı.
Futbol maçlarının olduğu gibi topum sayesinde basketbol maçlarının da
vazgeçilmez adamı olmuştum. Jemahiriye marka spor ayakkabı bir tek ben de
vardı. Kırmızı yeşil, futbol şortları ve formalar getirmişti babam.

İki sene çalıştı babam Libya'da. Çok uzun bir süre değildi aslında. Telefon
görüşmelerinin zor ve pahalı olduğu yıllardı. İstanbul'dan yolu geçen izinli
işçilerle mektuplar gelir giderdi. Babamın izinli geldiği zamanlarda
misafirlerimiz olmuştu. Kavruk, zayıf, dal gibi insanlardı. Hayran hayran
gezerlerdi sokaklarda. Türkiye'ye, Türk insanına övgüler yağdırırken,
Kaddafi' ye sayıp dökerlerdi. "Bakmayın siz bunların böyle konuştuğuna"
derdi babam.  "Hem kızarlar hem de meydanlara Fettah Kaddafi! Diye
bağırırlar."

Libya, Bingazi, Trablus... Ergenliğe ilk adım attığım yıllardı. Yeni
öğrendiğim birkaç özel isimden fazlasıydı benim için. Özlemdi, meraktı,
heyecanla bekleyişti.

Haberlerden Libya'ya yapılan hava harekâtını öğrenince içimden bir şeyler
koptu. Verilen emekler, umutlar özlemler bombardıman altındaydı şimdi.
Kaddafiyi seversiniz sevmezsiniz ayrı mesele ama yıllarca o topraklardan
ekmek yedi insanımız. Yıllardır ekmek gönderen bir ülke bombardıman altında.
Babamın, babaların, abilerin, amcaların, yürüdüğü yollar, çalıştığı mekânlar
bombardıman altında. Ekmek tuz hakkı varsa eğer aramızda, ekmek tuz hakkı
bombardıman altında.



http://cemcemii.blogcu.com/ekmek-tuz-hakki/9988767

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap