Prof. Dr. İbrahim Ortas <[email protected]>
 08 Nisan 2011 21:27

YGS'de Sorun Sınav Şeklinden Çok Sınava Endeksli Eğitim Modelinden
Kaynaklanıyor
 Prof. Dr. İbrahim Ortaş, Çukurova Üniversitesi,  [email protected]

Yetkililerin Açıklamalarının Sınava Girenleri Tatmin Etmediği Görülüyor
OSYM'de yapılan sınavın basına yansıyan kitapçığının cevap anahtarındaki
matematik sorularının cevap anahtarının basit bir sıralama şifresi ile 40
sorudan 37 sorunun doğrulanması bir anda milyonlarca insanı şaşkına
çevirmiştir. Her gün yeni yeni algoritmaların (şifre) var olduğunun
belirlenmesi ve yetkililerin yaptıkları açıklamaların çelişki teşkil etmesi
sorunu iyici karmaşıklaştırmıştır. ÖSYM yetkilileri konuya yalanlama
getirseler de bu açıklamalar öğrencileri ve velileri tatmin etmemişe
benziyor. Her ne kadar devlet yetkilileri "tatmin olduklarını" açıklasalar
da, bizler de konuyu çetrefilli durumunu anlamaya çalışsak da, öğrencilerin
tatmin olmadığı anlaşılıyor. Aldığımız yüzlerce e-posta 17-18 yaş arasındaki
yüz binlerce öğrencinin bu yaşlarda haklarının yenildiği duygusuna kapılması
çok üzüntü verici. Üniversite birinci sınıfındaki öğrencilerimin benim
görüşümü sormasına karşı soru ile siz ne düşünüyorsunuz dediğimde gençlerin
neredeyse tamamı kuşku taşıdıklarını belirttiler.
Aydınlatıcı bir açıklama yapılmadığı sürece bu kuşku ileride de devam
edecektir.
Doğaldır ki insanlar ÖSYM'nin basına verdiği kitapçıkta gördükleri durumu
dikkate almaktadırlar. ÖSYM başkanı birkaç kitap çıkarıp durumun denildiği
gibi olmadığını basının önünde gösterebilseydi daha iyi olurdu.

Devlet Tarafsızlığına Olan Güven Zedelenebilir.
Son yıllarda sık sık devlet kurumlarının güvenilirliği değişik kurum ve
şirketlerce test edilir. Bunlardan biri son zamanlara kadar ÖSYM idi diye
düşünüyorum. Ne yazık ki benim de çok önemsediğim ÖSYM Kurumu, Polis Koleji
sınavlarında soruların sızdırılması ve geçen yıl yapılan KPSS ve YGS-LYS
sınavına kadar objektif kabul etmekteydim. Ancak yine ne yazık ki KPSS'de
kopya olayının açıklığa kavuşturulamaması ve arkasında bu muğlâk sınav
şifrelenmesi hepimizin kaygılarını artırmıştır. KPSS sonuçlarındaki kopya
işlemini yapanlar ve bu sınavdan yarar görenler kimlerdir? Bu işlemin
arkasında kimler vardı? Bu işin arkasında basit bir çıkar çetesi mi yoksa
başka ideolojik güç mü var sorusu açıklığa kavuşmadığı için toplumda kuruma
ve geleceğe olan güven zedelenmiştir.
Ancak son birkaç sınavda soruların dışarı sızdırıldığının ifade edilmesi
gençliğin devlete olan güvenini zedelemiştir. Benim 85 yaşındaki amcam halen
haberleri TRT'de dinlemesine devletin verdiği haber doğrudur inancı ile
izlemektedir. Hepimizin ortak sorunlarının devlet organları tarafından tam
bir tarafsızlık ve objektiflik içinde yürütmesi beklenmektedir. Devletin
objektifliğinin veya bir gurubun leyine taraf olduğu duygusunun yayılması
telafisi mümkün olmayan sosyal sorunlar yaratacaktır. Bu bağlamda
yetkililerin kamu adına görevi bu güveni sağlamaktır. Bu güveni veremezsek
ileride işin içinden çıkılmaz ve çok daha büyük sorunlar yaşarız.

Yeni Bir Umudun Mutlaka Yaratılması Gerekir
Bizlerin öğrencilerimize çalışmayı, çalışkanlığı ve hak ederek bir yere
gelme söylemlerimizin havada kalacağı anlaşılıyor. Bu bağlamda bu sınavda
bir haksızlık yapıldı mı yapılmadı mı bir yana gençlerin bu duyguya
kapılması sınavdan çok daha önemli bir konu.
Ülkemizde ayrışımın hızla yaygınlaştığı ve kimsenin kimseyi dinlemediği bir
ortamda ülkenin gençliğinin gelecekteki kaderlerini belirleyen bir sınava
şaibenin düşmesi çok büyük talihsizlik yaratmıştır. Bu aşamadan sonra başta
sınava giren öğrenci ve yakınlarını ikna etmek kolay olmayacaktır.
 ÖSYM'ye olan güven önemli ölçüde zedelenmiştir. Kuşkuculuğu ve güven
ilişkisi zayıf olan toplumda kafalar iyice karışık. Türkiye gibi güven
ilişkisinin son derece düşük olduğu (%6-8 çıvarında olduğu biliniyor)
ülkemizde konunun muğlâk kalması nedeniyle gençliğin geleceğe sağlıklı
bakması beklenemez. Çoğumuzun son yıllarda gençlikte gördüğümüz kısa sürede
köşeyi dönme, hızla yükselme ve az çalışarak çok harcama tutkularının
yangınlaştığı bir dönemde kişinin geleceğini belirleyecek olan bu sınavdan
bir başkasının çalışmadan kendisinin önüne geçtiğini düşünmesi kişiyi iyice
bencilleştirecek ve haksız kazanca teşvik edecektir. Bu durumda bugün
gördüğümüzden daha kötü bir süreç yaşayabiliriz.
Bundan en çok zarar gören hayatlarını okul ile dershane arasında geçiren,
bir yandan zihni ve kültürel olarak zenginleşemeyen, diğer taraftan
neredeyse ruh sağlığı bozulmuş gençliğin bütün hayalleri ve beklentileri
zedelenmiştir.
Maalesef sorun ülkemiz çok politize olduğu için oluşan güvensizlik
psikolojisi artık kolay kolay ortadan kalkamayacak niteliktedir. Ancak
umutları tüketmeden yeni modellerin önerilmesi kaçınılmaz olmuştur.
Siyasetin yapması gereken en önemli görevi bu güveni yeniden yaratmak
olmalıdır

Farklı Kitapçıklar ve Farklı Şıklandırma Eşitsizlik Yaratır, Şüpheler Artar
ÖSYM yetkililerinin yaptığı açıklamada her aday için ayrı bir kitapçık
hazırlandığı belirtiliyor. Tabii sorular aynı fakat soruların yerleri farklı
olabilir. Cevap anahtarları da herhalde tesadüfen olamaz ancak bilgisayar
üzerinde algoritma ile kombinasyonlar yaratılmış olabilir.
Ayrıca bu şifrelenme ilişkisi nasıl fark edildi. Bir ihbara göre mi yoksa
ortalıkta dolaşan dedikodular sonucu mu Artvinli öğrenciler ve Avukat konuyu
açıklığa kavuşturdu. Bu konunun da dikkate alınarak toplumun aydınlatılması
gerekir.

Sorular Konu Bütünlüğü İçinde Sorulmalı Ve Eşitlik İlkesi Sağlanmalıdır.
Ayrıca farklı kitaplar ve şıklandırma da eğitim tekniği açısından uygun
değildir. Bir öğrenciye kolay bir soruyla, diğerine zor soruyla; bir
öğrenciye doğrusal akan şıklarla diğerine karışık şıklı gelmesi uygun
olmadığı gibi adil de dağîldir.
Eski ÖSYM Başkanı Ünal Yarımağan YGS'de şifreli kopya iddialarıyla ilgili
CNN TÜRK'e verdiği mülakatta, "Sorular ünite bazında zorluk derecesine göre
sıralanır, şıklar da rastgele değiştirilemez, büyüyen sırada olmalı. Bizim
dönemimizde 10 tane kitapçığı bile bu kurallara uyarak zor oluştururduk"
ifadesini kullandılar. Eğitim uzmanları konuyu mutlaka hatırlatmış olmaları
gerekirdi.
Eğer bir öğrenci zor soru ile başlıyorsa ilk karşılaşacağı psikolojik zorluk
ile kolay soru ile başlayan öğrencinin sınava coşkulu başlaması arasında da
farklılık yaratmış olacaktır.

Sorun Hayatın Sınava Endekslenmesi
1974 yılından beri ilk defa kişiye yönelik sınav kitapçık anlayışı önemli
ancak manipülasyona açık olması nedeniyle kaygıların artmasına neden
olmuştur. Ayrıca kişiye özel kitapçıkların ortamda dolaşan söylentiler
nedeniyle şüpheleri azaltmaz, aksine artırır. İstatistiksel ve olasılık
hesaplaması ile kaç soru kitapçığı oluşturuldu. Bu kitapçıklardan kişiye
özel olanlardan acaba belirli kişilere şifreli olanlar mı dağıtıldı gibi
kuşkuların araştırılması zor ve uzmanlık isteyen bir süreç.
Son otuz yıldır neredeyse tümden sınava endeksli bir yaşam biçimi oluştu.
Her ailede neredeyse bir travma yaşanmaktadır. Kendi başına milyar doları
aşan bir dershane sektörü, özel okullar özel dersler yanında içi boşaltılmış
bir eğitim kurumu oluşmuş. Bunun sonucunda gençliğin bilgi bikrimi ve
kültürel alt yapısı sağlanmamış ve tamamen sınavlara yönelik bir test
tekniği tüm öğrenim sürecine yaygınlaşmış bulunuyor.

Ne yapılmalıdır?

Bu konuda üniversitelerin üreteceği modellerin dikkate alınması gerekir. Bu
konuda üniversitelerin bu konuları çalışan uzmanlarından oluşan bağımsız bir
ekip zaman kaybetmeden sistemi baştan sona irdelemeli. Eksikleri ve bu
sınavda sorun olup olmadığını ve varsa sorumluları belirlemeli. Geleceğe
yönelik güven verilmelidir.

2011 YGS Sınavı Yok Sayılabilir
Sınav Konu yargıya intikal etmiştir. Ancak yargı şu veya bu şekilde bir
cevap verecektir. Bu aşamayı beklemeden oluşan kaygıyı giderecek şekilde ya
sınav yok sayılmalı yada bu sınavın nihai sonuca etkisinin minimize edecek,
belki okul başarısı dikkate alınacak bir başka yola başvurulabilir. Bu
konuda uzamanlar daha sağlıklı fikirler üretebileceklerdir.

Sınav Başarısından Çok Öğrencilerin Genel Başarısı Sorun
Test teknikli ve üniversite sınavını kazanmaya yönelik eğitim maalesef
öğrencilerimizin kendilerini yetiştirmediği görülüyor. Çoğu öğrenciye çok
basit bir soru ile genel kültürünü sorguladığınızda gençlerin yetersiz değil
olaylardan ve olgulardan bihaber olduğunu göreceksiniz. Bence öğrencilerin
bu durumu daha da önemlidir.
Mevcut Hali İle Öğrencilerin Çoğunluğu Üniversiteyi Okuyacak Düzeyde Lise
Donanımı İle Üniversiteye Gelemiyor. Sistem Yeniden Sorgulanmalıdır
Bu sınavlarda kopya veya şifrelenme ile haksız bir şekilde üniversitelerin
birimlerini kazansalar bile bu öğrencilerin nasıl okuyacakları ciddi soru
işaretidir. Biraz da konuya bu açıdan bakmak gerekir. Bu kişiler
üniversiteyi bitirse bile bu ülkeye ne tür faydası olacaktır.
Bu bağlamda Orta ve Lise öğretimi sınav endeksli yapıdan kurtarılıp,
geleceğin yetişkin bireyleri endeksine kaydırılmalıdır. En azından liseyi
bitiren bir gencin ülkesini tanıması, dünyayı tanıması, temel fizik, kimya,
biyoloji yasaları yanında sanattan edebiyata kadar genel kültüre sahip
olması için eğitim yeniden yapılandırılmalıdır. Amaç iyi eğitilmiş ve
donanımlı bir insan yetiştirme olmalıdır. Her şeyin sınava endekslendiği bir
yapıda hele olay siyasalaştığı kuşkusu da kondurulmuşsa güvensizlik daha da
artacaktır. Bu son karmaşık yapı ile ortaya çıkan basit şifreleme geleceğe
yönelik endişe ile kişilerin kendilerini eğitmek için çalışmak yerine sınavı
kazanmak için her yolun mubah olduğu bir yapıya dönüşecektir ki bu durum
ülkemiz için tehlikeli bir gelecek oluşturacaktır. Umarım gençliğimiz yinede
çalışarak özgüvenle geleceğe bakar.

Üniversite İş Kapısı Olarak Görülüyor
Bu sınavın ülkemizde uzun zamandır çok önemsendiğinin ve bununda
Yükseköğretimdeki arz ve talep arasındaki dengesizlikten kaynaklandığını
belirtilmiştir. İşsizliğin resmi olarak %12-13 gayrı resmi olarak % 20'ye
kadar yükseldiği bir dönemde herkes geleceğini iyi bir eğitim ve ekmek
kapısında aramaktadır. Çok az sayıda kişi üniversite ortamının iş kapısı
değil bilim ve felsefi tartışma ortamı olarak görmektedir.
Tamamen sınav kazanmaya endekslenmiş bir eğitim sisteminde gençler bir adım
öne geçmek isteyebilir. Bu anlayış devam ettikçe bu tür girişimler de
olacaktır. Hele bir de işin içine daha geniş boyutlu suç çeteleri ve
kalpazanlar girerek geniş bir kesimi öne geçirirse o zaman da sorun
toplumsal huzursuzluğa kadar yayılır.

Sınavdan Çok Eğitim Sistemi Sorgulanmalıdır
Bugün ÖSYM tarafından yapılan YGS güvenle yapılsa da Türkiye eğitimin
sorunları bitmeyecektir. Asıl problem bizim eğitim sistemimiz insanı
eğitmemektedir. Ülkemiz ne yazık ki geleceğin insanını eğitmediği için
ileride ciddi sorunlar yaşayacağı kaçınılmazdır.
Eğitim uzmanlarının batıda örneklerini gördüğümüz okulöncesinden başlayarak
kişilerin yeteneklerini göre aşağıdan yukarıya doğru eğitilmek yanında
yeteneklerine göre branşlaşmasının sağlanmasıdır. Şu ana kadar herkesi aynı
potada tutmaya çalışmamızın bir işe yaramadığı artık gün gibi aşikâr.
Okulöncesi, ilk ve ortaöğretimi mutlaka ciddi ve fonksiyonel olmalı ve
kişilerin yeteneklerine göre şekillenmeli ve eğitim kalitesi sınav
kaygısının önünde olmalıdır. İyi bir lise eğitimi ile yükseköğretime
üniversiteyi okuyacak bilgi ve yetenekteki öğrenci gönderilmedir.
Yetenek sınavları daha çok önemsenmeli, yetenekliler arasından da başarılı
emek vermişler seçilmelidir. Asıl sınav bu eksende yapılmalıdır.

Yapılması gerekenler nedir dendiği zaman,
1.Eğitim öğretim birliği yeniden sağlanmalı. Zorunlu eğitim 11 yıla
çıkarılmalı, orta eğitmeden sona Liseye gidecek öğrenciler için orta öğretim
başarı notuna bağlı belirli bir baraja uygun lise eğitimi alacak öğrenciler
belirlenmelidir. Liseye gidecek öğrenciler toplam öğrencilerin % 30'undan
fazla olmamalı ve Liseye giden öğrenciler Üniversite eğitimine temel olacak
şekilde eğitimden geçmelidir. Diğer öğrenciler meslek liselerine
yönlendirilmelidir.

2.Dershaneler kaldırılmalıdır. Dünyanın hiçbir ülkesinde olamadığı kadar
neredeyse normal okullardan çok dershanenin olduğu ülkemizde öğrencilerin
her alanda yetersiz ve etkin olmayan bir eğitim ile öğrencilerin zamanı ve
beyinsel zenginleşmesi elinden alınmaktadır.
Daha önce de önerdiğim gibi dershaneler okula dönüştürmelidir. Öğretmenler
için de başarılı olanlar meslek yüksek okullarına okutman olarak alınmalı,
diğerleri Milli Eğitime aktarılmalıdır. Ancak bugünkü maaş yerine
öğretmenlerin yaşam standartlarına ve toplum içindeki saygınlığına uygun bir
maaş verilmelidir.
Böylece dershane öğretmenlerinin gönül rahatlığı ile tekrar eğitim
kurumlarına geçmesi sağlanır.

3.Üniversiteye giriş bir iki seanslı sınava endekslenmemelidir. Okul
başarısı ve yılsonu olgunlaşma sınavı şeklinde yapılacak genel bir sınav
sonucuna göre üniversitelerin öğrenci alması sağlanmalıdır.  Batıda olduğu
gibi öğrencinin bilimsel proje ve sosyal başarıları belirli oranda sisteme
ilave edilebilir.

Sonuç olarak ülkemizin milli bir sorunu olan geleceğin sağlıklı yetişmiş ve
her yönü ile donanımlı geleceği olan insan yetiştirme konusu halen sorunlu.
Sorunun siyaset üstü yaklaşımla çözülememesi beraberinde bugün yaşanan
pratik sonuçları doğurmuştur. Son 60 yılda siyaset bu kadar eğitim dokusu
ile oynamasaydı sanırım bugün bu konular daha az konuşulurdu.
Her şeyden önce de insanına güvenen ve güven toplumları oluşturabilmemiz
gerekiyor. Bu görev ise sadece ÖSYM'yi değil, tüm yönetimi ve toplumu
yakından ilgilendiriyor. Örneğin ÖSYM Başkanının ataması bile sonuçta böyle
bir güvenin oluşup oluşmaması açısından önemli bulunuyor. Bugünkü görünüm
büyük masraf ve emeklerle gerçekleştirilmiş bir sınavın büyük bir
güvensizliğe dönüşmüş olmasıdır ki, elde sıfır değil eksi kalmıştır.
Milyonlarca öğrenci ve ailelerin yaşadığı bu durum uzun sürede
geçmeyecektir. Alınganlık göstermeden üniversitelerin konu ile ilgili
uzmanlarından oluşan bir grup konuyu incelemeli ve gerekirse bu sınav yok
sayılmalı ve geleceğe yönelik güven ve umut yaratılmalıdır.
Umutsuzluğun ve güvensizliğin yaratacağı sonuç hepimize telafisi mümkün
olmayan zararlar verecektir.


 8 Nisan 2011, Adana
 Not: Sayın hocam, birçoğunuzun E-Posta adresi bir şekilde bilgisayarımdaki
adres defterime yerleşmiştir. Amacım sizi rahatsız etmek ve değerli
zamanlarınızı almak değildir. Eğer benden gelen bu tur makaleleri almak
istemiyorsanız lütfen bana bir geri bildirimde bulunun. Listeden adresinizi
hemen çıkarırım.

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap