Kanaltürk televizyonunda,
Merdan Yanardağ'ın sunduğu
''Yolsuzluk ve Yoksulluk''
adlı programa katılan Nurettin Veren, ''Cumhuriyet savcılarının anlatacaklarımı
ihbar kabul etmesini istiyorum. Bu davanın tanığı da sanığı da olmaya hazırım''
dedi.
Fethullah Gülen'in 25 yıl boyunca başyaverliği ve kuryeliğini yaptığını
belirten Nurettin Veren,
''gizli bir örgüt''
olarak nitelendirdiği ''Fethullahçılar''ın içyüzünü anlattı.
Veren,
''Biz 12 kişi hayır için yola çıktık,
ancak örgütlenmenin devleti içten ele geçirme planı olduğunu anlayınca aforoz
edildim. Gülen beni öldürtmek istedi'' dedi.
Nurettin Veren devam ediyor;
''Biz 1970 yılında, 12 insan, yoksul öğrencilerin okutulması ve hayır işleri
için yemin ederek yola çıktık.
Yıllar boyunca bu dava uğruna hasır üzerinde oturdum. Küçük hayırlarla büyük
finanslar elde ettik.
Kaydı olmayan yardımlar Fethullah'a teslim edildi.
Büyük ekonomik güce ulaşınca 1993'te harekete geçildi.
Bi cami nasıl milletin parasıyla yapıldıysa,
Zaman gazetesi ve Samanyolu televizyonu da aynen öyle yapıldı.
Ancak Zaman gazetesi 20 yıl boyunca banka reklamı almadı. Çünkü Fethullah
banka reklamı gibi, kola içmeyi, kot giymeyi de haram kılmıştı.
Sonradan Asya Finans'ı kurdum. Gazetesine banka reklamı almayan Gülen, daha
sonra Bank Asya'yı kurdurdu.
Gülen Müslümanlara takıyye yapıyor.''
Nurettin Veren, Fethullahçı örgütlenmenin 7.5 milyar dolarlık ekonomik güce
ulaştığına, Türkiye'de dershaneye giden 4 çocuktan üçünün tarikatın eline
düştüğüne dikkat çekti.
Veren, ailelere,
''Çocuklarınızı terörden kurtarmak isterken Fethullah örgütüne teslim
ediyorsunuz. Uyanın, gerçeği görün''
diye uyarıda bulundu.
Gülen'in bütün şirketlerinin adını kendisinin koyduğunu belirten Veren, ''Ama
bunun belgesini bulamazsınız. Çünkü hiçbir illegal örgütün belgesi olmaz''
dedi.
Türbanı biz başlattık
Nurettin Veren, Türkiye'de önemli bir sorun haline gelen türbanın Fethullah
Gülen'in talimatıyla bir furyaya dönüştürüldüğünü ifade ederken şöyle konuştu:
''Gülen'in talimatıyla birçok arkadaşımız 50 yaşına kadar evlenmedi.
1970'lerde ve 1980'lerde Türkiye'de türban diye bir sorun yoktu. Bunu topluma
biz enjekte ettik.
Gülen, evli müritlerin eşlerini burunlarından topuklarına kadar kapatmalarını
istedi.
'Siz başlatın gerisi gelir' dedi.
Kadınlarımız da siyah gözlükler ve eldivenler taktı. Ben de eşimi öyle
giydirdim. Toplum kamplara bölündü. Sonra da bu örgütlenme fark edilince
cemaate,
'Başı açık kadınlarla evlenin' dedi.
Bu yüzden cemaat içindeki başı kapalı kadınlar dul kaldı!''
Gülen'in kendisini insanüstü, ileriyi gören, her şeyi önceden bilen bir canlı
olarak tanıttığını belirten Veren,
''Kendisi 1941 doğumlu olmasına karşın Atatürk öldükten sonra, 1938'de
doğduğunu söyler ve kurtarıcı olduğunu ima etmeye çalışırdı.
Ancak tasavvuf ve gönül adamı, bir Mevlana ve Yunus Emre gibi takdim edilen
bir insanın bugün Irak'ta 400 bin Müslümanın ölümüne yol açan Amerika'da ne işi
var?
Siz hiç 137 dönümlük arazide 8 villa içinde 100 hizmetkârla yaşayan bir Yunus
Emre gördünüz mü'' diye sordu.
Beni öldürtmek istedi
Gülen'in gerçek amacının kilit noktalarda kadrolaşarak devleti ele geçirmek
olduğunu belirten Veren, bu planı anladıktan sonra ikazlarda bulunduğunu, bu
yüzden aforoz edildiğini anlattı.
Veren şöyle konuştu:
''1995'te fikren ve kalben koptuk. Hayır için yola çıkmıştık ama örgüt çatısı
içinde kullanıldık. Gördük ki çatal bıçak için kurulan bir fabrika, silah
fabrikasına dönüşüyor. Devleti içten ele geçirecek bir plan olduğunu sonradan
anladık. Tepki koyduk, ikaz edilince dış görevlere gönderildik. ABD 'de 30 gün
birlikte kaldık. 50 kişinin önünde beni öldürtmeye kalktı. Bu hücum ve cinnet
karşısında canımı zor kurtardım.
Gülen, 'FBI ve CIA'yı arayın, bu adamı öldürtün' dedi.
Sonra Türk devletinin görevlendirdiği polise 'Silahını çek vur bunu' diye
bağırdı.
İnsanlar itaat etmeyince şömine demiriyle üzerime hücum etti. Sonra New
York'ta gece yarısı sokağa atıldım.''
Gülen'in gerçek amacının dünyayı yönetmek olduğunu ve ''hastalık yalanıyla
ABD'ye kaçtığını'' belirten Veren, sözlerini ağlayarak ve Atatürk'e övgüler
dizerek şöyle tamamladı:
''Gülen, Türkiye'deki örgütlenmesinin 2000 yılında kendini amorti ettiğini
söyledi.
Yetiştirdiği vali, emniyet müdürü, kaymakam ve komutanlar var.
Cumhuriyet gazetesi,
'Tehlikenin farkında mısınız?' diyor.
Evet bu örgütlenme bir işgaldir, ihanet şebekesidir.
Yargıtay'a yönelik saldırıda birçok insan bir kare fotoğrafta göründü diye
zanlı oldu. Elimde yüzlerce fotoğraf ve belge var.
Savcıları göreve çağırıyorum.
Kimse bir şey yapmıyorsa demek ki Fethullah'ın dokunulmazlığı var.''
''Fethullahçılık ve ihanet şebekesi''
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to
[email protected].
For more options, visit this group at
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.