Rifat Serdaroglu <[email protected]>
06 Mayıs 2011 08:44


*ULEMADAN  İNCİLER*

Rize'nin Güneysu İlçesinin çok büyük bir derdi varmış.
İlçede büyük bir *"Çukur"* ,  gece- gündüz pek çok kişinin düşüp
yaralanmasına sebep oluyormuş.   Bir keresinde ise çukura düşen yaşlı
Temel'i maalesef kurtaramamışlar.  Çukurdan kurtulmanın yollarını aramak
için İlçe'nin aklı başında kişileri toplanıp* iki* karar almışlar. Fakat
hangisini uygulayacakları konusunda anlaşmazlığa düşünce, içlerinden yetişen
ve çok büyük Ulema olan Ankara'daki hemşerilerine gidip, onun hakemliğine
razı olmuşlar;
*"Ey Ulema Sultan, bizim çukuru bilirsin, o lanet çukur canımızı yakmaya
devam ediyor, çare olsun diye iki karar aldık, sen hangisini dersen onu
uygulayalım*" demişler ve iki kararı bildirmişler;
*1)Çukurun yanında bir ambulans devamlı olarak beklesin ve düşenleri hemen
hastaneye yetiştirsin!..
2)Çukurun yanına yeni bir hastane kuralım, düşenleri yetiştirmemiz vakit
almaz!..
*Ulema Sultan; *"Kafanız hiç çalışmıyor, bu çukuru kapatın ve gidin
hastanenin yanına yeni bir çukur açın, daha az masraflı olur"* demiş!...

Dünkü yazıma "*Panik Başladı"* diye başlık attım. AKP'nin büyüsü bozulmaya
başladığı andan itibaren Eşbaşkan Erdoğan  sinir sistemini kontrol etmekte
çok zorlanıyor. Dün, PKK saldırısı sonucu kontrolünü tekrar kaybeden  Eşbaşkan
Erdoğan, öyle şeyler söyledi ki, insanın acaba ben rüya mı görüyorum, yoksa
Türkiye Başbakanı gerçekten bu sözleri  söylüyor mu, diye sorası geliyor!..

CHP  Genel Başkanı Kılıçdaroğlu  kendisinin statükocu olarak suçlanması
üzerine  "*Statükocunun Allahı  Ankara'da*" diye bir söz söyledi.
Bu sözün, günlük dilde kullanılan bir deyim olduğunu, ve Kılıçdaroğlu'nun  bu
deyimi Allaha şirk koşmak amacıyla söylemediğini, ilkokul öğrencileri dahi
bilirler. Fakat ülkenin birliği ve huzurundan birinci derecede sorumlu olan
Eşbaşkan Erdoğan bu sözleri çarpıtıp öyle şeyler söyledi ki, adeta ülke
birliğine bomba attı!..
*"Biliyorsunuz kendisi Alevi kökenlidir"* dedi, *"Allah'a nasıl dil
uzatıyorsunuz"* dedi, "*Allah zaman ve* *mekandan münezzehtir, bu sözler
Allaha şirk-ortak koşmaktır*" dedi.
Bu sözlerin bir Siyasi Parti Genel Başkanı tarafından söylenmesi suçtur.
Size bu suçtan mahkum olan biri hakkında verilen yargı kararını sunuyorum:
"*TCK 312/2  Halkı, sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek
kin ve düşmanlığa açıkça tahrik eden kimse bir yıldan, üç yıla kadar hapis
ve üçbin liradan onikibin liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır.
Bu tahrik umumun emniyeti için tehlikeli olabilecek bir şekilde yapıldığı
takdirde faile verilecek ceza üçte birden yarıya kadar arttırılır."
*Bu suçtan mahkum olan ve* *cezası Yargıtay tarafından onaylanan kişi T.C
Başbakanı Erdoğan'dır!...
Demek ki aradan geçen bunca zamana rağmen, anlayış hiç değişmemiş....

Eşbaşkan Erdoğan, bir polisimizin PKK tarafından şehit edilmesi olayını
çarpıtarak gene mağdur rolü oynamaya çalıştı. Çok kere kullandığı;
"*Biz bu yola çıkarken Menderes gibi, kefenimizi giydik de* *çıktık"* dedi.
Tam üfür üfür ipe diz, denilecek cinsten bir laf.
Bir kere,  rahmetli Menderes'in kefeninin cebi yoktu. Menderes Başbakan
olduğunda atalarından kalan 38.000 dekar arazisi vardı. Askeri Darbe ile
Başbakanlıktan alındığında sadece 3.000 dekar arazisi kalmıştı.  Darbe
Mahkemesi dahi, ne Menderes'i, ne çocuklarını , ne de yakınlarını sebepsiz
zenginleştiniz, haksız mal edindiniz,  diye suçlayamadı!..
Sonra kefeni giyip hangi yola çıkıyorsunuz?  Demokrasi ile kefenin ne
alakası var. Geçti o günler artık. Mağduru oynama rolünü artık Türk Milleti
yutmuyor.
Siz kızınızı 150 polisle tiyatroya göndereceksiniz, oğullarınız ve eşiniz
koruma ordularıyla gezecek, Başbakanlık emrine verilen "Örtülü Ödeneği"
bütçeden ayrılan hakkınızın tam 1698 kat fazlasını harcayacaksınız ve "*Bakın
bana* *saldırıyorlar"* diye mağdur pozuna bürüneceksiniz!.. Yemezler...

Polisimizi  şehir merkezinde ölünceye kadar dövüp, öldü diye yol kenarına
atacaklar, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Atatürk'ün heykellerine Öcalan
posteri ve PKK bayrağı asacaklar sizin sesiniz çıkmayacak,  PKK Karadeniz
bölgemizde çekinmeden eylem koyacak, askerimizi, polisimizi öldürecek
görmezden  duymazdan  geleceksiniz, sonra sizin bulunduğunuz yerden 250 km
uzaklıkta boş  otobüse saldıracaklar, "*Aman yetişin, kefenimi getirin, bana
* *saldırıyorlar"* diyeceksiniz. Geçiniz, Sayın Eşbaşkan geçiniz. Siz PKK
lideri Öcalan ile yapılan görüşme zabıtlarını Türk Milletine bir anlatıverin
de görelim bakalım, mağdur edilen siz misiniz , yoksa  Türk Milleti mi?...

Yazıyı bağlayalım; Türk Milletinin yazının başındaki fıkrada olduğu gibi
*"İnci saçan, cin fikirlilere*" hiç ihtiyacı yoktur. Bu ülkeyi yönetecek  kişi
Türkiye'yi  karşılıksız sevsin, etnik kökeni, inancı, fikri ne olursa olsun
74 Milyon insanımızı bir ve beraber tutsun, uzmanlarla çalışmayı içine
sindirsin, bilmediğini kabul edip öğrenmeye açık olsun, bunlar yeter.
Bunları bilmeyip de Ulemalık taslayanların, ulemalıkları kendilerinde
kalsın...

Sağlık ve başarı dileklerimle   06 Mayıs 2011

RİFAT SERDAROĞLU
[email protected]
twitter.com/rifatserdaroglu
0 532 211 00 11

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap