Rifat Serdaroglu <[email protected]>
2011/9/13

**

*GAZZE  SULTANI*

11 Eylül 2011 Pazar Akşamı, saat: 22.00  Yer: Türkiye'nin Hakkari İlinin
Şemdinli İlçesi. Bizim ilçemiz.
Birdenbire büyük bir çatırdı kopar. İlçenin en önemli 4 yerine birden
saldırılar başlamıştır.
Dağ Komando Taburu-İlçe Jandarma Karakolu-Emniyet Müdürlüğü-Asker ve Polis
Lojmanları.
Önce roketatarlar, arkasından el bombaları ve uzun menzilli silahlarla,
kalleş katiller sürüsü saldırıya geçer. Güvenlik güçleri saldırıya anında
cevap vermeye çalışırlar. İki ateş arasında kalan vatandaşlar hayat ve ölüm
arasında kalırlar. Türkiye sınırları içinde, 13 Bin nüfuslu Şemdinli
ilçemizde çatışma 3 saate yakın sürer !.  3 vatandaşımız hayatını kaybeder.
1 Asker- 1 Polis- 1 Korucu şehit olur.
Güvenlik güçlerimizin eşleri ve çocukları, kendi evlerinin içindeki kum
torbalarının arkasında bu işkencenin bitmesini beklediler.
Eğer kendinizi ve çocuklarınızı, lojmanlardaki canlarımızın yerine koyma
zahmetine girerseniz, yaşanan faciayı daha iyi anlayabilirsiniz !...

PKK Terör örgütü, 13 Bin nüfuslu bir ilçeye, o ilçenin silahlı devlet
güçlerinin bulunduğu 4 ayrı yere eşzamanlı olarak ağır silahlarla saldıracak
hale geldiyse, bu durumdan sorumlu tek kurum ve tek kişi  vardır; Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti ve Başbakan Erdoğan...
Eşbaşkan-Başbakan Erdoğan ve onun "*Kürt Açılımı*" politikaları, ülkeyi bu
duruma getirdi.

Eşbaşkan-Başbakan Erdoğan, Ankara'dan gırtlağını patlatırcasına
bağırıyor; *"Hiç
kimse sokakları çatışma alanına çeviremez !..."*  Erdoğan, Türk Milletine
doğruları söylemelidir.
Artık sokaklar,caddeler değil,13 Bin nüfuslu ilçeler çatışma alanı haline
getirildi!.
Güneydoğu bölgesinde Türk Bayrağı asmak mümkün değil, yol kontrolü  PKK'nın
eline geçmiş, özel mahkemeler davalara bakar hale gelmiş durumda. Hem
birliğimizin sembolü bayrağımız, hem de hukuk devleti ilkemiz ciddi tehlike
altında...
PKK militanları, Barzani'nin koynundan çıkıyorlar, sınırımızı geçiyorlar,
yol kesiyorlar, asker-polis-devlet memuru ne varsa toplayıp tekrar
Barzani'nin korumasındaki yılan yuvasına dönüyorlar. Devletin namusu olması
gereken vatan evlatlarından iki aydan fazla zamandır haber yok. Kendi
adamlarını, terör örgütünün elinden alamayan Erdoğan, aleme düzen vermeye
çalışıyor!...

Erdoğan ağzını açıyor Gazze, kapatıyor İsrail. Aylardır bunları dinliyoruz.
İnsan sormadan edemiyor;
*Gazze'dekiler mi sizin vatandaşınız, Türkiye'de şehit edilen evlatlarımız
mı?
*Gazze'dekileri analar doğurdu da, şehitlerimizi bizim analarımız doğurmadı
mı?
*Gazze'dekiler Müslüman da, bizim şehitlerimiz Müslüman değiller mi?
*Öldürülmelerinde hükümetinizin de suçu olan, 9 vatandaşımız için İsrail'e
a-b-c-d planları açıklayıp dünyanın dikkatini bu olayın üzerine çekiyorsunuz
da, vatan evlatlarını şehit eden terör örgütünü koruyan, besleyen Barzani'ye
niçin tek laf edemiyorsunuz?
*Nedir bu Gazze sevgisi, Arap hayranlığı. Araplara gösterdiğiniz sevgiyi
niçin Türklere göstermiyorsunuz?...

Dünyanın en karmaşık bölgesinde, Türkiye olarak bizi yalnız bırakacak bu
Filistin Devleti ve Gazze olayının gerçeğini bir de bizden dinler misiniz;

*"Ortadoğu'da hiçbir devlet, ağızları ne söylerlerse söylesinler, devlet
politikaları gereği Filistin Devletinin kurulmasını istemezler. Sebep; Her
devlet önce kendi yararını düşünür.  Bizim Gazze Sultanı hariç !..."*

*Ürdün:*
Ürdün ile Filistin sınırını, Ürdün nehri oluşturur. Bu nehrin batı
tarafı(Batı Şeria) Filistin'e aittir. Amman dışındaki tüm Ürdün şehirleri
ise bu nehrin doğusu(Doğu Şeria) tarafındadır. Ürdün nehrinin doğusundaki
şehirlerde yaşayanların hepsi Filistinlidir. Bugün Filistin Devleti kurulsa,
Ürdün nehrinin doğusundaki tüm şehirler Filistin'e katılır, yani Ürdün diye
bir devlet kalmaz, kaybolur gider. Bu yüzden Ürdün, Filistin Devletinin
kurulmasını kesinlikle istemez ve İsrail'le bu konuda ittifak halindedir...

*Mısır:*
Gazze'ye giriş çıkışlar, Mısır'ın Sina Yarımadasında bulunan "Refah"
kapısından yapılır. Mısır bu kapının kapalı tutulması ve Gazze'nin tecrit
edilmesi karşılığında her yıl ABD'den 3 Milyar Dolar para alır. Ayrıca
Gazze'yi, dolayısıyla Hamas'ı kontrol altında tutarak, fiili olarak Arap
aleminin liderliğini yürütür ve bunun çok avantajlı ticari menfaatlerini
kullanır. Filistin Devleti kurulursa, Mısır hem her yıl aldığı bu avantayı,
hem ABD ve İsrail'in desteğini hem de Gazze'yi ilerde kendi topraklarına
katmayı düşündüğünden, Gazze'deki zengin yer altı kaynaklarını elinden
kaçırmış olur. Mübarek son zamanlarda bu çizginin dışına çıkmaya başladığı
için devrildi ve aynen 12 Eylül 1980 de olduğu gibi
*"Bizim çocuklar Mısır'da da başardı..."*  Mısır bu sebeplerden dolayı
Filistin Devletinin kurulmasını asla istemez..

*Suriye:
*Suriye halen Golan tepelerinde İsrail ile çatışma halindedir. İsrail ve
Filistin'in *tek su kaynağı* buradadır.  Ortadoğu çölünde cennet gibi bir
vaha olan Golan tepelerindeki su kaynakları, bu tepelerin güneyindeki Galile
gölünde toplanır. Bu su, kanal ve borularla 350 kilometre güneydeki Akabe
körfezine kadar olan tüm İsrail ve Filistin yerleşim bölgelerine götürülür.
Bugün Filistin Devleti kurulsa, İsrail Batı Şeria'da bulunan 16 Tugayını,
Golan tepelerine yani Suriye sınırına getirir. Bu da Suriye'nin sıkıntıya
girmesine neden olur. Bu yüzden Suriye, Filistin Devletinin kurulmasını
istemez.

*Filistin Halkı:*
Filistin Devleti kurulursa, dünyanın dört bir yanından gelen yardımlar ve
oluk gibi akan paralar kesilecektir. Bu paralar halen Filistin Hükümeti, El
Fetih ve Hamas tarafından kullanılmakta ve çok az bir kısmı halka
dağıtılmaktadır. Filistin Devletini bugün kurun, paraların bölüşülmesi ve
aşiretlerin yönetimi ele geçirme kavgalarından ortalık kan gölüne döner. Şu
an bile, Filistin'de günde meydana gelen her 20 olayın 1-2 si İsrail ile,
diğerleri ise aşiretlerin kendi aralarındaki kavgalardan olmaktadır.

Diğer tüm Arap Ülke ve Şeyhlikleri ABD ve İngiltere'nin kontrolü
altındadırlar. Hiçbir Arap Lideri patronlarının istemediği bir şeyi yapamaz...

*Gerçek bu iken, Eşbaşkan-Başbakan'ın bu Gazze-Filistin-Arap hayranlığına,
sevgilisine hasret kalmış delikanlı gibi Gazze hasreti ile yanıp tutuşmasına
ne diyeceğiz?
*Kendi Generallerinden 52 tanesinin dijital tuzaklarla hapse atılmasını
ellerini ovuşturarak izleyen, fakat  ABD emriyle Mısır'da yönetime el koyan
General'e selam duran Erdoğan arasındaki çelişkiyi nasıl anlayacağız? Bu
ikili davranışı "İleri Demokrasi'nin" neresine yerleştireceğiz ?

Başbakan Erdoğan'ın Mısır'da, "*Allahın Azizi Erdoğan*" , "*Müslümanlar el
ele, Avrupa yıkılacak*" sloganlarıyla karşılanması, Erdoğan'ın da kendisini
karşılayanlara Arapça seslenmesi, Erdoğan'ın kendi ülkesindeki terör
olaylarını es geçerek tüm enerjisini Gazze-İsrail-Mavi Marmara gemisine
vermesi bize bu gidişin hangi yola çıkacağını gösteriyor;
İstikamet, Türkiye İslam Cumhuriyeti... Anladınız mı şimdi civanım
delikanlının gayretini !...
Bu özlemle yananların bilmeleri gereken gerçek şudur;
Bu aziz vatan üstünde tek Türk kalsa bile, bu sapık hayal asla
gerçekleşmeyecektir. Mustafa Kemal'in çağdaş savunucuları, vatanseverler,
demokratlar ve bu ülkenin aydınlık insanları Türkiye Cumhuriyeti Devletine
sahip çıkacaklardır...

Sağlık ve başarı dileklerimle  13 Eylül 2011

RİFAT SERDAROĞLU
[email protected]
twitter.com/rifatserdaroglu
0 532 211 00 11
  *


*

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap