Şükrü Elekdağın tesbitini
şöyle nal gibi büyüteyim de, belki hala daha göremeyen üç
beş kişi daha görür.
Savaşırken hasmınla sadece ya kazandıysan, ya da
kaybettiysen görüşürsün.(O.P.)
Bu kadar basittir.
O halde biz kaybettik, onun için görüşüyoruz.
Şimdi gelin bunu Türk halkına anlatın.
|
Diplomattan
çarpıcı tespit
Amerika’yı en iyi bilen diplomattan çarpıcı
tespit
PKK ile müzakere toplumsal kırılmaya yol açar
Elekdağ, “PKK’nın çatışmayı
tırmandırdığı bir ortamda hükümetin müzakereye
girişmesi devletin, PKK’nın hakimiyetini kabul
ettiği anlamına gelir.
Bu bölünmeden de tehlikeli” dedi.
|
Sevgili okurlar, AKP Genel Başkanı ve Başbakan
Tayyip Erdoğan’ın, partisinin kon gresinde, yeni Oslo süreci
konusunda televizyonlarda söylediklerine açıklık getirmesi
bekleniyordu.
Zirve yapan PKK terörüyle mücadelede bir yol haritası sunması
da beklentiler arasındaydı.
Ancak Erdoğan, beklentilerin aksine, bu sorunlara hiç
değinmedi.
Ben de bunun nedenini, 6 yıl süreyle Dışişleri Bakanlığı
Müşteşarlığı, 10 yıl da Washington Büyükelçiliği görevlerinde
bulunan, Şükrü Elekdağ’a sordum.
Çünkü daha önce yaptığımız söyleşilerde Sayın Elekdağ’ın dile
getirdiği tüm öngörüleri aradan geçen zaman doğruladı.
İşte bu bilge insana yönelttiğim sorular ve
çarpıcı cevaplar:
UĞUR DÜNDAR (UD):
Sayın
Elekdağ, bazı değerlendirmeleriniz bir başkası tarafından
yapılsa, komplo teorisi olarak görülebilir… Ama güven verici
saygın kimliğiniz nedeniyle siz konuşunca taşlar zihnimizde
yerli yerine oturuyor, ufkumuz açılıyor.
Başbakan Erdoğan’ın, kongredeki konuşmasında yeni Oslo
sürecine hiç değinmemesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
ŞÜKRÜ ELEKDAĞ (ŞE):
Türkiye
açısından varoluşsal nitelikte ve ulusal çıkarları tehdit eden
yakıcı sorunlar olmaları nedeniyle, Başbakan’ın bu konularda
AKP’nin “tarihi” kongresinde
doyurucu açıklamalar yapması zorunluydu.
Bu husustaki beklentiler de yüksekti.
Bu nedenle, Başbakan’ın bu sorunlara değinmemesi hem düş
kırıklığına, hem de kongre için “dağ fare doğurdu” şeklinde
değerlendirmeler yapılmasına yol açtı.
Başbakan Erdoğan kongreden önceki günlerde TV kanallarında
yaptığı söyleşilerde Öcalan ile yeniden görüşme
yapılabileceğini açıkça ifade etti.
Bu sözleri, PKK’nın terörü tırmandırmak ve şiddeti giderek
yaygınlaştırmak suretiyle AKP iktidarını sıkıştırdığı bir
ortamda söylemesi büyük bir talihsizlikti.
Çünkü, bu konjonktürde devletin PKK ile masaya oturmak
istemesinin, pes etmekten başka ne anlamı olabilir?
Bu itibarla Başbakan’ın, ülkenin ulusal onur ve gururunu
yaralayıcı bir nitelik taşıyan bu sürece temas etmesi,
hamasi dozu çok yüksek konuşmasına ters düşecekti.
Nitekim, Başbakan konuşmasında, “Biz bu ülkenin şehitlerine mahcup
olmayacağız, bu ülkedeki şehit analarının, şehit babalarının
başlarının öne eğilmesine asla müsaade etmeyeceğiz”
diyerek, terörle mücadelede taviz verilmeyeceğini vurgulayan
bir yaklaşım benimsedi.
UD:
Başbakan’ın
kongrede terörle mücadele konusunda bir yol haritası
sunamamasını nasıl izah ediyorsunuz?
ŞE:
Başbakan
“İmralı ile görüşülür” deyince daha
önceki beyan ve tutumlarıyla açıkça çelişkiye düştü.
Anımsanacağı üzere, Habur ve Oslo süreçleri gibi yollarla
hükümet tarafından gösterilen uzlaşıcı yaklaşımların PKK
tarafından sabote edilmesi, Başbakan’ı son derece
öfkelendirmiş ve sert beyanlarına yol açmıştı.
Hükümet bilahare açıkladığı “10 maddelik yeni strateji” ile
Öcalan’ın veya PKK’nın muhatap alınmayacağını ve PKK ile bir
daha görüşülecekse, bunun ancak örgütün silah bırakması için
olacağını vurgulamıştı.
Şimdi, bütün bunlardan sonra, ne değişti de Başbakan PKK ile
masaya oturmayı kabul edebileceğini söylüyor?
Ankara’ya meydan okuyan ve terörü tırmandıran PKK’nın silah
bırakması söz konusu olamayacağına göre, Başbakan hangi
gerekçeyle müzakere sürecini başlatacak?
PKK’nın Şemdinli’de cephe savaşı yapmaya cüret ettiği,
çatışmayı tırmandırmaya ve yurt sathına yaymaya çalıştığı bir
ortamda hükümetin PKK ile gizli veya açık müzakereye
girişmesi, devletin PKK’nın hakimiyetini kabul ettiği anlamına
gelir.
Böyle bir durum toplumsal kırılmaya yol açar ve Türkiye’yi
bölünmeden de öte çok tehlikeli bir girdaba sürükler.
“10 maddelik yeni strateji”nin öngördüğü bir
husus da şöyleydi:
Terör örgütü sindirilecek ve bu suretle Güneydoğu’da ve diğer
bölgelerde yaşayan Kürt vatandaşlar PKK ve KCK’nın baskısından
kurtarılacaktı.
Böylece PKK tutsaklığından azat edilmiş Kürt toplumu muhatap
alınarak sorun çözülecekti.
Ama, Hükümet’in Suriye politikası nedeniyle PKK sindirilmek
şöyle dursun bilakis güçlendi ve bu proje suya düştü.
Yani, AKP Hükümeti’nin terörle mücadele stratejisi yok…
UD:
Kuzey
Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Mesut Barzani, kongrede
yaptığı konuşmada terörle mücadelede Türkiye’ye yardım
edeceğini söyledi.
Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
ŞE:
PKK
terör örgütünün, askeri karargahı, lojistik üssü ve güvenli
bölgesi veya “cephe gerisi üssü”
Kuzey
Irak’tadır.
Teröristler cinayetlerini burada planlıyor, sınırı geçip
askerlerimizi ve sivil vatandaşlarımızı öldürdükten sonra da
üslerine geri dönüyorlar.
PKK’nın Türkiye’ye karşı sürdürdüğü savaşta, Türkiye cephe,
Kuzey Irak da “cephe
gerisi üs”dür.
Eğer cephe gerisi üs olmazsa, PKK türü terör örgütleri
yaşamlarını kesinlikle sürdüremezler.
PKK’nın Hakkari/Şemdinli’de askere karşı gösterdiği direnç ve
Türkiye içinde cinayetlerini tırmandırabilmesinin nedeni,
Türkiye-Irak sınırı boyunca Irak topraklarında bir dizi
kampının bulunmasındandır.
Türkiye sınırından itibaren 5 ila 25 km genişliğinde bir şerit
içinde yan yana dizilmiş olan
Haftanin-Metina-Zap-Avaşin-Basyan-Hakurk kampları, PKK
tarafından Türkiye’ye saldırı için bir tramplen olarak
kullanılmaktadır.
Türkiye’nin PKK terörünü tasfiye etmesinin birinci şartı, bu
terör yuvalarını imha etmektir.
Aynı şekilde uçar birliklerle yapılacak hava/kara
operasyonlarıyla Kandil’deki PKK hedeflerinin sürekli
vurularak PKK’nın dokunulmazlık ve güven duygusu ortadan
kaldırılmalıdır.
Uluslararası hukuk Türkiye’ye bu operasyonları yapma hakkını
vermektedir.
K.Irak’taki PKK mevcudiyeti tasfiye edilmeden Türkiye ne terör
sorununu, ne de Kürt sorunun çözebilir.
UD:
Operasyonları
neden yapamıyoruz?
ŞE:
Başbakan
Erdoğan, bu yılın nisan ayında ABD’den dönen Barzani’nin
Türkiye’yi ziyareti sırasında Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’nin
PKK’yı topraklarında barındıramayacağını açıklamış ve
Barzani’ye şu üç seçeneği tanımıştı:
1) Ya Barzani kendi gücüyle PKK’yı tasfiye
edecekti.
2) Yahut bunu Türkiye’nin yardımıyla yapacaktı.
3) Yahut da, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK)
Kuzey Irak topraklarına girerek PKK’nın buradaki mevcudiyetine
son verecekti.
Ne var ki Başbakan bunu hayata geçirecek siyasi cesareti
gösteremedi.
UD:
Hükümetin
bu siyasi zafiyete düşmesi neden ileri geliyor?
ŞE:
Büyük
müttefikimiz ABD, TSK’nın Kuzey Irak’ta kara harekatı yaparak
PKK’yı tasfiye etmesini engelliyor.
Çünkü Washington, Ortadoğu stratejisinin öngördüğü hedeflerin
gerçekleştirilmesinde bir aparat olarak PKK’ya ihtiyaç
duyuyor.
Bu nedenle de PKK’nın tasfiyesine yanaşmıyor.
Bir yandan da Türkiye’ye PKK’yla müzakere ederek soruna siyasi
bir çözüm bulmayı dayatıyor.
Söylediklerime açıklık getirmek için 1 Mart 2003 tezkeresinin
TBMM’de reddinden sonraki dönemde ABD’nin Türkiye’ye karşı
izlediği politikaya bir göz atalım:
1 Mart tezkeresinin TBMM’de kabul edilmemesi
üzerine ABD, Türkiye’yi cezalandırma yollarını aramış ve bu
amaçla ilk aldığı karar, Kuzey Irak’ta konuşlanmış olan PKK
unsurlarını hedef listesinden çıkarmak ve Barzani’nin terör
örgütüne kol kanat germesine yeşil ışık yakmak olmuştur.
ABD, 2003-2007 yılları arasında da TSK’nın Kuzey Irak’taki PKK
karargah ve kamplarına hava ve kara operasyonları yapmasını
önleyerek PKK’nın canlanıp güçlenmesine fiilen katkıda
bulunmuş ve terör örgütünün hamiliğini yapmıştır.
2007 Kasım ayından itibaren ise ABD, terör örgütünün
tasfiyesinde Türkiye’nin yanında yer aldığını alây-ü vâlâ ile
açıklamış ve hava operasyonları için istihbarat vermeyi kabul
etmişse de, sağladığı istihbarat, terör örgütünün vurucu
gücüne fazla zarar vermeme esasına göre ayarlanmıştır.
Gerçekte, ABD, Türkiye’nin Kuzey Irak’a göstermelik hava
operasyonları yapmasına izin vererek, Türk kamuoyunun gazını
almayı hedeflemiştir.
Bu şekilde terörle mücadelede, tabir caizse ağacın ince
dalları budanmış, fakat gövde ilerde daha gür dallar çıkaracak
şekilde canlı tutulmuştur.
Yani, bugünlerde Türk-Amerikan ilişkilerinin altın devrini
yaşadığını sık sık dile getiren Washington, Türkiye’nin altını
oyuyor.
ABD’nin bu tutumu, Ortadoğu’ya yönelik stratejik vizyonundan
kaynaklanıyor.
Bu vizyon uzun vadede bölgede ABD’nin veli-nimeti olacağı bir
jeopolitik Kürt bölgesinin oluşturulmasını öngörüyor…
UD:
Yani
kıral çıplak ama Türk kamuoyu bunu görmüyor.
ŞE:
Evet
öyle.
ABD ayrıca, silahlı bir PKK’yı Türkiye’ye karşı kullanmak için
bir koz olarak elde tutmak istiyor.
ABD, Türkiye gibi bölge dengelerini etkileyebilecek
potansiyelde bir devlet üzerinde, özellikle Ortadoğu’nun
yeniden yapılanma sürecinde, kontrol sahibi olmak ve buna
imkan verecek araçları elinde tutmak ister.
Soğuk savaş döneminde Washington Türkiye’yi istediği gibi
yönlendirebileceği iki etkili araca sahipti.
Bunlardan birincisi Sovyetler Birliği’nden kaynaklanan tehdit,
ikincisi de Türkiye’ye askeri ve ekonomik yardımdı.
Halen bu iki araçtan da mahrum olan Washington, Türkiye’nin
kontrolü için bir araç olarak PKK’yı elinin altında tutma
zorunluluğunu duyuyor.
ABD’nin Ortadoğu stratejisinin 3 temel hedefini;
1) Enerji havzalarının ve petrol taşıma yollarının denetimi,
2) İran’ın bölgede kendisine direnecek ve meydan okuyacak bir
hegemon devlet olarak yükselmesinin önlenmesi ve 3) İsrail’in
güvenliğinin sağlanması oluşturuyor.
Bu amaçları doğrultusunda, ABD, İran’ı dengeleyecek bir
ağırlık teşkil etmesi nedeniyle, Türkiye’yi yanına çekmeye
büyük önem veriyor.
Bu nedenle Washington, PKK kozunu insafsızca kullanarak AKP
Hükümeti’ni İran ve Suriye politikasını değiştirmeye ve
ABD’ninkiyle uyum haline getirmeye zorladı.
Bunda da başarı sağladı.
Buna rağmen ABD, hâlâ PKK’yı gözden çıkarmıyor.
Bunun sebebi de, Ortadoğu ve Arap aleminde saygınlık ve
liderlik arayan Başbakan Erdoğan’ın dış politikasının
merkezine Filistin davasının sahipliği ve “İsrail düşmanlığını” oturtmuş
olmasından, ABD’nin duyduğu kuşku ve kaygıdır.
Bu nedenle Washington, İslamcı bir AKP iktidarının hesapsız
kitapsız çıkışlarının ABD’nin Ortadoğu stratejisine ters
düşmesini engellemek ve İran’a karşı yapılması mutasavver bir
harekatta Türkiye’nin desteğinden azami ölçüde yararlanmak
amacıyla PKK’nın saf dışı bırakılmasını arzu etmiyor.
UD:
Biraz
önce, terör zirve yaparken PKK ile müzakereye girişilmesinin
Türkiye’yi tehlikeli bir girdaba sürükleyeceğini söylediniz.
Bunu açar mısınız?
ŞE:
AKP
Hükümeti’nin sözde “açılım
politikası”nı uygulamaya koymasından bu yana,
Türkiye’de Kürt sorununa çözüm arayışlarının sürekli PKK
merkezli bir çizgide cereyan ettiğini görüyoruz.
Bu ortamda PKK/BDP tarafından Kürt sorununa çözüm olarak bazı
öneriler hükümete dayatılmak istenmiştir.
Bunlar şöyle tanımlanabilir:
1) Kürt kimliğinin anayasal olarak tanınması,
2) Anadilde eğitim hakkı,
3) Özerk yönetim,
4) Ekonomik kalkınmanın sağlanması,
5) Seçimlerde barajın kaldırılması,
6) Genel af sağlanması,
7) Öcalan’ın bir süre ev hapsinden sonra
serbest bırakılması.
UD:
Sayın
Elekdağ teşekkür ederim.
ŞE:
Rica
ederim.
Ben teşekkür ederim Sayın Dündar.
TÜRKLER’İN YÜZDE 75′İ ‘APO ASILMALI’ DİYOR
2009’dan bu yana terörün Türkiye’de yoğun bir
tartışma alanı bulmasına rağmen ülkenin yüzde 90’ını oluşturan
Türk kitlenin görüşleri tamamen ihmal edilmiş ve söz konusu
önerilere tepkisinin ne olduğunun araştırılmasına lüzum dahi
görülmemiştir.
Ancak, bu konuda 2011’de yapılan gayet güvenilir bir kamuoyu
araştırması, Türklerin ekonomik kalkınma hariç PKK/BDP
tarafından ileri sürülen tüm çözüm önerilerine kuvvetle karşı
çıktıklarını ve soruna çözüm olarak terörün yok edilmesinden
başka seçenek görmediklerini ortaya koymuştur.
Gerçekte bu araştırmanın bazı bulguları ezber bozucudur.
UD:
Peki
bu kamuoyu araştırması kim tarafından yapılmış?
ŞE:
Özel
bir müşteri için yapılan bu araştırmanın hangi şirket
tarafından gerçekleştirildiğini izin verirseniz açıklamayayım.
Ancak araştırmadaki bu bulgulara göre, Türkler bugün dahi
Öcalan’ın asılmasını istemekte (yüzde 75), Kürtlere
bugünkünden daha fazla hak ve özgürlük verilmesinin iç savaşa
ve Türkiye’nin bölünmesine yol açacağına inanmakta (yüzde 75),
çözüm için Öcalan ile görüşülmesine kuvvetle karşı çıkmakta
(yüzde 83,1), PKK’ya genel af çıkarılmasını kabul
etmemektedirler (yüzde 81,3).
Araştırma aynı zamanda Türklerin, Kürtlere özerklik
tanınmasını şiddetle reddettiklerini (yüzde 95), anadilde
Kürtçe eğitime izin verilmesine karşı olduklarını (yüzde
73,1), belediye, hastane ve mahkeme gibi kamusal alanlarda
Kürtçe hizmet verilmesini, camilerde Kürtçe hutbe ve vaaz
okunmasını istemediklerini (yüzde 87), ortaya koymuştur.
Bu bulgular, AKP Hükümeti’nin bugünün koşullarında PKK/BDP ile
açık veya örtülü bir müzakere girişiminde bulunması halinde,
Türk milliyetçiliğinin kabaracağını ve çok sert bir şekilde bu
inisiyatife karşı koyacağını göstermektedir.
Bu gerçekler ışığında iktidara tavsiyemiz, ikinci Oslo
sürecini başlatma kararını gözden geçirmesidir.
--
Affedilen vazgecilendir?
o, affedildi?
cunku ondan vazgecildi !?
Kucuk Iskender
|
Ey mutsuzlar!
Kardeslerinizi bogazliyorlar, goz yumuyorsunuz.
Çigliklar duyuluyor ama siz susuyorsunuz.
Aramizda dolasip kurbanini seciyor zorbanin teki,
sessiz kalirsak bize dokunmaz diyorsunuz.
Bok yiyorsunuz!
Ne tuhaf yer burasi, sizler nasil insanlarsiniz!
Haksizlik varsa bir yerde eger ayaklanmali insan.
Ayaklanma olmuyorsa batsin o sehir yerin dibine.
Yansin bitsin, kul olsun karanliklar basmadan.
Bertolt BRECHT
|
Ben,Manevi
Miras olarak hicbir Ayet, hicbir Dogma,
hicbir Donmus ve kaliplasmis Kural birakmiyorum.
Benim Manevi Mirasim Bilim ve Akildir...
K.Ataturk
- - - - - - - - - - - - - -
1920 - Islam yuceltme derneginin bildirisi :
Yunan ordusu halifenin ordusu sayilir.
Hic de zararli bir topluluk degildir.
Asil kafasi koparilacak mahlukat Ankara'dadir.
ISKILIPLI ATIF |
Kurmus
oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
[email protected]
Ayrilmak isterseniz de:
[email protected]
- - - - - - - - - - - - - -
Arzuederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups "Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to [email protected].
For more options, visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.