*Zenginler, yoksul insanları severler ama yoksul topluluklardan
      nefret ederler!
      
<http://globalekonomikmonitor.blogspot.com/2013/02/zenginler-yoksul-insanlar-severler-ama.html>*

Dünyadaki toplam paraya sahip olma oranlarına bakıldığı zaman değişen
bir şey yok. Zenginlerin parası giderek artarken fakirlerinki giderek
azalıyor. Açlık, sefalet ve hastalık içinde yok olan insanları düşünecek
zengin insanlar maalesef ortaya çıkmıyor. Dünyadaki gelir eşitsizliği
üzerine söylenen tüm sözler, yazılan tüm edebiyat, yapılan tüm
araştırmalar hep aynı yüzeysel, sönük ve pembe sonla bitiyor: Ne olurdu
sanki zenginler birazcık yoksulları düşünse!..

Giderek derinleşen bu adaletsizliğe, romantik bir özlemle sona eren bir
çözüm arayışı içinde değiliz. Zenginlik ve yoksulluk konusuna oldukça
irrasyonel bir taraftan bakarak ürperten bir soru işaretini ortaya
çıkarmaya çalışacağız. Zenginler yoksulları sevmiyor paradigmasını ters
yüz ederek, zenginlerin yoksulları ne kadar çok sevdiklerini ortaya
koyacağız. En sonunda ise bu sevginin yoksulluğu nasıl daha fazla
arttırdığını dramatik şekilde sunacağız. Ve her zaman olduğu gibi
dünyada şimdiye kadar hiç kimsenin bakmadığı bir bakış açısı ile bu
ilişkiyi delile muhtaç olmaktan kurtarmaya gayret edeceğiz. Gelin şimdi
bu ezeli ve ebedi konuyu yeniden çözümleyerek gelir dağılımındaki
eşitsizliği yaratan en içgüdüsel gerçeğe doğru yolculuğa çıkalım.

1985 yılına gelindiğinde Etiyopya'da açlıktan ölenlerin sayısı son iki
yılda 400.000'i geçmişti. Zenginler yoksulları düşünmüyor ve sevmiyorlar
paradigmasına meydan okuyan ilk büyük düşünce işte o yıl gelmişti.
Müzisyen Bob Geldof bu trajediden etkilenip büyük bir yardım kampanyası
başlatır. Michael Jackson'dan Ray Charles'a, Stevie Wonder'dan Tina
Turner'a birçok ünlü, "We are the World" şarkısı için bir araya gelir.
Bütün dünya aynı şarkıyı mırıldanır: "We are the World, we are the
children..." Ardından Londra ve Philadelphia'da tarihi konserler başlar.
Dönemin en ünlü müzisyenleri ardı ardına sahneye çıkarlar. Aynı anda da
büyük bir bağış kampanyası başlatılır. Yoksulluğun kökü kazınacaktır bu
kez... Fakat toplanan para oldukça gülünçtür. Tüm bu gösteriye değmeyecek
kadar azdır. Alternatif tanrıları olan reklama tapınmayı da ihmal
etmeyen birkaç Dubai şeyhi olmasa sonuç daha da kötü olacaktı.

Live Aid konserleri zenginlerin yoksulları pek düşünmediğini yeniden
ortaya çıkarmıştı. Toplanan paraların kullanımında ortaya çıkan
başarısızlık da eklendiğinde sonuç tam bir hayal kırıklığıydı. Peki ama
bu başarısızlık nereden kaynaklandı? Tüm bu şamata neden hiç merhamet
toplayamadı?

Bu sorunun yanıtı maalesef psikolojik ve toplumsal boyutuyla hala
verilebilmiş değil. Fakat biz yanıtı bulmak için 1904 yılına gidelim.
Bugün şaşırtıcı şekilde pop star'lar kadar büyük bir tanınırlığa sahip
ressam Picasso'nun bir tablosuna bakalım. Picasso'nun resimlerine
bakarken, kafanızda sinsice dolaşan acaba bunu bir çocuk mu yaptı
düşüncesine takılırsınız. O nedenle Picasso'yu yorumlamak birçok resim
eleştirmeni için bile hala çok zordur. Picasso'yu eğer tek bir resim ile
anlatmak gerekseydi şüphesiz en etkileyici tablosu Yoksulun Yemeği(La
Repas Frugal) adlı eseri olurdu. Resme baktığınızda yoksulluğun
getirdiği çaresizlik ve yalnızlığı hemen fark edersiniz. Kadının
yüzündeki bıkkınlık ve erkeğin zayıf bedeniyle ona teselli verişi
sevginin anıtsal bir göstergesi gibidir. Fakat düşündürücü olan
birbirlerine bakmamalarıdır. Aç gözükmelerine rağmen masadaki son ekmek
parçası adeta yarınki öğünü işaret etmektedir.

Fakat üzerinde duracağımız şey tablonun çekiciliği değil. Abartılmış
umutsuzluk ve kendine acımanın uç sınırlarını gösteren tablolar o
dönemlerde oldukça modaydı. Çünkü kapitalizm I.Dünya Savaşına doğru
Avrupa halkları üzerinde zengin yoksul ayırımını, o günkü karşılıklılık
düzeyi açısından bugünkü seviyelere çıkarmıştı. Bu tür resimler o
zamanlar pek para etmiyordu. Fakat 80'lerden sonra bu tür tablolar
zenginlerin duvarlarını süslemeye başladı. Bu pek alışıldık bir durum
değildi. Çünkü zengin ve güçlü kişiler, duvarlarında kendileri gibi
asil, güçlü, kahraman ve zarif görüntüler sunan tablolar görmeye
meyillidirler. Bu 15.yüzyıldan beri değişmeyen bir gelenektir. Kimse
duvarında sefil bir insanı seyretmek istemez. Peki ama yoksulluk
tabloları neden zenginlerin duvarlarını süslemeye başlamıştır dersiniz?

Resim eleştirmenleri ve toplum filozoflarının düşünceleri bu noktada
birbiriyle örtüşür durumdadır. Zenginler yalnızlık içindeki yoksulları
görmekten ve düşünmekten mutlu olurlar. Bu düşünce şekli, onların içinde
bulunduğu yalnızlığı daha az acı verici bir hale dönüştürür. İçinde
bulundukları zenginliğe rağmen yaşadıkları yalnızlık çözümü zor bir soru
gibi daima zihinlerinde dolaşır. Böylece bu hayatta yalnız olmadıklarını
düşünerek kendilerini daha mutlu hissederler. Ama bu hazdan daha büyük
başka bir mutluluk daha duyarlar. İşte asıl onları mutlu eden de budur:
Yalnız insanların yoksulluğu, büyük bir topluluğun yoksulluğundan daha
iyidir. Bir topluluğun yoksul olduğunu düşünmek, zenginler için amansız
bir hortlaktır. Çünkü bu ne karşılaşmak, ne de bilmek isteyecekleri bir
şeydir. Servetleri üzerinde somut bir tehdit, vicdanları üzerinde ise
onarılmaz bir yaradır. Daha açık şekilde özetlersek zenginler yoksul
kişileri görürler ve anlarlar, hatta onlara yardım etmekten büyük bir
zevk duyarlar. Çünkü bu onların altından kalkabilecekleri bir sorundur
ve verdiği haz da yüksektir. Ama yoksul bir topluluğu asla görmek ve
bilmek istemezler. Çünkü bu zenginliklerinin en büyük tehdididir.

Aslında zengin bir insan olan Bob Geldof'u bu yardım hareketine
yönlendiren şey de bir yanılsamadan ibaretti. Oradaki halkı ne görmüş,
ne de orada yaşanan açlıktan bilgi sahibiydi. BBC'de gördüğü bir
belgeseldeki birkaç perişan insanın hikayesi onu etkilemişti. Onlara
yardım etmek amacıyla da Live Aid inisiyatifine girişmişti. Kısa bir
süre içinde Afrika'daki açlığın büyüklüğünü görünce büyük bir hızla geri
kaçmayı da bilmişti. Bu işten an karlı çıkanın bitme noktasına gelen
rock müziğinin yeniden canlanması ile rock şarkıcıları olduğu eleştirisi
de büyük bir haklılık payı içermektedir.

Zenginler ve yoksullar arasındaki servet paylaşımındaki tutarsızlığın
giderek artması bu psikolojik faktör tarafından desteklenir. Zenginler
yoksul kişileri sevseler de yoksul toplulukları asla sevmezler. Onlara
yardım etmekten uzak dururlar. Hayatlarına giren yoksulları doyurmaktan
öteye bir çaba içine girmezler. Yoksulların yoksul kalma nedenlerini
onların yarattığını düşünürler ve bu neden sonuç ilişkisinde paylarına
düşen bir yan bulamazlar.

Artan gelir adaletsizliğinden zenginler açısından çıkarılacak tek bir
sonuç vardır: Zenginler, yoksul insanları severler ama yoksul
topluluklardan nefret ederler!


a45UyF587661-201302161119-08



-- 
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Gercek doktor, her hasta ile yasayip olendir.

Stefan zweig

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

Ben,Manevi Miras olarak,
Hicbir Ayet, hicbir Dogma,
Hicbir Donmus ve kaliplasmis Kural birakmiyorum.
Benim Manevi Mirasim Bilim ve Akildir...

K.Ataturk


Daha gun o gun degil, derlenip durulmesin bayraklar.
Dinleyin, duydugunuz cakallarin ulumasidir.
Saflari siklastirin cocuklar,
Bu kavga fasizme karsi, bu kavga hurriyet kavgasidir.

Nazim Hikmet Ran

        

"Tanri kotulukten ve acidan korumak istiyor mu?
Fakat bunu yapmaya gucu mu yok?
Eger yoksa, O gucsuz, ya da kesinlikle her seye gucu yeten degildir.
Her seye gucu yeten fakat istemeyen mi?
Eger oyle ise , O kotudur, ya da kesinlikle tum iyilik degildir.
O, ne gucu yetiyor, ne de istemiyor mu?
O zaman. O'nu Tanri diye cagirmak sacma olur.
O, hem gucu yetiyor hem de istiyor mu?
O zaman kotuluk nereden geliyor?"

(Istencin Ozgur Secimi Uzerine. Giris.)
EPICURE

        

Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
[email protected]

Ayrilmak isterseniz de:
[email protected]

Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.
For more options, visit https://groups.google.com/groups/opt_out.


Cevap