Epeydir, kimsenin dile getirmediği bir görüş. Doğruluk payı çoktur. Milyonlarca insan büyük kentlerin varoşlarına yığılmıştır. Bunda elbette kırsal nüfusun kentsel nüfusa *_kendiliğinden_* dönüşümü de söz konusudur. Ancak, biliyoruz ki, neredeyse yirmi yıldır Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde köylü yaylaya çıkamamaktadır. Bu hem ülkemiz hayvancılığını yıkmıştır, hem de kırmızı et açığına sebep olmuştur. *_Ama esas zararı, ekmeğini dağdan çıkaran geniş bir nüfus aç kalması olmuştur._* Yine topraksız kalan köylülerin fukara düşmesinden kaynaklanan sorunlarda had safhada artmıştır. Eskiden köylüye göre siyasi posizyon alan siyasiler bile artık varoşlara göre posizyon almaktadır. *Bilmem ÇOBAN SÜLÜ-KASIMPAŞALI kıyaslaması size ne anlatacak?* Reytingler bile eskinin köylüye hitap eden film endüstrisini artık Kürt kökenli varoşlara yönelik yapımlara sevk etmiştir. Bu aslında kendi bölgelerinde aç kalan insanların yaşadığı büyük bir dönüşümdür. _Burada iki temel teşhis var:_
* Topraksızlık burada yaşanan sıkıntılarda eminim çok önemli bir etkendir.
* Bir de topraksız olarak hayvancılık yapan önemli bir nüfus
kısıtlanmış ve aç kalmıştır.
Benim de kanaatimce Kürt kimliğine ilişkin temel taleplerin dışında işi
bu tarafı da çok önemlidir.
Oraj POYRAZ
**KÜRT SORUNU ,TOPRAKSIZ KÖYLÜLER SORUNUDUR**
*KÜRT SORUNU'NUN ÇÖZÜMÜ, TOPRAK DEVRİMİ'NDEN GEÇER*
*Prof.Dr.Mustafa KAYMAKÇI*
[email protected] <mailto:[email protected]>
Türkiye'de Kürt Sorunu'na iç dinamikler açısından bakıldığında, daha çok
üst yapısal sorunlar adı verilen konular kapsamında ele alındığı
gözlemleniyor.
Sorunun temelini oluşturan alt yapı sorunlarının, daha açıkçası terör
hareketinin daha çok görüldüğü bölgelerde dirlikle doğrudan bağlantılı
olan feodalitenin çözümlenmesi doğrultusunda önermeler ortalıkta gözükmüyor.
Bir başka deyişle, sorunun sınıfsal boyutu olan toprak sorunu, adeta
saklanıyor.
İşin ağırlıklı ancak çözüme kavuşturulması gereken yanı da budur.
*KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜMÜNE KÜRT YOKSULLARI MÜDAHİL Mİ?*
Kürt sorununun çözümünde, Kürt yoksullarının sendika, kooperatif gibi
emek kitle örgütlerindeki temsilcileri devrede değildir.
Topraksız köylüler, marabalar, kentlere yığılmış işsizler, boğaz
tokluğuna çalışan işçiler, eğitim olanağı bulamamış gençler, kısaca Kürt
yoksulları ortada gözükmüyor.
Daha da vahimi, onların ekonomik gereksinmelerine, özgürleşme
süreçlerine, kısaca insanca yaşamalarına yönelik ekonomik düzenlemeler
ortalıkta yoktur.
Onlar adına konuşanlar;
meclise girmiş feodal beyler, feodaliteden bağını koparmamış bölgenin
sanayi ve ticaret erbapları, özetle Kürt yoksullarından beslenen
katmanlardır.
Bu katmanlar ve PKK, Kürt yoksullarını kullanıyor.
Yoksulların işsiz gençliğine "S*iz Kürt olduğunuz için yoksulsunuz*"
propagandasını yapıyor.
Dağ kadrolarına bu yolla militan bulunuyor.
Bir tespit yapalım;
Siz hiç Kürt toprak ağalarının çocuklarının dağa çıktıklarına biliyor
musunuz?
Soruyu,biraz daha yumuşatırsak;
Toprak Reformu'nu dile getiren iktidar politikacısı var mı?
*KÜRT SORUNU, TOPRAK SORUNUDUR*
Kürt ayrılıkçı hareketinin egemen olduğu bölgelerde toprak mülkiyeti,
aşiret örgütlenmesi altında toprak ağalarının denetimindedir.
Ağalara ait topraklarda yoksul Kürt köylüsü, yarı aç, yarı tok varlığını
sürdürmeye çalışır.
Kimi zamanlar topraklar ile satılır ya da pazarlanır.
Seçimlerde oylar kitlesel olarak atılır ve beyler meclise gider.
Milletvekilleri, belediye başkanları, genellikle ya toprak ağaları ya da
yakınlarıdır.
Sanayici ve ticaret erbapları da benzer sınıfsal yapıdadır.
Kürt köylülerinin kimileri de toprağa bağlı olmaksızın hayvancılık yaparlar.
Ancak bunların bir kesimi, güvenlik nedeniyle hayvancılığı bırakmak
zorunda kalmıştır.
Kentlere gelen yığınlar, sanayi ve hizmet sektörünün yeterince
gelişememesi nedeniyle işsizdir.
Bölgede eğitim ve sağlık hizmetleri de talebi karşılamaktan uzaktır.
Bu durumda çözüm, bölgedeki feodal yapıyı tasfiye edecek olan ve
temelinde *TOPRAK DEVRİMİ*'ni kapsayan "*Bölgesel Kalkınma Planı*"ndan
geçmektedir.
Toprak Devrimi'nin ilk aşaması, elbette topraksız ya da az topraklı
köylülerin yeter genişlikte topraklandırılmasıdır.
Aslında T.C.Anayasası'nın 44.maddesi bunu zorunlu kılmaktadır.
Ancak, Toprak Devrimi salt toprak dağıtımını içermemelidir.
Aksi durumda dağıtılan topraklar yeniden güçlülerin eline geçecektir.
Bunu engellemek için toprak devriminin, tarım işletmelerinin kooperatif
örgütlenmesiyle ele alınması şarttır.
Burada girdilerin temininden başlayarak çıktıların pazarlanmasına değin
kooperatifler temel alınmalıdır.
Bir başka deyişle, köylüler kooperatifler ile sanayici olmalıdır.
Toprak devrimiyle birlikte bölgede kamu iktisadi kuruluşları eliyle
sanayileşmeye ivme kazandırılmalıdır.
Böylesi bir yaklaşımda, Devlet bölgede de yönlendirici ve yatırımcı
olmalıdır.
Daha açıkçası Planlı Karma Ekonomi uygulanmalıdır.
İşsizlik ve yoksulluğun çözümü, liberal ekonominin eline bırakılmamalıdır.
Soralım;"*Kürt açılımında toprak devrimini, biraz daha yumuşatırsak;
Toprak Reformu'nu dile getiren iktidar politikacısı var mı?"
*
*Deniz Harp Okulu eski Komutanı E.
Tuğamiral Türker Ertürk'ün yeni yazısı*
<http://www.haberturk.com/etiket/patrik_bartholomeos>
http://www.ilk-kursun.com/haber/137166
a45UyF587661-201302181606-08
^^^^^ <#BAS> - vvvvv <#SON>
--
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Bir insanin yasamindan daha degerli bir seyi yoksa, o insanin yasaminin
da bir degeri yoktur.
Rabindranahat tagore
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Ben,Manevi Miras olarak,
Hicbir Ayet, hicbir Dogma,
Hicbir Donmus ve kaliplasmis Kural birakmiyorum.
Benim Manevi Mirasim Bilim ve Akildir...
K.Ataturk
Daha gun o gun degil, derlenip durulmesin bayraklar.
Dinleyin, duydugunuz cakallarin ulumasidir.
Saflari siklastirin cocuklar,
Bu kavga fasizme karsi, bu kavga hurriyet kavgasidir.
Nazim Hikmet Ran
"Tanri kotulukten ve acidan korumak istiyor mu?
Fakat bunu yapmaya gucu mu yok?
Eger yoksa, O gucsuz, ya da kesinlikle her seye gucu yeten degildir.
Her seye gucu yeten fakat istemeyen mi?
Eger oyle ise , O kotudur, ya da kesinlikle tum iyilik degildir.
O, ne gucu yetiyor, ne de istemiyor mu?
O zaman. O'nu Tanri diye cagirmak sacma olur.
O, hem gucu yetiyor hem de istiyor mu?
O zaman kotuluk nereden geliyor?"
(Istencin Ozgur Secimi Uzerine. Giris.)
EPICURE
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
[email protected]
Ayrilmak isterseniz de:
[email protected]
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.
For more options, visit https://groups.google.com/groups/opt_out.
Title: Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi
|
Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur! | |
|
Mustafa Kemal Atatürk | |
