Görüyorum, bazılarını feraseti yetmiyor.
Kelimlelere takılıp, anlamı ıskalıyor.
Tanrı nasıl vesayet altına alınır?
Kimler yapar bunu?
En çok imamlar yapar.
Nasıl yaparlar?
Kendilerini tanrını tercümanı, aracısı yaparak.
Onu anlatmış abi.
Dinin asıl kaynağına dönün demiş.
İnsan aklının da ilahi bir kavram olduğunu anlatmış.

Oraj POYRAZ


  Tanrı vesayet altında mı?


  Tanrı vesayet altında mı?

Yaşar Nuri Öztürk

Tan-rı ve-sa-yet al-tı-na el-bet-te alı-na-maz ama O'nu ve-sa-yet
al-tı-na al-ma-ya yö-ne-lik dav-ra-nış-lar in-san ta-ra-fın-dan her
za-man ser-gi-le-ne-bi-lir ve ser-gi-len-miş-tir. Bu-gün-kü dün-ya-nın
sı-kın-tı se-bep-le-ri-nin ba-şın-da da in-sa-nın bu namert gi-ri-şi-mi
bu-lun-mak-ta-dır.
 
Tanrı'yı ve-sa-yet al-tı-na al-ma tut-ku-su, Tanrı'nın gönderdiği dini
ken-di he-sap-la-rı-na uy-du-ran din tem-sil-ci-le-ri-nin dün-ya-sın-da
ba-rı-na-bil-mek-te-dir. Tanrı'yı ve-sa-yet al-tı-na al-ma gi-ri-şi-mi,
Tanrı'nın yer-yü-zünde-ki ira-de-si-ni sap-tır-mak-la baş-lı-yor. Şirk
(Al-lah'ın yetkilerini paylaştırma) il-le-ti bu ira-de sap-tır-ma-nın en
ti-pik be-li-ri-şi-dir.

Tanrı, ira-de-si-ni bi-ze üç yol-la açık-la-mak-ta-dır. Bi-rin-ci-si,
Kur'an'da 'sün-ne-tul-lah'  ve 'ka-der' ke-li-me-le-riy-le ifa-de
edi-len ya-ra-tı-lış ve ta-bi-at ka-nun-la-rı; ikin-ci-si, içsel
peygamber diye anılan akıl, üçüncüsü ise pey-gam-ber-ler
ara-cı-lı-ğıy-la bildi-ri-len vahiydir. Tanrı, kendi iradesindeki iyilik
ve mutluluktan gereğince yararlanmayı aklın işletilmesine bağlamıştır.

Ve Tanrı, aklı tabiata da dine de komutan yapmıştır. Akıl işletilmez ise
ne dinden hayır gelir ne de tabiattan. Aklı işletmeyenlerin üstüne
yağacak olan, sadece pisliktir. (Yunus, 100)

İslam'ın anlamı olan Al-lah'a tes-li-mi-yet iki an-la-m içer-mek-te-dir:
Ya-ra-tı-lış ve ta-bi-at ka-nun-la-rı-na ters düş-me-mek, di-nin
ge-tir-di-ği mut-lu-luk öğretisine uy-gun ya-şa-mak. Bu iki-si-nin
ye-ri-ne in-sa-nın ina-dı ve-ya key-fi geç-ti-ğin-de ise Al-lah'ın
ira-de-si sap-tı-rıl-mış ol-mak-ta-dır. Bu sap-tır-ma-nın dinler
tarihindeki suçluları daima dini temsil ettiğini söyleyenler olmuştur.
Bunun içindir ki, dinin en büyük belası ve problemi, din
temsilcileridir. Ve bunun içindir ki son dinin ana kaynağı Kur'an; din
sınıfına, din kisvesine, resmî mabede yer vermemiştir. Çünkü bunlara yer
vermek, insanı 'tanrısal irade gaspçıları'nın keyfine teslim etmek olur.
Al-lah'a tes-li-mi-ye-tin ye-ri-ni Al-lah'ı ve-sa-yet al-tı-na al-ma
gi-ri-şi-mi geçince,  in-sa-nın iyi-lik ve mut-lu-lu-ğu-nu sağ-la-ya-cak
olan din, in-sa-nın mutluluk ve aydınlık yo-lu-nu tı-ka-yan bir belaya
dönüşür.

*İSLAM'IN ANLAMI VE ŞEYTAN EVLİYASI*

Tanrı'nın yer-yü-zü-ne İs-lam adı al-tın-da gön-der-di-ği me-sa-jın son
ve mü-kem-mel şek-li olan Kur'an'la ku-cak-laş-mak, bir-ta-kım ara-cı
ku-rum ve ki-şi-le-rin ona-yı-na bağ-lı bu-lu-nu-yor-sa Al-lah ve-sa-yet
al-tı-na alı-nı-yor de-mek-tir. Bunun Kur'an dilindeki adı şirktir.
Şu-nu da be-lir-te-lim:

İs-lam dün-ya-sın-da bu-gün ba-ğım-sız bi-rer din gi-bi al-gı-la-nan
mez-hep-le-rin ve tarikatların hemen tümü birer vesayet kurumu gibi
işletilmektedir.

İslam dünyası, Kur'an'da te-cel-li eden tanrısal ira-de-yi ha-ya-tına
yön ve-rir ha-le ge-ti-re-mi-yo-r. Çün-kü İslam dünyasına yaşatılan din,
tanrısal iradenin ürünü olan din değildir. Müslümanla-ra yaşatılan din,
Tanrı'yı vesayet altına alan din temsilcilerinin oluşturdukları tabular
yığını-dır. Kur'an, Allah'ı vesayet altına almak isteyen zihniyetlerin
temsilcilerine 'şeytan evliyası' demektedir.
*
BU KİTAP OKUNMADAN OLMAZ!*

Allah'a imanı ve dindarlığı kendilerine bir biçimde komisyon verilmesine
bağlayan 'şeytan evliyası' için bir şe-yin Kur'an'da ol-ma-sı ve-ya
ol-ma-ma-sı önem-li sa-yıl-ma-mak-ta-dır. Önem-li olan, Tanrı'yı vesayet
altına alan ara-cı ku-rum ve ki-şi-le-rin ne söy-le-dik-le-ri-dir.
Şeytan evliyasına göre, Al-lah'ın buy-ruk-la-rın-dan ya-rar-lan-mak,
Al-lah üze-rin-de ve-sa-yet hak-kı kul-la-nan ki-şi ve ku-rum-la-rın
im-za-sına bağlı bulunuyor. Şeytan evliyasına göre, "Bu ko-nu-da Kur'an
ne diyor?" so-ru-su, sa-kın-ca-lı ve teh-li-ke-li bir so-ru-dur. "Bu
ko-nu-da ec-da-dı-mız, ule-ma-mız, efen-di-le-ri-miz, mollalarımız,
fa-lan risale, fi-lan ri-va-yet ne di-yor?" di-ye so-ra-cak-sı-nız.

Tanrı'yı vesayet altına alma kahpeliğinin ürünü olan 'şirk', kitlelere,
bizim yeni yayınlanan kitabımız 'Din Maskeli Allah Düşmanlığı: ŞİRK'
adlı eserimizde Kur'an'ın verileri istika-metinde ilk kez anlatılıyor.
Gerçeği arayanların vicdanlarına iletmeyi bir görev sayıyorum.

http://www.yurtgazetesi.com.tr/tanri-vesayet-altinda-mi-makale,3481.html

a45UyF587661-201302191658-08
^^^^^ <#BAS> - vvvvv <#SON>

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.
For more options, visit https://groups.google.com/groups/opt_out.


<<image/jpeg>>

Title: Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi

Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi

Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

 

Mustafa Kemal Atatürk
20 Ekim 1927


Cevap