Evet, kabul etmek gerekir ki, AKP iktidarı döneminde binlerce kilometre
doğalgaz ve petrol boru hattı döşenmiştir.
Hatta bunu bence şöyle ifade etmek gerek.
Ne Roma, ne Gök Türk devleti, ne Bizans, ne Selçuklu, ne Osmanlı
döneminde, hatta Türkiye Cumhuriyeti döneminde dahi bu kadar boru hattı
döşenmemişti.
O derece yani.
Ve kesinlikle doğruyu söylüyorum.
Atatürk döneminde dahi bu kadar boru hattı döşenmemişti.
Hatta hiç döşenmemişti.
Ne yazık.
AKP bu boru değil, sadece cumhuriyetin kendisiyle değil, tarihte
kurulmuş bütün devletler ve imparatorluklarla yarışıyor.
Ama küçük bir sorun var, kıyaslar hep eskiyle, bir de çağdaş olanla yapsak.
O zaman sonuç nasıl olur?

Oraj POYRAZ


  Yılmaz Özdil - Doğalgaz'ık

<http://www.kemalistler.org/yilmaz-ozdil-dogalgazik.html>
Yılmaz ÖZDİLDünyanın en uzun borusunu döşediler Türkiye'ye... 1200
kilometre. Yekpare. Karadeniz anca o kadar olduğu için, anca o kadar
döşeyebilmişlerdi. Pasifik kadar olsaydı, Pasifik kadar döşeyeceklerdi.

*
Çünkü...
Yalvarıyorduk.
İlla döşeyin diye.
*
E baktılar ki, yalvarıyoruz, bu kadar döşeme yetmedi heralde diye
düşündüler, bi tane Bulgaristan'dan, bi tane İran'dan döşediler. E
baktık ki, fevkalade döşüyorlar, rica ettik, bi tane de Azerbaycan'dan
döşettik.
*
Ancak... Memlekete boru döşeme rekorunu elinde bulunduran ANAP, küçük
düşünmüş, kuzeyden güneye, diklemesine döşetmişti en uzun boruyu... Sen
Türkiye'sin *"büyük düşün"* diyen AKP ise, enlemesine döşetmeye karar
verdi. 2000 kilometre. Yekpare. Taaa doğu'muzdan soktu, batı'mızdan
çıkardı. Yeni bi dünya rekoruydu, hakikaten koltuklarımız kabardı.
*
Gerçi, Güneydoğu'dan girip Trakya'dan çıksaydı, yani hafif çapraz
döşetseydi,
2200 kilometreye kadar yolu vardı ama, olsun gari, buna da şükürdü.
İktidar partimiz, resmi internet sitesinden* "bugüne kadar döşenenin iki
misli boru döşedik"* diye duyurdu. Gururla.
*
Böylece...
Telaşa mahal olmadığı, bugüne kadar döşenenlerin, bundan sonra
döşeneceklerin garantisi olduğu, herkese döşemeye yetecek miktarda boru
bulunduğu anlaşıldı.
Ahali rahatladı.
*
Sıra gelmişti, şehirlere döşemeye... Değişik uzunluklarda borular ithal
edildi. Belediye başkanlarımız *"en önce bize döşeyin"* diye, devlet
büyüklerimiz nezdinde kulis yaptı. Adamını bulan döşetti. *"Sana bu sene
döşeyemeyeceğiz, seneye döşeriz inşallah"* denilenler, prestij kaybına
uğradı. Bekle bekle, döşeme yapılmadığını gören seçmenler sinirlendi
tabii,*"herkese mis gibi döşüyorlar, sana o kadar oy verdik, bize bi
boru döşetemedin"* diye.
*
Boru döşenen torpilli şehirlerde bayram havası yaşanıyordu. Rize'de
mesela, henüz boru döşenmeyen şehirlere nispet yaparcasına, Cumhuriyet
Meydanı'nda, belediye başkanı, rektör ve garnizon komutanı kemençeyle
horon tepti. Sakarya'da ise, Gar Meydanı'nda Doğalgaz Etkinlikleri
Haftası düzenlendi iyi mi... Sakarya Valisi tesisatçı firmaların
stantlarını gezdi, boruları inceledi.
*
Bilahare... İrili ufaklı borular ithal edildi. Şanslı şehirlerden, talihli
ilçelere döşendi. Aydın Nazilli'de, döşeme şerefine, mehter takımı
eşliğinde, belediye başkanı, kaymakam, başsavcı ve garnizon komutanı
tarafından lokma dağıtıldı. Tokat Erbaa'da, döşeme hatırası olarak,
Kültür Park'ta tiyatro gösterisi yapılırken... İzmir Tire, pek romantikti,
havanın kararması beklendi, ilçe protokolü meşale yaktı.
*
Kuyruk vardı.
Döşe döşe...
Başa çıkamıyorlardı.
Sırf komşu ülkelerin karadan döşemesiyle olacak gibi değildi. Teee
Afrika'ya gidildi, Cezayir'den Nijerya'dan denizden getirildi, limanlara
boru döşendi.
*
Küçük küçük borular ithal edildi, ballı mahallelere döşendi, minik minik
borular ithal edildi, dört ayak üstüne düşen apartmanlara döşendi, pipet
pipet borular ithal edildi, kısmetli banyolara döşendi, kılcal kılcal
borular ithal edildi, bahtı açık mutfaklara döşendi.
*
Netice itibariyle...
Elalemin borusu döşenmedik yer kaldı mı şekerim? Kalmadı.
*
Aferin.

a45UyF587661-201302200923-08
^^^^^ <#BAS> - vvvvv <#SON>

-- 
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Insana aradigi seye bakarak deger bicilir.

Mevlana

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

Ben,Manevi Miras olarak,
Hicbir Ayet, hicbir Dogma,
Hicbir Donmus ve kaliplasmis Kural birakmiyorum.
Benim Manevi Mirasim Bilim ve Akildir...

K.Ataturk


Daha gun o gun degil, derlenip durulmesin bayraklar.
Dinleyin, duydugunuz cakallarin ulumasidir.
Saflari siklastirin cocuklar,
Bu kavga fasizme karsi, bu kavga hurriyet kavgasidir.

Nazim Hikmet Ran

        

"Tanri kotulukten ve acidan korumak istiyor mu?
Fakat bunu yapmaya gucu mu yok?
Eger yoksa, O gucsuz, ya da kesinlikle her seye gucu yeten degildir.
Her seye gucu yeten fakat istemeyen mi?
Eger oyle ise , O kotudur, ya da kesinlikle tum iyilik degildir.
O, ne gucu yetiyor, ne de istemiyor mu?
O zaman. O'nu Tanri diye cagirmak sacma olur.
O, hem gucu yetiyor hem de istiyor mu?
O zaman kotuluk nereden geliyor?"

(Istencin Ozgur Secimi Uzerine. Giris.)
EPICURE

        

Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
[email protected]

Ayrilmak isterseniz de:
[email protected]

Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.
For more options, visit https://groups.google.com/groups/opt_out.


<<image/jpeg>>

Title: Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi

Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi

Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

 

Mustafa Kemal Atatürk
20 Ekim 1927


Cevap