* Böl ve yönet <#mozTocId73674>
o Amerikalı kahraman Başçavuş <#mozTocId922693>
Abi konuyu doğru yerinden yakalamış.
İsimler değişiyor, neden?
İşgal altında mıyız?
Evet.
Doğrudan değil, dolaylı işgal.
ABD işbirlikçisi bir iktidar, ABD işbirlikçisi birkaç cemaat.
Bunların ele geçirdiği devlet erki.
Konu bu kadar açık.
Oraj POYRAZ
Türker Ertürk: İŞGALCİLER İSİMLERİ DEĞİŞTİRİR
*Atatürkçü Düşünce Dernekleri*'nin davetlisi olarak üç gündür eski *CHP
MV Şahin Mengü* ile beraber Almanya'dayız.Bu yazımı size Stuttgart'tan
otel odasından yazıyorum. Bugüne kadar Wurtheim, Frankfurt ve Stuttgart
olmak üzere üç yerde panel yaptık. Bu panellerde hazırlanmakta olan yeni
anayasa, dış politikamız ve Suriye konularını konuştuk.
En çok dikkatimi çeken şey Almanya'da yaşayan Türk toplumunun ülkemiz
sorunlarına olan duyarlılığı, ilgisi ve Türkiye'nin nereye götürüldüğü
konusunda duyduğu endişeydi.
Her panelden sonra dinleyici olarak katılanların soru sormasına imkan
sağlamak için uzun zaman ayırdık. Ama biz ne kadar uzun zaman ayırırsak
ayıralım süre yeterli olmuyordu. Çünkü insanlarımız sordukça daha fazla
sormaya çalışıyorlardı. Herkesin endişe, korku, infial ve kızgınlık
içinde olduğunu gördük. AKP'ye ateş püskürülüyor ve Türkiye hızla
felakete doğru sürüklenirken muhalefetin sessizliği, etkisizliği ve kimi
zaman bu kötü gidişe desteği sorgulanıyordu.
En çok zorlandığım ve üzülerek anlattığım konu Türk dış politikasıydı.
Çünkü başında *Davutoğlu*'nun bulunduğu*Dışişleri Bakanlığı*'nın
sürdürdüğü dış siyaset Türklüğe düşmandı, hayal peşindeydi ve ülkemizin
çıkarına olmayan ama emperyalist işbirlikçisi olan çalışmalar içindeydi.
Bu konuda sayısız örnek vermek mümkündü.
Panellerden sonra insanlarımızla uzun uzun sohbetler yaptık. Onları,
dertlerini ve sorunlarını dinledik ve anlamaya çalıştık. Bu ilk
gelişimiz değildi. Daha öncede birçok defa Almanya'nın farklı
şehirlerine gelmiş aynı sorunları farklı bakış açılarından yine dinlemiştik.
*Böl ve yönet*
Almanya'da yaşayan insanlarımızın en büyük sorunu bölünmüşlükleri ve en
temel sorunlarında bile bir araya gelme iradesini ortaya
koyamamalarıydı. Bu durum yanlış politikalar, çok uzun süren ilgisizlik,
dinci ve tarikatçı yaklaşımlar nedeniyle oluşmuştu ve her geçen gün daha
da derinleşmekteydi. Türkler Almanya'da yaşayan en büyük yabancı grubu
oluşturmalarına rağmen bin bir parça olmaları nedeniyle güçlü bir ses
verememekteydiler.
Etnik bölücülük ve tarikatçılık virüsünün arkasında Almanya'nın da
olduğunu söylemek sanırım abartı olamaz. Emperyalizmin böl ve yönet
prensibi burada kendisini göstermektir. Almanya'da yaklaşık olarak 3,5
milyona ulaşan Türkiye orjinli nüfusu bir şekilde bölemez ve birbirine
düşüremez isen azınlık haklarına kadar varan taleplerde bulunabilirler.
Bölersen en temel hak taleplerinde bile bir araya gelemezler!
Ne yazık ki AKP yönetiminde bulunan dış temsilciliklerimizin çoğu,
Almanya'da ve Avrupa'da yaşamını sürdüren insanlarımızın bölünmüşlüğüne
bölünmüşlük katan faaliyetler içindeydi. Yalnız bu neden bile AKP'nin
ivedi yıkılmasını gerektirmektedir.
Almanya'nın güneybatısında yer alan Stuttgart 650 bin nüfusuyla bu
ülkenin altıncı büyük şehri olup Baden-Württemberg eyaletinin
başkentidir. Stuttgart ve çevresi Almanya'nın en önemli endüstri
merkezlerinden biridir.*Mercedes, Porsche* ve *Bosch* buradadır.
Otomotivde dünya lideri olan*Mercedes-Benz*'in genel merkezi de
buradadır. Stuttgart borsası Frankfurt'tan sonra Almanya'nın ikinci
büyüğüdür.
Stuttgart'ın bizim için de önemli diğer bir özelliği 2008'de kurulan
ABD'nin Afrika Komutanlığı'nın burada olmasıdır. 2011'de Libya'da
yapılan operasyonda bu komutanlık aktif olarak görev almıştır. AKP
hükümetinin Meclis'ten daha tezkereyi çıkmadan Libya'ya gönderdiği 6
savaş gemimiz bu komutanlığın sorumluluk alanında görev yapmıştır.
Halen dört yıldızlı bir general tarafından komuta edilen ABD'nin Afrika
Komutanlığı Stuttgart yakınlarında bulunan Kelly kışlasında konuşlanmıştır.
Bu kışla ilk defa Almanlar tarafından Helenen Kaseme adıyla 1938'de
kurulmuş ve II. Dünya Savaşı sonunda Almanya'nın müttefiklerce işgal
edilmesi sonunda 1951'den itibaren Amerikalılar tarafından kullanılmaya
başlanmıştır.
*Amerikalı kahraman Başçavuş*
Fakat Amerikalılar kışlanın adını Kelly olarak değiştirmişlerdir. Bu
isim *Amerikalı Kıdemli Başçavuş Jonah E. Kelly*'e atfen verilmiştir.
Başçavuş Amerikalılar için kahramandır ama bu kahramanlığı Almanlara
karşı kazanmıştır. II. Dünya Savaşı sırasında Belçika-Almanya sınırında
Amerikalılar ile Almanlar arasında meydana gelen en uzun süreli ( 19
Eylül 1944-10 Şubat 1945 ) muharebede ( The Battle of Hürtgen Forest )
Kelly büyük kahramanlıklar göstermiş Almanların canına okumuştur.
Ne kadar onur kırıcı değil mi? Sizin askerinizi öldürerek kahraman
olmuş, sizin için düşman olan birisinin adı kendi topraklarınızda bir
kışlaya isim oluyor. İster istemez işgal eden gücün buna hakkı oluyor.
İşgali yaşayanlar da bu onursuzluğa katlanmak zorunda kalıyor.
Ya bizim ülkemizde neler oluyor? İstiklal Savaşı'nda düşmanla işbirliği
yapanların, düşmanla aynı safta atalarımıza karşı savaşanların,
emperyalist kışkırtma ile isyan edip askerimizi öldüren ve arkadan
vuranların, karşı devrim operasyonlarında görev alan işbirlikçilerin ve
hainlerin isimleri sağa ve sola verilmiyor mu?
Bu durumun tek bir izahı var; ülkemiz işgal altındadır. Fakat işgal halk
uyanmasın diye işbirlikçileri eliyle gizli yapılmaktadır. Bayrağımızın
hala dalgalanıyor olması işgali halkın gözünden kaçırmak içindir.
a45UyF587661-201302192128-08
^^^^^ <#BAS> - vvvvv <#SON>
--
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Demokrasi, ruhani ve cismani butun iktidarlarin sona ermesidir.
Proudhon
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Ben,Manevi Miras olarak,
Hicbir Ayet, hicbir Dogma,
Hicbir Donmus ve kaliplasmis Kural birakmiyorum.
Benim Manevi Mirasim Bilim ve Akildir...
K.Ataturk
Daha gun o gun degil, derlenip durulmesin bayraklar.
Dinleyin, duydugunuz cakallarin ulumasidir.
Saflari siklastirin cocuklar,
Bu kavga fasizme karsi, bu kavga hurriyet kavgasidir.
Nazim Hikmet Ran
"Tanri kotulukten ve acidan korumak istiyor mu?
Fakat bunu yapmaya gucu mu yok?
Eger yoksa, O gucsuz, ya da kesinlikle her seye gucu yeten degildir.
Her seye gucu yeten fakat istemeyen mi?
Eger oyle ise , O kotudur, ya da kesinlikle tum iyilik degildir.
O, ne gucu yetiyor, ne de istemiyor mu?
O zaman. O'nu Tanri diye cagirmak sacma olur.
O, hem gucu yetiyor hem de istiyor mu?
O zaman kotuluk nereden geliyor?"
(Istencin Ozgur Secimi Uzerine. Giris.)
EPICURE
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
[email protected]
Ayrilmak isterseniz de:
[email protected]
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.
For more options, visit https://groups.google.com/groups/opt_out.
<<image/jpeg>>
Title: Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi|
Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur! | |
|
Mustafa Kemal Atatürk | |
