Abi olaya kur savaşları penceresinden bakmış.
Ama işi esası dolara dayalı ekonominin çöküşüdür.
Bütün batılı ekonomiler tıpkı trendeki vagonları çözülmesi gibi, bir bir
dünya ekonomisinden kopacaklar.
Dünya ekonomisi uzak doğu olacak.
Yani ileride olan ekonomi, diğerleri geriden gelen ekonomiler olacak.
Yerel para birimleriyle bir süre dünya ticareti sürecek.
Ondan sonra bölgesel para sepetleri oluşturulacak.
Türk lirasının bu sepetlerden birinde yer alması mümkün.

Oraj POYRAZ


  Bülent ESİNOĞLU - *Hazır mısınız, geliyor!*

2008 yılında, girdiği krizden çıkamayan Batı, yeni bir krize daha adım
atıyor.

Sürmekte olan kur savaşları, bir sonraki krizin başlangıcıdır.

Kur sözcüğü aklınızı karıştırmasın, ülkelerin ürettikleri ürünleri
ucuzlatıp, dış satımı artırması amaçlıdır.

Yani para basmaktır.

Paranın değeri düşünce, sattığı ürün ucuz olmaktadır.

Amerika başta olmak üzere, İngiltere, Japonya para basarak, kendi
ülkelerinde enflasyona razı olmakta, dışarıya sattığı ürünü
ucuzlatmaktadırlar.

Amerika 2008 yılından beri para basmakta ama ekonomide bir toparlanma
olmamaktadır.

Zenginler toparlanmakta, çalışanlar gerilemeye devam etmektedir.

2,5 milyon Amerikalı hapiste, 40 milyon Amerikalı gıda yardımı almaktadır.

Kur savaşı sonuna kadar korumacılıktır.

Her ülke kendisini koruyacak demektir.

Ülkeler arası ticaret savaşı demektir.^^^^^ <#BAS> - vvvvv <#SON>

Bu durum serbest pazarın sonuna dayanıldı anlamındadır.

Ulus devletleri yıkmaya çalışanlar, şimdi ulus devletin nimetlerine
sarılıyorlar.

Korumacılıktan şikâyet edenler, şimdi para basarak, piyasadan batık
tahvilleri satın alarak, şirketleri kurtararak devletçilik yapmaktadırlar.

Bastıkları paraların bir kısmı ile de bizim gibi ülkelerden,
özelleştirilen kurum ve kuruluş satın almaktadırlar.

Batık şirketleri, para basıp, tahvillerini almak, piyasa ekonomisine
aykırı olmamış mı oluyor?

Yani şirketlerin devlet parası ile kurtarılması, halkın parası ile
kurtarılmış olmuyor mu?

Küreselleşme sözcüğünün tedavülden kalkması bu kurtarma operasyonları
nedeniyledir.

Hatırlarsınız.

Ülkemizde özelleştirilmelerden önce, devlet kuruluşlarının halkın
sırtına yük olduğu, bu kurumlara Hazineden yardım edilmesinin ekonomiye
aykırı olduğu propagandası, canımıza okumuştu.

Şimdi bir gerekçe bile göstermeden, halkın malını yabancılara satıyorlar.

Uzatmayalım, gelmekte olan krize dönelim.

Aralarında kur savaşlarına girmiş olmaları, küreselleşmeyi de bir tarafa
bıraktıkları anlamındadır.

Karşılıksız basılan pound, dolar, yen bu ülkelerin ekonomilerini alt üst
ettiği gibi, dünya ekonomilerinin dengelerini de bozmuştur.

Tüm dünya ülkelerinin toplam hâsılası; 70 trilyon dolardır.

Finans piyasalarında 600 trilyon dolar vardır.^^^^^ <#BAS> - vvvvv <#SON>

Mali kuruluşlar üretimden gelir kazanmak yerine, parasal
mekanizmalardan, faaliyet dışı kaynaklardan gelir elde etmeye
başlayınca, üretim ve finans sisteminin aralarındaki bağ koptu.

Üretimden kopan ekonomiler, dünya ekonomisinin başına bela oldu.

Krizler buradan çıktı, gene de çıkacak.

Amerika örneği gösterdi ki, para basarak işsizlik önlenemiyor, ekonomi
düzlüğe çıkamıyor.

Çıkar yol olarak, daha önceleri zinhar yasak dedikleri korumacılığa,
yani ulus devlete dönme sinyalleri veriyorlar.

Bizim gibi ulus devleti tahrip edenler, gelmekte olan (hatta içindeyiz)
büyük krize nasıl karşılık verecekler, belirsiz.

Bulgaristan'da, elektrik üretiminin özelleştirilmesi sonucunda, elektrik
faturasına gelen %8  zam, tüm Bulgaristan'ı ayağa kaldırdı.
Özelleştirmeci hükümet düştü.

İspanya, Portekiz, İtalya, Yunanistan kendi paralarını basamadıkları
için hiç bir tedbir alamaz konuma düştüler.

Bir ülkenin en büyük düşmanı o ülkenin büyük zenginleridir.

Kendi çıkarları için ülkenin bağımsızlığını bir başka ülkeye devretmeye
hazırdırlar.

Hele bir de kendilerinin sözünden çıkmayan hükümetler buldular mı,
ülkeyi hızla satarlar.

Ta ki, kavga çıkıncaya kadar.

Hazırlanın, yeni bir kriz geliyor.

*Merkez bankaları olağan dışı günlere hazırlık yapıyor*.

21.2.2013, [email protected] <mailto:[email protected]>

a45UyF587661-201302212103-08
^^^^^ <#BAS> - vvvvv <#SON>


-- 
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Bana, okudugum kitaplarin en guzelinin hangisi oldugunu sorarsaniz,
soyleyeyim; Annemdir....

Abraham Lincoln

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

Ben,Manevi Miras olarak,
Hicbir Ayet, hicbir Dogma,
Hicbir Donmus ve kaliplasmis Kural birakmiyorum.
Benim Manevi Mirasim Bilim ve Akildir...

K.Ataturk


Daha gun o gun degil, derlenip durulmesin bayraklar.
Dinleyin, duydugunuz cakallarin ulumasidir.
Saflari siklastirin cocuklar,
Bu kavga fasizme karsi, bu kavga hurriyet kavgasidir.

Nazim Hikmet Ran

        

"Tanri kotulukten ve acidan korumak istiyor mu?
Fakat bunu yapmaya gucu mu yok?
Eger yoksa, O gucsuz, ya da kesinlikle her seye gucu yeten degildir.
Her seye gucu yeten fakat istemeyen mi?
Eger oyle ise , O kotudur, ya da kesinlikle tum iyilik degildir.
O, ne gucu yetiyor, ne de istemiyor mu?
O zaman. O'nu Tanri diye cagirmak sacma olur.
O, hem gucu yetiyor hem de istiyor mu?
O zaman kotuluk nereden geliyor?"

(Istencin Ozgur Secimi Uzerine. Giris.)
EPICURE

        

Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
[email protected]

Ayrilmak isterseniz de:
[email protected]

Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.
For more options, visit https://groups.google.com/groups/opt_out.


Title: Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi

Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi

Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

 

Mustafa Kemal Atatürk
20 Ekim 1927


Title: Bursa Nutku

Atatürk'ün Bursa Nutku

“Türk genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir.
Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır.
Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir.
Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, ‘Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır.’ demeyecektir.
Elle, taşla, sopa ve silahla;nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.

Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır.
Genç, ‘Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir.’ diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır.
Mahkeme onu yargılayacaktır.
Yine düşünecek, ‘Demek adliyeyi ıslah etmek, rejime göre düzenlemek lazım.’ diyecek.

Onu hapse atacaklar.
Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haklı ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek.
Diyecek ki, ‘Ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım.
Araya girişimde ve eylemimde haklıyım.
Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.’

İşte benim anladığım Türk genci ve Türk gençliği!”

*Mustafa Kemal Atatürk'ün, 5 Şubat 1933 günü Bursa'da yaptığı nutuktur



Cevap