*Hırsızım ama cennetliğim!
<http://globalekonomikmonitor.blogspot.com/2013/04/hrszm-ama-cennetligim.html>*
Dolandırıcılar, hırsızlar, sahtekarlar ya da kalpazanlar. Dürüstlük
formatımızın kabul etmediği insan türleri. Nerde, ne zaman görsek ya da
duysak öfke duygumuzu kontrol edemeyiz. Bu bozuk kişilikli insanların
toplumu kirlettiğini düşünürüz. Belki de tek tesellimiz sayılarının az
olmasıdır. İnsanların çoğunun dürüst olduğuna inanırız. Ne dersiniz; bir
toplum içinde hırsızların sayısı ne kadardır? Toplumun yüzde kaçı
hırsızdır?
Bu hiç şüphesiz zor bir sorudur. Ama hayatını insan davranışlarının
çarpık yönlerini araştırmaya adamış psikolog Richard Wiseman için
imkansız değildir. Bir insanın ne kadar dürüst olduğunu anlamak için
yapılabilecek en etkili deneylerden birini tasarlar. Bir otomatik para
verme makinasına (ATM) yerleştirdiği düzenek ile insanları test eder.
ATM'ye yaklaşan insanlar henüz kartlarını takmadan 10 pound makinadan
bir anda çıkıverir. Ne dersiniz, insanlar parayı alıp gidecekler mi,
yoksa bankaya girip iade mi edecekler?
Deney bir gün boyunca sürdürüldü. ATM'den daha kartını takmadan 10 pound
alanların %70'e yakını parayı alıp gittiler. Halkın sadece %30'u bankaya
girerek ATM'nin bozuk olduğunu söyledi. Gizli kamera kayıtları
insanların rahatça parayı alıp gittiklerini söylüyordu. %70 çok yüksek
bir orandı. Halkın kendisine ait olmayan parayı alma eğilimi bu kadar
yüksek olmazdı. Acaba sorun ATM makinasında mıydı?
Bu düşüncelerle araştırmacılar yeni bir deney tasarlarlar. Bu kez konu
dergi satan bir dükkanda geçiyordu. Dergi alan ve görevliye para uzatan
müşterilere kasiyer tarafından fazla para üstü verilecekti; 5 pound
uzatana para üstü olarak 10 pound, 10 pound uzatana 20 pound. Bakalım
insanlar bu dürüstlük sınavında ne kadar başarılı olacaklardır?
Sonuç bu sefer daha kafa karıştırıcıydı. Parayı alanların tamamı sırtını
dönüp gitmişti. Bir tek kişi bile parayı iade etmemişti. Bazılarının
yüzündeki sinsi gülümseme ise kameralara takılan hoş bir anı olarak
kalmıştı.
Araştırmacılar yine bir yerlerde sorun olabileceğini düşündüler. Halkın
kendine ait olmayan parayı alma eğilimi bu kadar yüksek olamazdı. Belki
de insanlar aldıkları paraya dikkat etmiyorlardı. Aynı deneyi bu kez
kasiyerden para üstünü sesli sayarak ödemesini istediler. Sonuç yine
değişmemişti. Müşterilerin tamamı parayı alıp gitmişti.
Araştırmacılar yine tatmin olmamışlardı. Bir yerlerde bir hata
olmalıydı. Deneyi yeniden tasarladılar. Bu kez kasiyer para üstünü
verirken hata yaptığını açıkça gösteren bir kafa karışıklığı ifadesi
takınıyordu. Ne dersiniz, insanlar bu kez dürüst davranacaklar mı?
Sonuçlar yine değişmemişti. Sadece bir müşteri hariç hiç kimse kasiyerin
hata yaptığını söylememişti. Sadece bazıları yeniden kontrol etmesi
gerektiğini vurgulamıştı ama sonuçta onlar da parayı alıp gitmişlerdi.
Çalışmanın sonunda araştırma ekibinden biri dükkanın önünde bekleyerek
çıkanlara bir anket yaptığını söylüyor ve dürüstlük hakkında bazı
sorular yöneltiyordu. Ankette gazetecilere, hukukçulara, politikacılara
güveniyor musunuz gibi basit sorular soruluyordu. Son soruya kadar
yanıtlar kısa ve netti: Hayır! Ama son soruya verilen yanıt aniden
değişmişti. Son soru tahmin edilebileceği gibi bir dükkanda size fazla
para üstü verilse alır mısınız şeklindeydi. Yanıtlar karmakarışıktı. Ama
hepsini basit bir ifadeye indirgersek şu şekildeydi: "Genellikle verilen
para üstünü saymam!"
Deneyden elde edilen sonuçlar şaşırtıcıydı. Neredeyse insanların
tamamına yakını, hangi sözcükle ifade etmek doğru olur bilmek zor ama
hırsız, dolandırıcı, sahtekar ya da ne derseniz işte oydu. Deneyin
farklı örnekleri hep benzer sonuçlar vermişlerdi. Deneye katılanların
tamamına yakını hırsız gibi davranmıştı. Deneyin farklı sonuçlar veren
tek şekli ise herkesin birbirini tanıdığı küçük yerlerde yapılanlardı.
Orada insanlar daha dürüst davranmışlardı.
Ortaya çıkan sonuçlar insan doğasına hem şaşırtıcı hem de üzücü bir
bakış sunuyordu. Etik olmayan davranışlar boyutuna indirgenemeyecek bir
davranış şeklidir aslında ortaya çıkan. Basitleştirme ve
önemsizleştirmenin asla düşünülmemesi gereken ciddi bir durumdur.
Neredeyse tüm toplumun böyle bir eğilim göstermesi söyleyecek fazla bir
şeyin kalmadığına işarettir aslında.
Fakat bir gerçek daha vardır ki bu insanların tamamı son derece dürüst
kişiler oldukları düşünmekte ve söylemektedirler. Dükkandan çıkan
müşterilerle yapılan anketten de anlaşılacağı üzere para üstünü saymadan
aldığı yalanını söylese de kendi dışındaki herkesi yalancı olarak
rahatlıkla görebilmektedir. Bu olgunun boyutlarını öğrenmek isteyen
Amerikalı bir haber kuruluşu 1997 yılında halka basit bir soru sorar.
Soru aynen şöyledir: "Kimin cennete gitme ihtimalini yüksek
görüyorsunuz?" Sonuçlar şaşırtıcıdır. Başkanlık seçiminden zaferle çıkan
Clinton hemen hemen aynı düzeyde oy alarak (yaklaşık %52) ankette üst
sıralarda kendisine yer bulur. Prenses Diana %60, Rahibe Teresa %79 oy
almıştır. Peki ankette en yüksek oyu kim almıştır dersiniz? Ankete
katılanlar en yüksek oyu kendilerine vermişlerdir. Halkın %87'si cennete
gideceğini söylemiştir. Yukarıdaki deneylerle birlikte düşünüldüğünde bu
sonuçlar psikolojik çarpıklığın en basit göstergesidir.
İngiltere ve Amerika'da gerçekleştirilen bu araştırmalar sonrasında
çıkan sonuçların sadece o halkları bağladığını düşünmek de büyük hata
olacaktır. Ülkemiz için bu yönde yapılan bir araştırmaya
rastlanılmamakla birlikte sonuçların benzer olduğunu tahmin etmek zor
değildir. Finans sektöründe geçirdiğimiz uzun yıllar sonrasında
ulaştığımız sonucun farklı olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Finans
kuruluşlarının müşterilerine yaptıkları fazla para ödemeler dikkate
alındığında, on binlerce örnek olayı göz önünde tutarak şu çıkarımı
kolaylıkla yapabiliriz. Fazla para ödemelerinde geri gelen para oranı en
iyimser tahminlerle %1-5 arasını geçmez. Yani halkın %95'i aldığı parayı
geri getirmez. Hatta birçok olayda fazla para ödendiğine dair sağlam
kanıtlara sahip olsanız da fazla ödenen parayı geri alamazsınız.
Alacağınız tek cevap şu olur: "Genellikle aldığım parayı saymam!"
Yaşanan bir olayda ATM cihazının çekmecelerine hatalı para
yerleştirilmesi sonucu, makine, hesabından 5 lira çekenlere 10 lira
ödemiştir. Kayıtlar incelendiğinde hatayı yandaki kapıdan içeri girerek
bildiren ilk kişi 28. kişiydi. İlk 27 kişi gayet normal bir şekilde
fazladan aldığı parayı herhangi bir kişilik bozukluğu olarak
değerlendirmeden oradan uzaklaşmıştı.
Finans sektörü veya para ödemesi gerektiren işlerde çalışanlar burada
verdiğimiz oranın doğruluğunu teyit edebilecek bilgiye fazlasıyla
sahiptirler. O nedenle onların değerlendirmeleri en doğru cevabı
verecektir.
Peki ama insanlar neden böyle bir çarpık davranış şekli benimserler? Hem
hırsızlık yaparken hem de kendilerini cennetlik görebilirler?
Bu sorunun belki de en doğru yanıtı, genellikle düşüncelerini eleştiri
konusu yaptığımız Freud'un "düdüklü tencere" modelidir. Freud'un bu
teorisine göre, toplumda kendimizi kabul edilebilir kılmak için feragat
etmemiz gereken arzular (mesela usulsüz yollarla daha fazla paraya sahip
olmak) çekip gitmez; sadece yüzeyin altına ya da Freud'un ifadeleri ile
söylersek bilinçli zihnimizin eşiğinin altına iner. Bir fırsat
bulduğunda yeniden yüzeye çıkmayı bekleyerek, orada gizlice dolaşır.
Tıpkı bir düdüklü tencere gibi.
Sosyal hayat insan doğasını temelden değiştiremez. Ama temel
dürtülerimizi kontrol etmek için bir beceri verdiğini de göz ardı
etmemek gerekir. İçgüdüsel doyum elde etme arzumuzu kontrol edemezsek
kendi kaderimiz hakkında yapabileceğimiz çıkarım bu kadar basittir:
Hırsızım ama cennetliğim!
a45UyF587661-201304141132-8
^^^^^ <#BAS> - vvvvv <#SON>
--
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Cehalet ilmin perdesidir.
Hadis
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
[email protected]
Ayrilmak isterseniz de:
[email protected]
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.
For more options, visit https://groups.google.com/groups/opt_out.