Üç Aylarda Yapıllması Gereken 32 Öğüt;

1. Cumaya gitmeyenler cumaya gitmeye başlamalı.

2. Sadece Cuma kılanlar beş vakit namaza başlamalı.

3. Camiye cemaate gitmeyenler cemaate katılmalı.

4. Sünnî Müslümanlar, güvenilir bir akaid kitabı alarak itikadını tashih
etmeli.

5. Herkes kendine yetecek kadar (doğru kitaplardan) ilmihalini öğrenmeli.

6. Gıybet nedir öğrenmeli ve dilini gıybetten korumalı, ölü kardeşinin
etini yememeli. İnsanların gizli özel hayatını, saklı günahlarını
araştırmamalı, tecessüs etmememli.

7. İsraf edenler israftan vazgeçmeli kanaatli, mütevâzı, iktisatlı bir
hayat sürmeli. Kur'an, israf edenlerin şeytanın kardeşleridir buyuruyor.

8. Otomobili ihtiyacının üstünde lüks ve israflı bir araba ise onu satıp
ihtiyacına göre bir oto almalı. Artan paranın bir kısmını zekat ve sadaka
olarak dağıtmalı.

9. Her gün bir saat Kur'an okumalı, kıraati yeterli değilse dinlemeli.
Ayrıca faydalı ve hikmetli kitaplar okumalı, içlerindeki bilgileri
öğrenmeli ve hayatına uygulamalı.

10. Aylık maaşının, gelirinin 40'da birini Allah rızası için fakirlere,
miskinlere peşinen vermeli.

11. Dualarının kabul edilmemesi şüphesine binaen duası makbul kimselerden
dua istemeli.

12. Gururdan, kibirden, benlikten ateşten kaçar gibi kaçmalı.

13. Nefs-i emmâresinin kötü isteklerine hayır demeli, karşı koymalı.

14. Kötülükle çok emreden benliğine karşı büyük cihad yapmalı.

15. Sinirlenip öfkelenmemeli.

16. Kendisine kötülük eden Müslümanları afvetmeli ve karşılığında onlara
iyilik etmeli, ikramda bulunmalı.

17. Şimdiye kadar haram ve şüpheli gelirle zengin olmuşsa onları ya hak
sahiplerine geri vermeli, geri veremiyorsa hak sahiplerinin adına tasadduk
etmeli.

18. Günde defalarca hüsn-i hâtime konusunda korkuyla ürperip ağlamalı ve
Hak Teala'dan iyi sonuç (imanla ölmek) dilemeli.

19. Allahın kendisine ikram ve ihsan ettiği nimetlerin bir kısmını
muhtaçlarla ve kardeşleriyle paylaşmalı.

20. Başkalarının karılarına, kızlarına kötü gözle bakmamalı.

21. İslama, Kurana, Sünnete, Şeriata aykırı tv. programlarını seyretmemeli.
En doğrusu hiç tv. seyretmemeli.

22. İçinde riba ve faiz şüphesi olan hiçbir muameleye karışmamalı.

23. Yaptığı ibadetler ve iyilikler konusunda 'ucba düşmemeli.

24. Allahtan gereği gibi, hakkıyla korkamadığı için ağlamalı.

25. Bir iş yaparken, Efendimiz (Salat ve selam olsun ona) nasıl yapmamı
isterdi diye sormalı ve ona göre yapmaya çalışmalı.

26. Başta Efendimiz olmak üzere şefaat sahiplerinin (Allahın izniyle)
yapacakları şefaatlere dahil olmak için çalışmalı.

27. Mü'minleri şirk ve küfürle suçlamaktan kaçınmalı.

28. Kendi kusur, günah, noksan ve hatâlarına bakmaktan ve üzülmekten
başkalarınınkileri görememeli.

29. Cemaat, tarikat, hizip, fırka, grup, sekt, klik militanlığından,
fanatizminden, holiganlığından tevbe edip bir daha yapmamaya kesinlikle
niyet etmeli.

30. Muhterem ve gayr-i muhterem kimseleri erbab haline getirmekten,
putlaştırmaktan son derece hazer etmeli.

31. Her sabah üç kere, her akşam üç kere besmele duasını okumayı âdet
edinmeli ve bunu hiç terk etmemeli. (Euzü billahi mineşşeytanirracim
BismillahirRahmanirRahim... Bismillahi hayrilesma... Bismillahillezi lâ
yadurru ma'asmihi şey'un fil ard vela fissema ve hüvessemiül'Alîm...)

32. Allahın vermiş olduğu iman nimetine çok şükretmeli, imanını kayb
etmekten çok korkmalı, imanını koruyacak tedbirlere ve sebeplere tevessül
etmeli

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
*
NEFİS MUHASEBESİ*

M.Zübeyir GÜNDÜZALP
(1920-1971)

*Herkese kendi âdeti hoş gelir.

* Fenalık ve iftiralara ne kadar fecî bir suretle mâruz kalınırsa kalınsın;
mukabele-i bilmisil etmemek, tövbe ve istiğfara devam etmek, sabır ve
tahammüle çalışmak öyle hâdiselerden ibret ve ders almak, mütecaviz ve
müfterilerle uğraşmamak, yüksek bir ahlâk ve kemâlâtın şiarındandır.
Enbiyalar, velîler, sulehâlar ahlâkı ile ahlâklanmaktır.

* Kendi nefsini daima kötülemek, kendi küçük kusurlarını büyük görmek,
başkalarının büyük kusurlarını küçük görmek, yüksek bir fazilettir.
Takvada, doğrulukta, edep ve ahlâkta kendisi azimetle amel etmeye çalışmak,
başkalarının lâkaydlıkları ile meşgul olmamak veya ikaz ve hatırlatmakta
mütevaziyane ve yumuşaklık göstermek büyük bir fazilet ve din kardeşlerinin
dinine, hizmet edebilmek için semeredâr bir düsturdur.

* İnsan beşerdir, hata edebilir. Hususen küllî ve umumî bir dâvânın
hizmetkârlarına yapılan taarruzların çokluğu, şeraitin (şartların)
ağırlığı: dâvayı inkişaf ettirmek, hizmetin önüne çekilen dehşetli
maniaları yıkabilmek için çeşitli hizmet şık ve şekilleri ararken, hepsinde
yüzde yüz isabete muvaffak olmak' pek müşküldür.

* Böyle bir hengâmede müspet netice vermeyen tedbirleri o müdebbire
söylemek lâzım iken, her ne sebeple olursa olsun, kat'iyyen başkasına
söylememek ruh, kalb, akıl ve feraset eseridir. Bunun aksine başkalarına
dert yanmak; safderunluk ve düşünce zaafının delilidir. Fayda vereceğim
zanniyle fikrinde taannüd ve taassub göstermek zarar vermenin en bariz bir
delilidir ki, bu da ahmaklığın gözlere görünecek derecede aşikâr olmasıdır.
Zira ahmaklığın tarifi "fayda vereceğim niyetiyle zarar vermektir."

* Kendisinin bir rey ve fikir sahibi olduğu gururuna kapılan, asıl rey,
tedbir ve vazife sahibi kimseleri kötüleyen, fakat kendisine toz
kondurmayan bir kimse: "Herkes için birer kusur buluyorum; acaba kusursuz
ben mi kaldım? Onlar benim aklımın ermediğini yakînen biliyorlar da,
tehevvüre kalkışıp veya o sözü içime atıp nefsimin, arkadaşlarımın kusurunu
veya aslında kusur olmayıpta benim kusur görmek ve başkalarına nakletmek
hususunda zorlatıcı bir kuvvet haline gelmemesi için, benim yüzüme vurmamak
edep ve hayasına mı riayet ediyorlar?.." diye bir mülâhaza yapsa, bir
zararı bin zarara çıkaran dedikoduculuktan kurtulması mümkün olur.

* İyi olmanızı istiyorsanız evvelâ kötülüğünüze inanınız; kusurlardan
kurtulmak istiyorsanız, evvelâ kendi kusurunuzu görüp, kendinizi kusursuz
zannederken, kusurlu olduğunuzu müşahede ediniz.

* Bahtlı ve talihli kimse, başkasına va'z edilirken ibret alandır.

* Kusurlu, hatalı bir arkadaşımızın yanlışlarını yumuşaklıkla, hürmet ve
tevazu ile yalnız ona söyleyiniz. Kabullenmezse dahi, ikinci bir kimseye
onun hakkında gıybet etmeyiniz. Birisinin kusurunu, kusur düzelteceğim diye
etrafa yaymak, şahsî kin, garaz, nefsin karışması gibi hallerin
zorlamasının neticesidir. Veyahut fayda veriyorum zannıyle zararların
üremesine sebeb olan bir safdillik ve bilememezliktir. Başkalara yaymak
değil, dâima ve dâima ona söylemektir. Söylerken de: "Acaba, hakikaten ve
bizzat nefsül emirde hata mıdır? Yoksa benim fikrime, görüşüme göre mi
hatalıdır?.." diye insan kendini murakebe etmelidir.
*******************************************************************************************************************************************************

[image: Satır içi resim 1]

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/groups/opt_out.


<<kemalağa (2) -.jpg>>

Cevap