[image: sürü 
pisikolojisi]<http://www.cemcemii.com/wp-content/uploads/2013/07/karikatur-suru-psikolojisi-ve-tehdit-3050-I4.jpg>

Neyin peşinde acaba?

Ne kötü çocuktum ben. Kötü çocuk, sorunlu ergen, gaddar abi... Küçük ve adi
emellerim için he zaman aynı derecede basit oyunlarım vardı. Seksen üç kışı
çok uzun sürmüştü İstanbul'da. Yarıyıl tatilini bitirip okula başlamamızın
üzerinden daha iki gün geçmişti ki akşam saatinden başlayan kar bütün şehri
üzerinden haftalarca kalkmayan beyaz örtüyle örtmüştü. Televizyon ve radyo
uzun kar tatilinin devam ettiğini haber vermişti günlerce.

Saçaklardan sarkan sivri uçlu sarkıtları kartopuyla düşürerek gezinirdik
sokaklarda. Üzerinde top oynadığımız kar, arada bir çıkan kış güneşiyle
gevşer, yarı çamurlu, vıcık vıcık kar suyu ayaklarımıza işlerdi. Üşümezdik
nedense. Dışarısı bizim yaşımızdaki çocuklar için eğlenceliydi ama belki de
artık kendimi çocuk saymadığım için, benim aklım daha çok içerideydi. Bir
an önce eve  dönüp günaha girmek için fırsat kollardım.

O soğuk günlerde bizimkiler nerelere giderdi hatırlamıyorum. Soğuktan
dudaklarımız morarmış halde döndüğümüz evde çoğu zaman kardeşimle yalnız
kalırdık. Tepeleme doldurulmuş sobanın üzerinde ekmek kızartıp tereyağı ve
balla yediğimiz sırada aklımın bir köşesinde az sonra işleyeceğim suç için
kardeşimi dışarı nasıl sepetleyeceğimin yolları olurdu. Her seferinde aynı
oyuna gelirdi dik başlı kardeşim. Hiç gerek yokken, konusu bile edilmezken
"Dışarısı çok soğuk" derdim. Sonra sesimi olabildiğince sertleştirip emir
kipinde konuşurdum. "Sakın dışarı çıkayım falan deme fena yaparım." Garibim
ne de çabuk sinirlenirdi. Anında aramızda çıkarım çıkmam kavgası başlardı.
Kışkırtabildiğim kadar kışkırtır, sonunda kavgayı onun kazanmasını
sağlardım. Sözümü dinlemeyip kapıyı vurup çıktığında ev bana kalırdı.

Dedemin tahta bir kutusu kutunun içerisinde kendi eliyle yaptığı pipolar ve
tütünleri vardı. Tamire gittiği hatırlı müşterilerinden birisinin hediye
ettiği ince, uzun, kalın, kısa onlarca puronun yanı sıra, yurtdışına gidip
gelenlerin hediye ettiği değişik sigaralar aynı kutunun içinde dururdu.
Evde yalnız kalır kalmaz soluğu onun odasında alır kutuyu açar, öksüre
tıksıra pipo dumanını içime çeker, ayna karşısında Amerikan film yıldızları
gibi purolu pozlar verir, zaferle sonuçlanan psikolojik harekâtımın tadını
çıkartırdım.

Birisine bir iş yaptırmanın yollarından birinin, kendisine tam tersini
buyurup, yapmazsa başına geleceklerle tehdit etmek olduğunu o günlerde
öğrenmiştim ama bunun kalabalık insan topluluklarını harekete geçirmenin de
yollarından birisi olduğunu ancak bu günlerde fark edebildim. İnsanın
içinde her zaman hakkını aramaya, alamazsa isyan etmeye, bağırıp çağırmaya
hazır isyankar bir çocuk vardı sonuçta. Kim bilir? Sakın isyan etmeyin
diyenlerin asıl amacı, isyanı başlatıp, çocuğu karda kışta sokağa çıkarmak
mıydı acaba?

Demem o ki  televizyonlarda, gazetelerde, kürsülerde büyük laflar edenler,
yine her zaman yaptıkları gibi olmadık zamanda,  olmadık sivri bir laf
etmişlerse eğer,  kızmadan ya da onları alkışlamadan önce dikkat etmek,
neyin peşinde diye biraz düşünmek lazım aslında. Hiç gereği yokken, konu
uzaktan yakından orayla alakalı bile değilken, "Sakın ha!"  diyerek
yasaklar koyup, kafanızı gözünüzü yararım tehditleri savurup, sinirinizi
zıplatan, ayranınızı köpürtüp kabartan bir adamla karşılaştıysanız eğer,
bir kez daha düşünün diyorum artık. Siz onun "Sakın ha!" dediklerini
çiğnemekle meşgulken büyük bir ihtimalle,  o tütün kutusuna dalacak,
pipoları, puroları talan edecektir.  Şekilde görüldüğü gibi...

http://www.cemcemii.com/sakin-ha-diyen-adama-dikkat/

[image: Kurşun Kalem]

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/groups/opt_out.


Cevap