HAYATIN İÇİNDEN
*KAHVE MOLASI*
* *
* *
*Hüseyin BAYHAN *
* *
* Hayat Bilgisi*
*Herkes İçin Geçerli Bir Reçete*
*
Hiçbir şey için "benimdir" deme, "yanımdadır" de.
Çünkü hiçbiri şey daima seninle kalmaz.*
*Yaradan, insanın karşısına tahmin bile edemeyeceği sürprizler çıkarıyor.
"Olmaz, yapamam" dediklerimizi yapıyoruz, "bu benim başıma gelmez"
dediklerimiz, başımıza geliyor, kocaman kocaman laflarımızı tek tek
yutuyoruz. **Yani hayat bizi yavaş yavaş törpülüyor, sivriliklerimizi
alıyor.*
*
*
*Bu güne kadar öğrenmek istediğimiz, yapmak istediğimiz her şeyi denedik ve
yaptık. Bana bunun bir kabiliyet olduğunu söylediler. Hayır, denemeden
hiçbir şeye yapamam demedik.
*
*Bugüne kadar.... bu benim başıma gelmez demedik, hayret hayat bizi
şaşırtmadı. Affetmeyi öğrendik. Törpüyü ben kendimiz kullandık. Çok şükür
kimse bizi törpülemedi. Çünkü yumuşak başlıyız. İnandıklarımızda inatçıyız.
*
*
*
*Vermek vermek vermek... Hep eksiliyoruz sandık, Ama şimdi,
okuduklarımızla ne kadar güçlendiğimizi gördük. Başkalarını
kandıramayacağımızı, sadece kendimizi kandırdığımızı öğrendik.
*
*Kendimizle yüzleşiyoruz. Hatâlarımızı keşfediyoruz. Böylece tâze kalıyor,
yenileniyoruz. Aynı kararda asla kalmıyoruz. Belki geç oluyor, ama sonuçta
oluyor.
*
*Kimisinin izi kalsa da, sarılmayan yara kalmıyor. Başımıza gelen her ne
ise, sevip terk edilmek de olsa, kavuşamamak da olsa, ayrılmak da olsa,
hepsinin bizim için hayırlı olduğunu anlıyoruz. Kaderimizi yazanın sadece
bizim için "hayır" dilediğini biliyoruz. O'na güveniyoruz.
*
*İşte o zaman hiç yanılmıyoruz. Mutsuz da olmuyoruz. Başımıza gelen her ne
ise. Vaki olan her ne ise...
*
*İnandık, iman ettik, huzuru bulduk sonunda. Her yeni gün yepyeni şeyler
getiriyor. Her yeni günde sonlar yaşanırken, ilkler de yaşanıyor.
Bitişler yaşanırken, başlangıçlar da yaşanıyor. Her yeni gün yeni hasatlar
yapılırken, yeni tohumlar da ekiliyor. **Tıpkı ölümle doğum gibi...*
*
*
*Âşık olduğumuzu zannettiklerimize, gerçekten âşık olmadığımızı,
dostlukların aşk kadar önemli olduğunu anlıyoruz zaman içinde. Olmazlar
için döktüğümüz gözyaşlarına üzülüyor, v**aktiyle kızdığımız şeylere
gülüyoruz.*
*Nefretler yok oluyor, evvela kendimizle barışıyoruz. Kendisi ile barışık
olanın, kendiliğinden dünya ile barışık olduğunu öğreniyoruz.*
*
*
*Taşkınlıklar duruluyor, duruluyoruz. Yaradan'ın sürprizleri hiç bitmiyor.
Harika bir duygu kapımızı çalıyor. Gönlümüze buyur ediyoruz.
"Her şey bitti" dediğimiz anda yepyeni kapılar açılıyor, yepyeni insanlarla
tanışılıyor, yepyeni fırsatlar karşımıza çıkıyor.*
*
*
*Her gelen gün, yepyeni bir gün. Bir öncekine hiç benzemiyor, ve biz artık
bunu biliyoruz.*
* *
*KISSADAN HİSSE*
*Hiç Kimse Kendisini Vazgeçilmez Sanmasın*
*Bir gün bir doktora, gerginlik ve tedirginlikten şikayetçi olan bir hasta
gelmiş.
Yapması gereken çok işinin bulunduğunu;
Fakat kendisinin rahatsız,
İşlerin ise beklemeye tahammülü olmadığını söylemiş.
Doktor: Bu işleri başka biri yapamaz mı?
Ya da bir başkası size yardımcı olamaz mı? diye sormuş.
Adam, onları yalnız ben yapabilirim;
Bütün işler bana bakıyor! diye cevap vermiş.
Doktor, Sana bir reçete vereceğim.
Bu Reçeteyi aynen tatbik etmen gerekiyor!
Diyerek, yazıp eline vermiş.
Adam reçeteyi eline alıp baktığında, hayretler içinde kalmış.
Reçetede, her gün en az iki saat işi bırakıp yürüyüş yapacaksın ve her
haftanın yarım gününü bir mezarlıkta geçireceksin yazıyormuş.
Hasta adam; Yürüyüşü anladık ama;
Neden Mezarlık? diye sormuş.
Doktor: Oraya gidip Mezar taşlarına bakmanı istiyorum. Mezarlıklar,
kendilerini vazgeçilmez sanan İnsanlarla doludur. Sen de onlar gibi ölüp
mezarlığa gömülünce, kendinden başkasının yapmasına imkan olmadığını
zannettiğin işlerin, başkaları tarafından da yapılmaya devam ettiğini
göreceksin, demiş.*
*Evet, bulundukları noktada kendilerini vazgeçilmez gören;
Halbuki orada, problem çözmek yerine, problemin bir Parçası olduğunun,
farkına varmayan insanlar için de, Doktorun Reçetesi geçerli değil mi?
Aslında, kendini bu Hasta adam gibi gördüğü sürece.*
*NÜKTELER*
* *
*Bir İnsanı Tanıma Yolları Nelerdir?*
*'Bir adam bir hususta Hz. Ömer'in yanında bir şâhitlikte bulunmuştu. Ömer
ibnü'l-Hattâb hazretleri ona, *
* ' Ben seni tanımıyorum, seni tanıyan birini getir, dedi.
Orada bulunanlardan birisi,
' Ben onu tanıyorum, deyince Hz. ömer,
' Nasıl bilirsin? diye sordu. O da,
' Emin ve âdil bir adam olarak tanıyorum, cevabını verdi.
Hz. Ömer sordu:
' Gecesini gündüzünü bildiğin, yakın bir komşun mudur?
' Hayır, dedi adam.
Hz. Ömer devam etti: *
* ' İnsanın takvasını ortaya koyan, muamelesidir. Bu adam, alış-veriş
yaptığın bir kimse midir?
Adam tekrar,
' Hayır, dedi.
Hz. Ömer (r.a.) bu defa; *
* ' Bununla, insanın ahlâkının güzel veya çirkin olduğunu anlamaya imkân
veren bir yolculuk yaptın mı? diye sordu.
Adam bu soruya da, 'hayır' cevabını verince, Hz. Ömer,
' Sen onu tanımıyorsun, dedi ve sonra da adama dönerek,
' Git, seni tanıyan birini getir, buyurdu.'
*
*SEVGİ*
* *
*Mutlu Olmak İçin*
*
*
*Hayattaki amacımız ne?*
*Çoğunluğun vereceği cevap "mutlu olmak"tır. İyi hoş da, doğduğumuz andan
itibaren bize bu neden hiç anlatılmaz? **Evde ve ya okulda neden bundan hiç
bahsedilmez? Bize okulda yaklaşık yirmi yıl boyunca lüzumlu lüzumsuz
binlerce şey öğretildi, hattâ ezberletildi. *
*
*
*Çocuklara "büyüyünce ne olacaksın" diye sorarlar ya hani. Siz hiç bir
çocuğun "ben mutlu olacağım" dediğini duydunuz mu? Çünkü çocuklara mutlu
değil, başarılı olmak öğretilir. Her daim komşunun oğlundan yahut
kızından bir adım önde olması. Bir yarış atı gibi yani. Ama çocuk daha
fazla para, ün, şan, şöhret istiyor mu peki? Belki çobanlık yapmak istiyor,
tabiatta hayvanlarla başbaşa, yapayalnız olmak onu mutlu ediyor. Çobanlık
onun hayatının mutlu geçmesi için gayet güzel bir yol olamaz mı yani? Bunu
kalkıp çevresindekilere söylese, herhalde başına saksı düştü zannederler.
Asıl konuya gelecek olursak nasıl mutlu olacağız biz?*
*
*
*Öncelikle bildiğim şu: mutluluk bir şeylere sahip olunduğunda elde
edilebilecek bir şey değil. Bir miktar para seni mutlu edecek sanıyorsan
yanılıyorsun çünkü o miktar sahibi olduğunda sana yine yetmeyecektir emin
olabilirsin.*
*
*
*Mutluluk asla bir varış noktası da değildir.*
*Dünyevi gayret neticesi geldiğin maddi noktayla mutlu oluyorsan, o nokta
seni asla kesmeyecektir ve o haz seni yine dürtükleyecektir. Yani hep daha
fazlasını isteyeceksin.*
*
*
*Bunu yapma. Eşyalarının tümü sende şu anda emanet ve nefesin durduğunda
hepsini başkaları kullanacak yani sen kiracısın dostum bu hayatta.*
*
*
*Peki sonuç: Bunları yapmayalım da, nasıl mutlu olalım?*
*Evvel emir, sen vaz geçilmez değilsin. Bu dünyadan ne vazgeçilmezler geldi
geçti. Ne güçlü ne zengin ne sultanlar öldü gitti sen hala yaşıyorsun ve ne
kadar şanslı olduğunun farkında değilsin.*
*Dostluklar kurmalısın sağlam, samimi içten arkadaşların olmalı. Hayatının
akıp gidişini beraber izlediğin ve keyif aldığın insanlar.*
*Son nefesini vereceğin dakika bir sayaç gibi saniyelerini sayarken ve sen
sona ne kadar yaklaştığını bilmiyorsan eğer, her ânının kıymetini
bilmelisin ve zindan etmemelisin kendine hayatı. Kaderine yön verirken şunu
asla unutmamalısın: Rabbin önüne ne getiriyorsa onu sakinlikle ve sevgiyle
kucaklamalısın.*
*Çok paran varsa bir çok kişinin hayatlarına dokun iyiliklerinle (maddi ve
ya manevi). Ve işte senin paran bu sayede ölümsüz oldu..*
*Bedenimizin ihtiyaçları o kadar az ki; bedenimizden acıyı uzak tutalım,
kendimize yeni manevi hazlar bulalım yeter. Tabiatımız bundan fazla bir şey
istemez. Mesela bir dere kenarında, çimenlerin üstünde, koca bir ağacın
gölgesi altında oturup onların güzelliğini içine sindirelim, o güzellikleri
'Yapan'ı düşünelim. Bakalım mutlu oluyor muyuz, olmuyor muyuz.*
* *
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/groups/opt_out.